Türkçe Yanlışları (İstanbul Kanalı mı Kanal İstanbul mu?)

Devletin Türkçeye saygısı, sevgisi, özeni gerekmez mi? Bir de bakıyorsunuz devlet de bu dilde yabancılaşma modasına kendini kaptırmış. “Kanal İstanbul” diye bir ucube tamlama attılar ortaya. Doğrusu “

Artık bir kısmının Türkçeyi bozmak amacıyla bilinçli olarak yapıldığına inanmaya başladığım dil yanlışlıkları her geçen gün artıyor. Özellikle televizyon kanallarında Türkçenin incelikli kullanımına özen gösterilmemesi; özentili, yanlış vurgulamalı, bozuk telaffuzlu  dil kullanılması Türkçe aşıklarını üzüyor.
 
Türkçe, İngilizcenin yoğun baskısı altında. Bir parça İngilizce bilen, bu becerisini gösterme uğruna hiç gerekmediği halde sözün arasına İngilizce bir sözcük sokuşturmaya çabalıyor. “Osmanlı Dönemi Türkçesi” örneği “Lansmanlı, lokasyonlu, opşınlı…” ucube bir dil doğuyor.
 
Dillerin başka dillerden sözcük alması hem kaçınılmazdır hem doğaldır. Yanlış olan anadilde uygun sözcükler varken, hiç gerekmediği halde yabancı sözcükler alarak yapay bir dil yaratmaktır. Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde Türkçe, Arapça ve Farsça sözcüklerle doldurulmakla kalınmamış; bu dillerden kurallar da alınmıştır. (Şemsettin Sami’nin “Kamus-ı Türkî”sinde yer alan 29.000 sözcüğün ancak yaklaşık 9000’i Türkçedir.) Örnek olarak Türkçede çoğul eki “-lar/-ler”dir. “Türk” sözcüğünün çoğulu “Türkler” olmalıyken, Arapça türetme kurallarına göre ve Arapçaya da aykırı olarak “Etrak” yapılmıştır. Aslında Arapça olmayan bir kökten Arapça kalıplarına uydurularak sözcük türetilemez.
 
Türkçe tamlama kuralları belliyken Arapça, Farsça zincirleme tamlamalar yapılmıştır. Daha garibi biri Türkçe, biri Arapça iki sözcükle Farsça kuralına göre tamlama yapılabilmiştir. Bir dil ancak bu kadar karıştırılabilir. Ahmet Haşim’in ünlü şiiri “O Belde”nin bir dizesi “Şu'le-î bî-ziyâ-yı hüzn-i kamer” biçimindedir. dörtlü tamlama, aynı sözcüklerle Türkçe kurala göre oluşturulsaydı, tam tersine sıralamayla “ kamerin hüzünlü bîziyâ şûlesi” olurdu. Daha iyisi “ayın hüzünlü, aydınlatmayan alevi (ışığı)” denebilirdi.
 
Çok daha acısı, zamanın eğitim öğretim kurumlarında Arapça ve Farsça Dil Bilgisi derslerinde bu dillerin kuralları öğretilmiş, zaten bileni de olmayan Türkçe Dil Bilgisine yer verilmemiştir. Biz Türkçe Dil Bilgisini yabancı Türkologlardan öğrendik.


 
O gün yapılanın yanlışlığı, halkın hiçbir biçimde bu dili anlamaması ve kullanmamasıydı. “Anadil” diyoruz. Yani Türk kadınının kullandığı, yavrularının onun ninnileriyle öğrendiği dil. Üzülerek görüyoruz ki bugün de aynı yanlışın içindeyiz. Konuyu küçümsememek gerekir. “Osmanlı Dönemi Türkçesi” denen yapay dil bin yılda oluşmuştur. Batı etkisindeki Türk Edebiyatının başlangıcı olarak 1860’ı alırsak, henüz 160 yıl geçmiş. Sanırım bu hızla gidilirse bin yıla kalmaz Türk analarının anlamadığı, kullanmadığı yeni bir ucube dilimiz olur.
 
Bugün Batı dillerinden, özellikle İngilizceden sadece sözcük almakla kalmıyoruz, kurallar da alıyoruz. Türkçe tamlama kuralları bellidir. “Recep’in kahvesi, Serap’ın Bistrosu” denir, “Kafe Recep, Bistro Serap” denmez. Ülkede tabela kirliliği malum. Artık Türkçe tabela göremediğimiz gibi bir de böyle aykırı tamlamalı tabelalar yaygınlaştı.
 
Devletin Türkçeye saygısı, sevgisi, özeni gerekmez mi? Bir de bakıyorsunuz devlet de bu dilde yabancılaşma modasına kendini kaptırmış. “Kanal İstanbul” diye bir ucube tamlama attılar ortaya. Doğrusu “İstanbul Kanalı” olmalı. Benzer biçimde “Borsa İstanbul” da demişlerdi. Bir yanlış yerleşince düzeltilmesi de hayli güç. Bu adı ilk kim ortaya attıysa dilde önemli bir yara açtı. Osmanlı Dönemi Türkçesine de yabancı tamlama kuralları böyle böyle yerleşmiş, Türkçe kuralları kovmuştu. Resmî kurumlar projenin adını böyle koymuş olsalar bile Türkçeye saygısı olan herkes, eleştiri sırasında bile “İstanbul Kanalı, İstanbul Borsası” biçiminde kullanmalı.
 
Torunlarıma giysi almak istediğimde üzerlerinde İngilizce bir şeyler yazmayanını bulamıyorum. Bazı İngilizce ifadeler hayli manidar. Kahvehanede kâğıt oynayan kalın bıyıklı maço gencin göğüs kısmında “I love my husband  (Kocamı seviyorum.)” yazıyor. Çok daha kötü anlamlıları var. O yazılar yazılınca daha çok satacağına inanan çoğunluğu muhafazakâr iş insanı ve esnafa da “Allah akıl, fikir versin.” diyelim.
 
Neme lazım, eğer iyi İngilizce bilmiyorsanız İngilizce yazılı giysi almayınız. Çok zorunluysa bari bir bileni bulup soruşturun. Kendiniz bir yana hiçbir şeyden haberi olmayan masum yavrularınızı hedefe koymaktan kaçının.
Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.