Türkçe Yetersizliği Değilse Boşboğazlık

F. Gülen,1997’de FETÖ'nün yayın organı Samanyolu TV’de katıldığı programda, Başkanlık sistemine de, bu gerçekleşmezse geniş yetkili cumhurbaşkanlığına da sıcak baktığını söylemiş.

DOĞU AKDENİZ
 
Varlığımızı borçlu olduğumuz aziz şehitlerimizin bile birbirinden farklı kılındığı, farklı anıldığı günümüzde, 20 Temmuz ve 14 Ağustos 1974’te iki aşamalı olarak gerçekleştirilen Kıbrıs harekâtının yıl dönümünde, orada şehit olan Mehmetçiklerimizi ve Kıbrıslı şehitlerimizi rahmetle, minnetle anıyor; aziz hatıraları önünde saygıyla eğiliyorum. Bugün Doğu Akdeniz’deki çıkar mücadelesinde varsak, orada araştırma gemilerimiz faaliyetteyse bunu o şehitlerimize borçluyuz.  
 
Annan planını reddeden GKRK’nin gafletini de hesaba katmak gerekir. O gün Annan planına evet demiş olsalardı bugün Doğu Akdeniz’deki durumumuzun ne olacağı akıllardan çıkarılmamalı. İtiraf etmek hem ders almak hem yolumuzu doğru çizmek bakımından gereklidir.
 
Kıbrıs konusunu Türkiye’nin başında bir yük gibi görmenin, konuya gereken önemi atfetmemenin, karşı tarafın iyi niyetli olacağı büyük yanılgısıyla anlaşmazlıkların birkaç ödün vermekle kolayca çözüleceğini sanmanın bizi nerelere sürükleyebileceği görülmüştür sanırım.  
 
 

TÜRKÇE YETERSİZLİĞİ DEĞİLSE BOŞBOĞAZLIK
 
15 Temmuz kalkışmasını bertaraf etmenin üçüncü yıl dönümünü milli bayramlarımıza nazaran daha büyük bir coşkuyla, törenlerle kutladık. O feci gün verdiğimiz şehitlerimizi andık. 15 Temmuz, kaçırılmayacak bir fırsattı. Vaktiyle “Yenikapı Ruhu” denen birlik ve beraberliği güçlendiren ruh yakalanabilirdi. Kamplaşmaya, kamplaştırmaya devam edildi.
 
Siyasetçiler konuşmalarında ülke insanının büyük bir bölümünü ne kadar da kolayca şucu, bucu diye yaftalayabiliyorlar. “Ya öfke şehvetiyle sözün nereye gittiğinin farkında değiller ya Türkçeyi kullanmada yetersizler ya da maksatlılar.” demekten başka seçenek bırakmıyorlar insanlara.
 
Örneğe bakın, siyasetçi önce başkanlık sistemini savunmuş, ardından buyurmuş: “Eski sisteme dönelim diyenlerin FETÖ ile irtibatı vardır. Bunlar icazetlidir, ikiyüzlüdür. Kalpleri mühürlüdür, siyasetleri rehinlidir.” Alınmamak mümkün değil. Sistem değişikliğini o gün kabul etmeyen %49, bugün anketlere göre başkanlık sisteminden memnun olmayan %70 demek FETÖ’cü.
 
Oh ne ala! Ülkenin yarısından çoğuna FETÖ’cü diyeceksin; ama FETÖ araştırılsın önergelerine red oyu vereceksin. PİAR kamu oyu araştırma şirketinin düzenlediği ankete göre bu kişinin kendi seçmeninin %54.2’si parlamenter sisteme dönülmesini istiyor. Tut kelin perçeminden!
 
Bir de şu var: F. Gülen,1997’de FETÖ'nün yayın organı Samanyolu TV’de katıldığı programda, Başkanlık sistemine de, bu gerçekleşmezse geniş yetkili cumhurbaşkanlığına da sıcak baktığını söylemiş. Aynı konu Zaman gazetesinde de yer almış. Gülen, başkanlık sistemi için şu ifadeleri kullanmış: “Başkanlık sisteminin alt yapısı hazırlanmalı, insanımız hazırlanmalıdır. Salahiyetleri genişletilmiş cumhurbaşkanlığı üzerinde durulursa bir rıhtım, bir sıçrama ayağı, bir rampa sayılabilir. Ancak milletimizin bugününü ve geleceğini ilgilendiren bu gibi konular geniş platformlarda tartışılmalıdır. Ben şahsen başkanlık sistemine de, salahiyetleri genişletilmiş cumhurbaşkanlığına da sıcak bakıyorum.”
 
“F. Gülen, başkanlık sistemini kendilerinin iktidarı ele geçireceklerini düşünerek istiyordu.” denebilir. Ancak böyle bir savunma başkanlık sisteminin lehine değil aleyhine olur. İktidarı ele geçiren hainlerin her türlü gücü kendi ellerinde toplama arzusu olarak değerlendirilir.
 
Ülkelerin konumlarına, özelliklerine göre başkanlık sistemi de parlamenter sistem de daha iyi sonuçlar verebilir. Her ikisinin de yeğlenebilecek yanları olabilir. Bunlardan birini ötekine yeğlemek, daha yararlı olduğunu savunmak, tartışmak demokrasinin varlığını işaret eder ve vazgeçilmez gereklerindendir. Bu nedenle kimse kınanamaz. Kınayanlar demokrasi ayıbı içindedirler.
Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.