Siyasette Her Çirkinlik Mübah mı?

Demokrasinin söz konusu olmadığı ülkelerde siyaset, gerektiğinde her yola başvurmayı da uygun bulur. Hatta bu konuda dini referanslar verecek, siyaset uğruna yalanı, dolanı savunacak fetvalar verecek

Siyaset; her ülkede, demokrasi olsun ya da olmasın, ülke rejiminin adı her ne olursa olsun yönetenlerin ve yönetime talip olanların iktidar için başvurdukları yöntemlerin genel adıdır. Demokrasinin söz konusu olmadığı ülkelerde siyaset, gerektiğinde her yola başvurmayı da uygun bulur. Hatta bu konuda dini referanslar verecek, siyaset uğruna yalanı, dolanı savunacak fetvalar verecek din adamları bile bulunur.
 
Medya; asli görevini unutmuş, siyasete alet konumuna gelmişse onun da her türlü yola başvurmayı mübah göreceği şüphesizdir. Burada iktidar ya da muhalefet yanlısı olmanın ötesinde bir durum söz konusudur. Yalan haberler üretmekten, montajlar yapmaktan, karşı çıkılana tuzaklar kurmaktan söz ediyoruz.
 
Sıradan bir demokrasi olma aşamasının ötesine geçtiğimiz, artık ileri demokrasi ülkesi olduğumuz iddialarına inanmak isteriz. Ancak şu son seçim döneminde siyasette ve medyada gördüklerimiz bizi şüpheye düşürüyor. Ülkemiz bir zamanlar her türlü siyasi komplonun kurulduğu, devlet istihbaratının da alet edildiği FETÖ yöntemlerinin hala geçerli olduğu, kamera kayıtlarının ortaya döküldüğü çirkinlikleri yaşıyor.
 
Taksim’in ortasında yer alan ünlü bir otelde basın toplantısı dolayısıyla onlarca gazeteci bulunurken yapılan bir görüşmenin kamera kayıtları yayımlanarak gizli görüşme yapıldığı iddia ediliyor. Akıl tutulması desek yeridir. Gizli görüşme böyle mi olur? Bu gizli görüşmenin 16 Haziran Pazar günü yapılan iki adayın münazarasına nasıl bir etkisi olmuştur? Gizli görüşme iddiasındaki basın’ın manşetleri 17 Haziran sabahı “İmamoğlu’nu Yıldırım çarptı.” vb. ile doluydu. Münazarayı Yıldırım açık ara kazanmışsa, İmamoğlu’nu silip süpürmüşse Küçükkaya ve İmamoğlu gizli görüşme yaparak nasıl bir komplo kurmuşlar ki? Münazara sonunda Yıldırım, Küçükkaya’ya düzgün ve tarafsız yönetimi için teşekkür etmişse bu nasıl bir komplodur?
 
Şu seçim hayırlısıyla bir geçse de normale dönsek diye dua eder olduk. Bunca kavga, ayrıştırma, küfür, kıyametten sonra ne kadar normale dönebileceğimiz de tartışmalı. “İnsanoğlu nisyan (unutma) ile maluldür (hastalıklıdır).” diyelim.
 

 
BEĞENMEDİĞİN SİYASETÇİYİ, GAZETECİYİ LİNÇ ET
 
Demokrasi kültürümüz her geçen gün geri gidiyor. Gazeteci ve siyasetçi dövmek vukuat-ı adiyeden oldu. Şimdilik ölen yok, inşallah yakında onu da görmeyiz. İyi Parti kurucu üyesi Metin Bozkurt, sekiz kişinin saldırısına uğrayarak hastaneye kaldırıldı. Dövülenin kimliğine göre dövenlere uygulanan adaletteki farklılık da cabası.
 
Kime uygulanırsa uygulansın şiddet kınanmalı, öğülmemelidir. Bu son saldırıyla ilgili en vahim gelişme adını medyada bulabileceğiniz bir siyasetçinin sahip çıkması, destek vermesi, üstlenmesi. Adı geçenin Twitter’deki paylaşımları şöyle: “Kendisini ülkücü olarak tanımlayarak PKK sevici Ekrem Papazoğlu’na destek arayanlar er ya da geç ülkücü adaletle tanışacaktır. Demokrat Ülkücüler adı altında namussuzluğa imza atanların sonu bellidir. Çakallara haddini bildiren Bozkurtlara bin selam…”
 
Bu kişi ayrıca İmamoğlu’na destek vereceğini açıklayan Ülkücülerin adlarını da paylaşarak hedef gösteriyor. İkinci paylaşımında: “Milliyetçi-Ülkücü hareketin ismini kullanarak PKK işbirlikçilerine destek arayan bu hainleri unutmayacağız… Ya tam susturacağız ya kan kusturacağız!” diyor.
 
Umarım bu kişi aşırını da aşırısına kaçtığının farkına vararak pişmanlık duymuştur. “Allah akıl fikir versin.” demekten başka şey gelmiyor elden. İnşallah bizi çok kanlı kavgaların yaşanacağı bir dönem beklemiyordur. İnşallah ülkeyi yönetenler de bu tarz yaklaşımların işlerini çok güçleştireceğini farkına varır ve gereken önlemleri alırlar.
Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.