Siyasetçiler Çıldırmış Olmalı

Bilin ki iş çığırından çıktı. Bu toplum bir patlarsa, bir kapışırsa bir daha asla bir araya gelemez.

Bazı siyasetçilerin söz ve tutumlarıyla cesaret verdikleri bilinen insanlık dışı terörün son örneği can yaktı. Yeni Zelanda’da camilere karşı girişilen feci katliamı nefretle kınıyor, yaşamını yitiren Müslümanlara Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifa diliyorum.
 
Yerel seçim; demokrasinin gereği, mutat, daha iyi hizmet edecekleri iddiasındakilerin yarışması olmaktan çoktan çıkmıştı. Şimdi çığırından da çıktı. İç savaş tamtamları çalınıyor. Kütahya’da il başkanı “Millet ittifakına destek verenler seçimden sonra mahallelerde, sokaklarda gezemeyecekler.” demiş. Asayişten sorumlu bakan: “31 Mart akşamı Cumhur İttifakı’nda bir zafiyet olursa, bunu da Doğu ve Güneydoğu’ya giden bir kardeşiniz olarak söylüyorum; ertesi sabah 1 Nisan’da 6 yaşındaki masum çocukların eline silah vererek kaymakamlık ve valilikleri altüst ederler.” demiş. Kozan’da başkan adayı "İki parti tek parti oldu. Tek partinin adına da Cumhur İttifakı dedik arkadaşlar. Rabbimin izniyle, bu Cumhur İttifakı'yla pazara kadar değil mezara kadar gideceğiz inşallah. Bu düşmanları da bu memlekette yok edene kadar, kanımızın son damlasına kadar mücadele verip Rabbimin izniyle bunların içte ve dışta anasını belleyeceğiz arkadaşlar." demiş. Allah’ın ismiyle ana bellemeyi aynı cümleye sokuşturabilmesi seviyesini gösteriyor. Anacığı için üzüldüm.


 
Taraftarlarına silahlanma çağrısı yapanlar, sosyal medyada tabancalı, tüfekli, baltalı, kamalı fotoğraflarını yayımlayanlar. Ormana gömdüklerini çıkarma vaktinin geleceğinden söz edenler. Mafya özentisi tiplerin benzer sözleri tarafları can düşmanı yapıyordu uzun zamandan beri. Seçim kampanyalarıyla bu düşmanlık zirveye çıktı. Taraflardan biri silahlanma çağrılarında bulunurken diğer tarafın da aynı yolu seçmesi ihtimali korkutuyor insanı. Gerçi iki ihtimal de felaket. Birinde taraflardan biri karşı koyamayan diğerini kıtır kıtır kesecek. İkincisinde iki taraf birbirini kırabildiği kadar kıracak, kim daha az kayıp verirse “Pirus zaferi” misali kazanmış sayılacak. Ya taraflardan biri “Erken davranan kazanır.” diye 31 Mart’ı beklemeden hücuma geçerse…
 
Bu iç savaş çığırtkanlarından sormak isterim. Ülke nüfusunun yaklaşık yarısı, diğer yarısına muhalif. Kundaktaki bebekleriyle, çoluk çocuk on milyonlarca insanı mı katletmeyi düşünüyorlar? İnşallah sadece siyasete bulaşan birkaç yüz bin kişiyi fişlemişlerdir, onları katletmekle yetinirler(!) O zaman da ülkede kalanların bir arada yaşama imkânı, isteği, azmi kalkmamış demektir; ama o kadar sıkıntıya da eyvallah mı, derler?
 
Zaman zaman türlü hile yolları bulunuyor ancak, seçimde oyların gizli olması, oy sayımının açık yapılması gerekiyor. Kütahya İl Başkanı vatandaşın gizli olarak verdiği oyun kime gittiğini nasıl bilip seçimden sonra muhalif oy kullananları sokağa bırakmayacak? Bir yolunu bulmuştur, fişleme yapmıştır belki de.
 
Bir ülkede birlik ve beraberlik varsa her türlü beka sorununun üstesinden gelinir. Milletimiz, başta Kurtuluş Savaşı’nda olmak üzere defalarca ağır beka sorunlarıyla karşılaşmış ve bunları birlik, beraberlik, dayanışma içinde aşmıştır. Ülkede birlik beraberliğin bozulmuş olması ise bizzat en ağır beka sorununu oluşturur. Sorun yaratacak düşmana, dış güce filan hiç ihtiyaç kalmaz.
 
Siyasetçilerimiz, uzun zamandan beri milleti birbirine düşman kamplara bölmeye çalışmaktadırlar. Soydaşlarına karşı empatinin, hoşgörünün, insafın, merhametin yerini kin, öfke, ön yargı, acımasızlık almakta; ülkeyi beka sorunuyla yüz yüze getirdiklerini kabul etmemektedirler.
 
Hangi aşamadayız tam belirlemek mümkün değil, ancak bir sonraki aşama birbirimizin felaketlerine sevinme alçaklığı olacak. “Filanca feci bir kazada hayatını kaybetmiş. Ohh, şıngır da şıngır! Filan ilde deprem olmuş, yüz binden fazla ölü var. Ohh, şıngır da şıngır, orada oyların %74’ü filan ittifaka çıkıyordu, inşallah ölü sayısı birkaç yüz bine çıkar!” Bu kadar alçalabilir miyiz? Görüntü olur, diyor. Bu yüzden herkes aklını başına almalı, siyasetçilerin düşmanca sözlerine kapılmamalı, siyasete mesafeli olmalı, militanlaşmamalı. Kendi aklımızı ve fikrimizi kullanarak oyumuzu verdiğimiz an bizim için görevin bittiğini bilmeli; eşimiz dostumuz, konumuz komşumuz herkesle huzur içinde yaşamaya devam etmeliyiz.
 
Kimse milletin fıtratına, özüne, seciyesine güvenmesin; “Siyaset gereği topluma düşmanlık tohumları ekelim, gerektiğinde bir iki kardeşlik nutkuyla ortalığı toparlarız.” demesin. Bilin ki iş çığırından çıktı. Bu toplum bir patlarsa, bir kapışırsa bir daha asla bir araya gelemez.
Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.