Siyasette Etiğin Yeri Olmamalı mı?

Sosyal medyada MHP ve Akparti Genel Başkanlarının ve parti yöneticilerinin birbirleri, hatta seçmenleri için ağır hakaretlerle dolu konuşmalarının videoları yayımlanıyor.

Siyasî partilerin hangi işlerinin toplumun genelini ilgilendirdiği, hangi işlerinin sadece o partinin iç işleri sayılarak dışında kalanları ilgilendirmeyeceği konusu hayli tartışmalı. Partilerin üst yönetimlerine bakarsanız onların icraatlarını eleştiren herkes haddini aşarak partinin iç işlerine karışmaktadır. Onlara göre partilerine oy veren ya da ilk seçimde oy vermeyi düşünen kişinin bile hiç söz hakkı yoktur. Daha doğrusu genel başkan dışında kimsenin böyle bir hakkı yoktur.
 
Aslında ülke siyasetini etkileyen her husus, bu ülkenin her vatandaşını yakından ilgilendirir; ilgilendirmelidir de. Sonuçta siyasî partilerin yaptığı ya da yapmadığı her şey hepimizin yaşamını ve geleceğini etkilemektedir. Dolayısıyla basında siyasî partilerle ilgili her haber, her köşe yazısı, her yorum; yapanların, yazanların temel vatandaşlık haklarıdır. Siyasete soyunanlar, her türlü eleştiriye katlanmak zorundadır.
 
MHP’de yaşanan gelişmeler şaşırtmaktan öteye akla sığdırmakta zorluyor insanları. MHP Genel Başkanının ittifak, Cumhurbaşkanı seçimi ve Akparti’ye 2024’e kadar destekle ilgili açıklamaları gündemi doldurdu. Sosyal medya yıkıldı, yıkılmaya devam ediyor. Medyada bunun siyasî sonuçlarıyla, seçimlere nasıl yansıyacağıyla, MHP tabanında nasıl karşılanacağıyla ilgili pek çok yazı ve yorum yayımlandı. Bu konuda benim fazladan ekleyebileceğim değişik bir bakış açım yok. Ben konunun farklı bir yönü üzerinde duracağım.


 
Sosyal medyada MHP ve Akparti Genel Başkanlarının ve parti yöneticilerinin birbirleri, hatta seçmenleri için ağır hakaretlerle dolu konuşmalarının videoları yayımlanıyor. Kendileri unutmuş olabilirler; ama halk unutmuyor. Sağ olsun sosyal medya da, unutulmasına izin vermiyor. Belki de bizim siyaset âlemimizde bu çok normaldir, “Dün küfürleşiriz, bugün hiçbir şey olmamış gibi kucaklaşırız.” anlayışı normaldir. Ülküsü olduğu iddiasındaki insanlarda görülmesi mümkün olmayan bu durum, sıradan bir insanda bile hiç hoş karşılanmaz. Siyasetçilerde hoş görülebileceğine de hiç ihtimal vermiyorum. Böyle bir tanıdığım olsa ondan vebadan kaçar gibi uzak dururum. Vatandaşın buna tepkisi olur mu göreceğiz.
 
Asıl sorun parti yetkililerinin birbirleriyle küfürleşmekle yetinmeyip karşı tarafın seçmenlerine de dil uzatmalarında. Parti tabanları bundan etkileniyor. Yukarıdan aşağıya indikçe şiddeti artan, yukarıdaki vur deyince aşağıdakince öldür anlaşılan bir kin, öfke, öç alma yarışı başlıyor. Aynı ailenin fertleri arasında bile gittikçe artan düşmanlıklara, kamplaşmalara yol açıyor. Bazı fanatik seçmenlerin birbirine girmesi an meselesi.
 
Daha ağır sözleri bir tarafa bırakıp kısmen hafif birer örnek vermekle yetinelim: Yukarıdakilerin kucaklaşması güzel de aşağıda MHP seçmeni kendilerine “İte tapanlar, Fatiha’yı bile bilmeyenler…”, Akparti seçmeni kendilerine “Koyunlar…” denmesini nasıl unutup yan yana gelebilecek? Tek güvencemiz: “İnsanoğlu nisyan ile malüldür.” (İnsanoğlunda unutma hastalığı vardır) sözü. Rahmetli Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in “Dün dündür, bugün bugün.” sözünde de teselli arayabiliriz.
 
Maalesef siyasetçilerimizin konuşmalarında rakiplerine ettikleri hakaretler her geçen gün biraz daha ağırlaşıyor, dozunu artıyor. Bazı sözlerin onda birini herhangi birine söyleseniz kesin kan çıkar. Gidişat, birlik ve beraberliğimizi dinamitleyen ve bizi gelecek endişelerine sürükleyen bu tavrın seçim dönemi yaklaştıkça daha da ilerilere taşınacağını gösteriyor. Halbuki Suriye’deki gelişmeler, birbirimizle daha sıkı kenetlenmemiz gereken günlerin gelmekte olduğunu gösteriyor.
 
MHP Genel Başkanının bugün ortaya koyduğu Akparti sevgisinden, Sayın Cumhurbaşkanı’na bağlılığından bütün siyasetçiler ders almalı. Demek ki 180 derecelik bir dönüşle dün iki dünya bir araya gelse yüzüne bakmayacaksınız sanılan insanlarla, en büyük düşman gibi gördüğünüz rakiplerinizle bile dost olabiliyorsunuz. Hatta bütün varlığınızı onların varlığında eritebiliyorsunuz. Keşke daha önce yaşanan örneklerden ders alsaydınız, hakaret ederken biraz ölçülü olsaydınız.
 
Bu konuda Sayın Numan Kurtulmuş ve Sayın Süleyman Soylu da benzer bir tablo sergilemişlerdi. Onların da Akpartiye ve Genel Başkanına ağır hakaretlerle dolu videoları hâlâ sosyal medyada geniş yer buluyor. Geçmişte onların yaşadıklarından ders alınmış olsaydı, bugün tavır değiştirmekte daha az güçlük yaşanırdı sanırım.
 
Öyleyse yarın bakacağınız yüze bugün tükürmemelisiniz. Rakibinizi hakaret etmeden de eleştirebilirsiniz. Kişiliklere saldırmadan da rakip partinin icraatlarına karşı çıkılabilir.
 
Geleceğin neler getirebileceği bilinmez. MHP Genel Başkanı ve yetkilileri bugün Sayın Meral Akşener ve İYİ Parti, Sayın Kemal Kılıçdaroğlu ve CHP hakkında konuşurken de çok ağır sözler sarf ediyorlar. Karşılıksız da kalmıyorlar. Ya yarın bir gün İYİ Parti ve CHP ile de kucaklaşmak, birlikte hareket etmek durumunda kalırlarsa… Bence bütün tarafların ihtiyatlı olmalarında, sözlerinde ve davranışlarında ölçüyü kaçırmamalarında yarar var.
 
Sonuçta siyasetin de bir etiğinin olması şart.
Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.