Suriyeli Yavrucuğun İntiharı

Dokuz yaşındaki çocukların intiharına hemen hemen hiç rastlanmamıştır. Yılların istatistiklerinde örneği bulunmamaktadır. Bu açıdan durum hayli şüphelidir.

Dokuz yaşındaki Suriyeli yavrucuğun mezarlık kapısına asılmış halde bulunması, herkesin varsa yüreğini dağladı. Yüreği dağlanmayanlar da mı var? Evet, intihar olduğu öne sürülen bu ölümü fırsat bilip istismarına yönelenler var. Bundan, sayıları beş milyonu bulan Suriyeli sığınmacıların yol açacağı demografik, sosyal, kültürel, ekonomik sorunları, güvenlik sorunlarını dile getirip çözüm bulunmasını isteyenleri sorumlu gösteren medya mensupları ve sosyal medya trolleri başkaldırdı. Özellikle konunun uzmanı, milliyetçi iki profesörümüze etmedik laf bırakmadılar.
 
Efendim, başta bu profesörlerimiz olmak üzere, (Adlarını özellikle vermiyorum. Kendilerini savunamıyorlarmış da haddim olmayarak ben üstlenmişim gibi anlaşılabilir.) Suriyeli sığınmacılar konusunda endişe belirten herkesi ırkçı, faşist, insanlıktan ve ensarlık erdeminden yoksun kişiler olarak suçluyorlar. Bu kişilerin körüklemesi yüzünden Suriyeli yavrucuğun okulunda dışlandığını, öğretmeni tarafından azarlandığını, bunlara dayanamadığı için intihara sürüklendiğini iddia ediyorlar.
 
Ölümün intihar mı cinayet mi olduğu konusu henüz net olarak ortaya konmadı. Dokuz yaşındaki çocukların intiharına hemen hemen hiç rastlanmamıştır. Yılların istatistiklerinde örneği bulunmamaktadır. Bu açıdan durum hayli şüphelidir. Çocuk, 2018 yılı Mart ayından bu yana bir buçuk yıldır aynı okulda okumaktadır ve başarılı bir öğrencidir. Bu süre uyum sağlaması ve kabul görmesi için yeterlidir. Milli Eğitim yetkilileri, iddialar üzerine bir araştırma yapmış; okulda arkadaşları arasında sevildiğini, öğretmeni tarafından azarlanmadığını, örnek öğrenci seçilerek onurlandırıldığını açıklamıştır.


 
İntihar, kişiyi intihara götüren süreç, kişinin intihara eğilimli olması gibi hususlar uzman psikiyatrlar dışındaki kişiler tarafından kolayca hüküm verilebilecek konular değildir. İntihar, hemen öncesinde yaşanan herhangi bir olaya bağlanarak açıklanamaz.
 
Magazin medyası, intihar olaylarından dramlar yaratmaya; intiharın sorumluluğunu medyada en çok ses getirecek, en çok reyting sağlayacak biçimde birilerine yüklemeye meraklıdır. Hele işin içine bir aşk da karışmışsa günlerce tefrika edilir. Bu defa Suriyeli yavrunun intiharına magazin medyasının dışındakilerin ilgisi daha yoğundu.
 
Aşağı yukarı aynı zaman diliminde, Özbek kardeşimiz Nadira Kadirova’nın intihar olarak açıklanan ölümü üzerine de hayli saptırıcı yayın yapıldı. Olayın bir Akparti milletvekilinin evinde yaşanmasından mı bilmem. Emniyet ve yargının FETÖ işgaline uğradığı dönemlerin yarattığı güvensizliğin önemli rolü var sanırım. İnsanlarda örtbas edildiği endişesi var.
 
AB ülkeleri, oralara ulaşabilmiş pek az Suriyeliyi Türkiye’ye göndermeye çalışırken, Macaristan iki bin Suriyeliyi kabul edelim mi etmeyelim mi diye referandum yaparken, bizim beş milyon civarında sığınmacıyı kucaklamamızın elbette üzerinde durulmalı; alınması gerekli önlemler varsa araştırılıp uygulanmalıdır. İdlip yöresinden gelme ihtimali gittikçe yükselen bir buçuk milyon sığınmacının mevcut riskleri artıracağına da şüphe yoktur.
 
Bilimsel çalışmalarla bu konuda karşılaşılabilecek riskleri ortaya koyan, bu risklerden korunmak için yapılması gerekenleri öneren, Suriyeli sığınmacıların güvenlik içinde yurtlarına dönmelerinin çarelerini araştıran, bu yolla Suriye’nin bölünmesinin ve Fırat’ın doğusunda PKK devleti kurulmasının önüne geçilmesini isteyen kişileri birtakım bahaneler üreterek, fırsatlardan yararlanarak suçlamak sadece tam tersine amaçlara hizmet eder. Adı geçen profesörlerin bugüne kadar Suriyeli sığınmacıları küçümseyen, düşmanlık içeren hiçbir söylemleri de görülmemiştir.
 
Suriyeli yavrumuza da Özbek kardeşimize de Allah’tan rahmet, ailelerine ve yakınlarına sabır diliyorum.
Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.