Yenilgiden Hezimete

31 Mart’taki aradaki çok az fark yüzünden hazmedilebilir yenilgi, büyük bir hezimete dönüştü. Bunun başka siyasi sonuçlarının da olması kaçınılmaz. Bekleyip göreceğiz.

31 Mart seçim sonuçları kabullenilmiş, kızan demirin soğutulması gerektiği söylenmişken birileri, İstanbul’da aradaki farkın düşüklüğüne bakarak seçimin tekrarını isteme konusunda AKP yönetimini ikna etti. Belki de kandırdı. Herkesin bildiği süreç işledi ve YSK’nin yedi üyesinin kararıyla İstanbul Büyük Şehir Belediye Başkanlığı seçimi iptal edildi.
 
AKP bundan daha büyük bir yanlış yapamazdı. Yanlışına yanlışlar ekledi, adeta akıllar durmuştu. Kibir, nobranlık hâkim oldu seçim çalışmalarına. En büyük yanlış seçim iptaline gerekçe bulunamayışı, bulunan uydurma gerekçenin kimseyi iknaya yetmemesi oldu. Aynı zarftaki dört oydan üçünün temiz, birinin hileli olduğu garabeti alay konusu oldu. Dördüz doğuran kadından olan üç çocuğun kendisinden olduğunu, birinin ise başkasından peydahlandığını iddia eden adam örneğine benzer absürt benzetmeler yapıldı.
 
İstanbul’da ilçe belediyelerinin çoğunu AKP kazanmıştı. Sadece Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminin iptali ilçe belediyelerini kazanan AKP’li belediye başkanlarını ve örgütlerini gevşetti, atalete sürükledi. İlçe seçimleri de iptal ettirilseydi bunların seçim sürecinde çok daha etkin olacakları görülemedi. 31 Mart’ta çoğunluk elde edilen on bir ilçe kaybedildi.
 
23 Haziran seçim sürecinde propaganda yöntemlerinde savrukluk, tutarsızlık, çelişkiler hâkimdi. Kısaca ortak planlama olmadığı görüldü. Durup dururken Karadeniz insanının ünlü öfkesi tetiklenerek Karadenizlilere “Pontus, Rum, Yunan” iftiraları atıldı. Hiçbir yararı olmadığı, Karadenizlileri kızdırıp küstürmesi bir yana Yunan iddialarına uluslararası alanda destek verilmiş oldu.
 
18 gün de olsa İstanbul Belediye Başkanlığı yaptığı, yapılacak seçim tekrarında kazanma olasılığı en az %50 olduğu için İmamoğlu’nun VİP’ten yararlandırılması gerekirken, tuzak olduğu izlenimi veren bir VİP krizi çıkarıldı. İstanbul’a neler kazandırılacağı anlatılmak yerine Pontusluluk, PKK ve FETÖ yandaşlığı, VİP krizi ve Ordu Valisine hakaret iddiaları seçim propagandasının ana temaları yapıldı.


 
Seçmen küçümsendi. “Aya dört şeritli yol yapıyoruz, desek inanacak seçmenimiz var.” anlayışıyla en azından bazı yandaş medya tarafından her türlü yalan, iftira, düzmece ortaya atıldı. Akıllarla alay edildi. İç İşleri Bakanı’nın seçim çalışmalarına katkısı ters tepki verdi. Ekrem İmamoğlu, mağdurken halk nezdinde daha da mağdur kılındı.
 
31 Mart’ta seçim bir beka sorunu olarak ortaya konmuştu. Beka sorunu unutuldu. Sosyal medyada ve medyada “Bekadan Bekaa’ya geldiler.” İbareleri ortalığa saçıldı. Dolayısıyla gerçek dışı algı yaratıldığı, beka sorunu olmadığı izlenimi verildi.
 
HDP yasal bir parti değilse kapatılması gerekirken, bu yolda bir işlem yapılmazken, PKK’nın temsilcisi olduğu ve Millet ittifakına destek verdiği için CHP ve İYİ Parti terör işbirlikçisi olarak adlandırıldı. “Ele verir talkını, kendi yutar salkımı.” örneği bu iddialar unutularak bebek katili terörist başı ile görüşmeler yapılıp mektup yayınlatıldı. Terörist Osman Öcalan TRT’ye çıkartılıp Yıldırım lehine seçim propagandası yaptırıldı. Anadolu Ajansı ve TRT teröristlerin mesajlarını yayımlamak için sıraya girdi. MHP bu ilişkileri olumlu bulduğunu ifade eden açıklamalarıyla destek verdi. HDP oyları kazanılamazken milliyetçilerin oyları büyük oranda kaybedildi.
 
Rahmetli Demirel’e ait “Tencerenin deviremeyeceği iktidar yoktur.” sözü bir kez daha doğrulandı. Ekonomideki sıkıntılar uygulanan pansuman çözümlere rağmen toplum tarafından çok derinden hissedildi.
 
Son günlerde sosyal medyada Damat Albayrak’la ilgili, birtakım fotoğraflarla desteklenen paylaşımların ne kadar rolü oldu bilinmez; ama bunun da dikkate alınması gerekir.
 
Sonuçta kullanılan propaganda imkânlarındaki büyük orantısızlık, iktidarı destekleyen medyanın büyük gücü, bizzat Sayın Cumhurbaşkanı’nın AKP Genel Başkanı kimliğiyle seçim çalışmalarına yoğun katkısı dikkate alındığında 31 Mart’taki aradaki çok az fark yüzünden hazmedilebilir yenilgi, büyük bir hezimete dönüştü. Bunun başka siyasi sonuçlarının da olması kaçınılmaz. Bekleyip göreceğiz.
 
İstanbul’a ve bütün milletimize hayırlı olsun.
Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.