Vatan Haini Cahiller(!)

Bir milletin yarısını bırakın binde biri vatan haini olsa onların ülkesinin ayakta durması mümkün müdür?

Vatana ihanet, vatan hainliği… Öyle böyle bir suç değil, İdama kadar giden çok ağır müeyyideleri var vatan hainliğinin. Rahmetli Kamuran İnan, içimizdeki yıkıcı, bölücü, anarşist güruhuna bakarak, haini bol bir millet olduğumuzu söylerdi. Aslında bu konuda başka milletlerden pek büyük bir farkımız olduğunu sanmıyorum.
 
Hiçbir kanıta, belgeye, veriye dayanmadan insanları vatan hainliğiyle suçlamak hiç de kolay değildir. Kişinin şikâyetine bağlı olarak suçlayanlar hakkında maddi ve manevi tazminat davaları açılabilir. Kişileri vatan hainliği gibi çok ağır bir suçla itham etmek dava konusu olabilirken toplumu, toplumun büyük bir bölümünü vatana ihanetle suçlamak daha ağır cezai yaptırımlarla karşılanmalıdır.
 
Günümüzde özellikle siyasetçilerin hasım gördükleri insanları, siyasi rakiplerini, hatta bazen kendilerine oy vermeyen bütün vatandaşları pek kolayca vatan hainliğiyle suçladıklarını görmekteyiz. Bu konuda siyasetçilere basın mensupları, köşe yazarları da eşlik etmektedirler. “Vay siz benim görüşlerime, yaptıklarıma karşı mı çıkıyorsunuz? Beni eleştirme cüretini mi gösteriyorsunuz? Kesin vatan hainisiniz.” diyen diyene. Bazıları, “Muarızlarımın hepsi de vatan haini olmayabilir.” düşüncesiyle bir parça insaf gösterip “Ya cahilsiniz ya da vatan haini.” diyerek hangisini tercih edeceğimizi bize bırakıyor. Seç beğen al. Azıcık ondan, azıcık bundan olan yok demek ki(!) Cahil yerine “düşük zekâlı” diyen, sonra korkup köşe yazısını silenler de var.
 
Muhteremlerin beğendiğini beğenmek, hoşlarına gitmeyen her şeye karşı çıkmak zorundasınız. Yok, öyle yapmıyorsanız vay halinize. Artık vatan hainliğiniz mi olur, cehaletiniz mi olur ya da o günlerde hangisi daha revaçtaysa ona göre FETÖ’cülüğünüz mü olur, PKK/PYD yandaşlığınız mı olur, Amerikan uşaklığınız mı olur birinden biriyle suçlanıverirsiniz.
 
Bir milletin yarısını bırakın binde biri vatan haini olsa onların ülkesinin ayakta durması mümkün müdür? Siyasetçileri ve basın mensuplarını örnek alan pek çok insan da aynı kolaylıkla sağa sola hakaretler etmeye başladı. Sosyal medya bunun örnekleriyle dolu.
 
Kimsenin tazminat davası açması mümkün değil. Vatan haini suçlaması milletin en az yarısına yöneltilmiş. Tek tek, isim isim muhatabı yok suçlamanın. Siz kişi olarak dava açmaya kalksanız, ”Kendisi üstüne alınmış, demek ki gocunduğu bir şey var. Biz onu kastetmedik.” cevabı hazır.
Aslında topluma ya da toplumun büyük bir bölümüne yöneltilen hakaretlerin, ithamların kişiye yöneltilenler gibi suç olması ve karşılığında cezai müeyyideler bulunması gerekir. Bir kişiye edilen “bilmem ne çocuğu, aptal, eşek vb.” hakaretler suçsa “Bu toplumun şu kadarı bilmem nedir.” demenin de suç olması gerekmez mi? Eğer suç değilse yasal düzenlemeler yapılarak suç haline getirilmelidir. Ben hukukçu değilim. Ancak Cumhuriyet Savcılıklarının şikâyete bağlı olmaksızın harekete geçmesi gerektiğini düşünüyorum. Mevcut yasalar çerçevesinde bile yargıya taşınmalarının bir yolu bulunabilir.
 

 
YİNE SİYASİ SUİKASTLAR MI GÖRECEĞİZ?
 
Geçmişte ülkemizde Nihat Erim, Gün Sazak, Ahmet Taner Kışlalı gibi Başbakanlık, Bakanlık yapmış üst düzey siyasetçilerin suikastlerle şehit edildiklerini biliyoruz. Parti teşkilatlarında görevli daha pek çok siyasetçi, yerel yönetici de benzer akıbetlere uğramıştı.
 
O acılı günlerin üzerinden uzun zaman geçti. Artık siyasi cinayetler görmeyeceğimiz konusunda umutluyuz ve bunu sürdürmek istiyoruz. Son günlerde ortaya çıkan gelişmeler bizi endişeye düşürdü.
 
Siyasetçiler, özellikle siyasi liderler sözlerine dikkat etmek zorundadır. Hasım görülenlerin sözlerine - onlar hakaret içerseler bile - belli bir nezaket içinde kalınarak doyurucu, karşı tarafı utandırıcı cevaplar verilebilir. Öyle çok üstün zekâ da gerektirmez. İyi düşünülmemiş; maksadını, hedefini aşan; dozu kaçmış sözler çoğunlukla söyleyen kişi tarafından da kısa süre sonra aşırı bulunmaktadır.
 
“O hakaret etmiş, ben daha ağırını etmeliyim; o küfretmiş, bende küfrün daha yakası açılmadığı, daha sunturlusu var.” anlayışı hâkim ne yazık ki siyasi demeçlere. Ayak takımı dışında pek fazla kimsenin gittikçe çirkinleşen bu tarz atışmaları tasvip etmediği de bilinmeli.
 
Bir siyasi liderin sözleri, taraftarlarını ateşlemekte; durumdan vazife çıkarmalarına yol açmaktadır. “Şeyhin sevmediğini halifesi sopayla kovalar.” denmiş. Lider tehditvari bir söz söylemişse aşağılarda birileri işaret kabul ederek derhal icraata geçebilir.
 
Sayın Bahçeli’nin Sayın Akşener hakkındaki sözleri – ne kadar tevil edilmeye çalışılırsa çalışılsın – ağır tehdit içermektedir. Daha sözlerin söylendiği gün MHP Üsküdar İlçe Teşkilatı harekete geçerek Genel Merkezce de tasvip edilmeyen çok çirkin bir eylem koymuşlardır ortaya. Bir aklı evvelin çılgınlığından Allah korusun.
 
MHP Genel Merkezi Üsküdar İlçe Yönetimini görevden alarak doğru ve gerekli olanı yapmıştır.
Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.