Edebiyat Kenti Samsun

Şimdi daha çok şey görüyorum. Gördüklerimi hiç eğip bükmeden yazdığımı da bilenler biliyor. Ne diyelim? Hep “hakeme” değil ya, yazarçizer takımına da “gözlük” lazım...

Başlığa bakarak “abartmışsın” diyenler haklıdır. Lakin müsaade edin bizim de biraz abartmaya hakkımız olsun.
 
Daha evvel Samsunumuzu “sağlık kenti, spor kenti, olimpiyat kenti, turizm kenti, tarım kenti, sanayi kenti, tersane kenti” filan ilan edenlere kimse itiraz etmediğine göre, benim de doğup büyüdüğüm şehri “edebiyat kenti” ilan etme hakkım oluversin bi zahmet.
 
Tamam, kâğıt, kitap işlerinde pek ekmek yok...
 
Sağlık kenti deyince “hastane yapacağım”, spor kenti deyince “bovling salonu yapacağım”, turizm kenti deyince “otel yapacağım” mazeretiyle müsait bulduğunuz yere beton dökersin... Aralara birkaç TOKİ, bir AVM, gençlik merkezi, hanımlar konağı derken bir şeyler olur...
 
Anam, babam; edebiyat denince nereye ne dökeceksin?


 
Lakin bak, kitap fuarına 168bin kişi doluşmuş... TÜYAP fuar alanında turizm, inşaat, gıda, otomotiv, düğün dernek filan her ay bir iki fuar açılıyor. Hepsini toplasan bir kitap fuarı kadar ilgi çekmiyor.
 
Diyeceksiniz ki ziyaretçilerin bir kısmı, “dostlar fuarda görsün” modunda, eli belinde geziyordu. Ya da okulların taşıdığı öğrencilerden bazıları “Mektebi kıran Hababam sınıfı talebesi” gibi dolaşıyordu.
 
Hakkı aliniz var efendim. Ben, çocuğuna fuardan LYS soru bankası almak için dolaşan Edebiyat öğretmeni de gördüm.
 
Olsun varsın...
 
Vali Beyin gözüne girmek için her gün saat 20'de okuma yazma bilmeyen kaynanasının eline Abdülhamit resimli kitap tutuşturan okul müdürleri var, mirim...
 
Yaya geçidinin ortasında, gecenin saat sekizinde, o karanlıkta “Samsun okuyor” pozu veren dört milli eğitim çalışanı meselesine hiç girmeyelim.  Orhan Veli'nin, Mualla'ya sandalda ruhunda hicranını söyletme hikâyesi misali... Geçelim bunları!
 
Kitap okuma kampanyası için eline 2018 ajandasını alıp Milli Eğitim Müsteşarını etiketleyerek tivit atanların olduğu memlekette fuarda aylak gezen birileri olmuş, çok mu?
 
Kim ne derse desin, Samsun halkı kitabı, sanatı, kültürü seviyor... Hele de betondan,  iş makinesi gürültüsünden, baret giymiş siyasetçi pozundan çok daha fazla seviyor!
 
 
TÜYAP YÖNETİMİNE SARI KART
 
Karadeniz Kitap Fuarına gösterilen ilginin her sene katlanarak artması en çok TÜYAP yönetimini memnun ediyor olsa gerek. Lakin yayınevlerine yer açabilmek adına Samsun'un sivil toplum örgütlerine ve Samsunlu edebiyatçılara ayrılan yeri her sene daraltmaları hiç de şık olmuyor. Geçen sene kıyıya köşeye sıkıştırılan pek çok önemli STK'ya bu yıl yer gösterilmedi. Samsunlu sanatçılar, kendilerini ifade edebilecekleri yeterli alanları bu defa bulamadı. Samsun İl Milli Eğitim Müdürlüğü, Ondokuzmayıs Üniversitesi gibi kurumlara ayrılan yerler dahi küçültüldü. Zar zor adamını bulabilen bir iki Samsunlu STK ise kendilerine son anda yer verilmesi nedeniyle layıkıyla fuara hazırlanma olanağı bulamadı.
 
TÜYAP, Karadeniz Kitap Fuarı düzenliyorsa, başta Samsunlu sanatçılar olmak üzere Karadeniz'e ve Karadenizliye yeterince yer açmak zorundadır.
 
 
TÜYAP'A ÖNERİMDİR
 
Lütfen 2019'da Karadeniz Kitap Fuarı'nı iki hafta sonunu kapsayacak biçimde en az on güne çıkartınız. Göreceksiniz fuara gelen ziyaretçi sayısı 200bini geçecek, buna karşın izdiham nispeten azalacaktır. Elde edeceğiniz gelirin de artacağını düşünüyorum.
 
 
SAMSUNSPOR YARARINA KİTAP
 

Yukarıda “kitap işinden ekmek çıkmaz” dedik ama... O işin şakası... Kitap fuarında Samsunspor için forma satış reyonu gördüm. Ne kadar ciro yaptığını bilmem. Ama bence bir sponsor bulunup “Samsun'u anlatan kitaplar” ve “Samsunlu edebiyatçıların eserleri” konulu bir Samsunspor standı açılsa... Biraz tanıtım ile en az dört beş bin kitap satılırdı diye düşünüyorum. Tanesinden 20 TL kalsa kulüp yararına epey gelir elde edilirdi. Üstelik Samsunlulara kendi kentinin edebiyatı ve edebiyatçıları tanıtılır, hayırlı bir iş yapılmış olurdu...
 
Seneye inşallah...
 
 
DÖRT GÖZLÜLER KULÜBÜNE HOŞ BULDUK
 

Nicedir uzağa bakarken pek net göremiyordum. “Memlekette OHAL var, kim uzağı görebiliyor ki” diye mavra yaparak doktor işini erteliyordum. Evde anacığımın, “Sülalede senden başka herkesin gözlüğü var” demesine kulak asmıyor, eşim Melek Hanım'ın “cep telefonu, bilgisayar, kitap üçgenine göz mü dayanır?” diye sormasını duymazdan geliyordum.
 
Ama en sonunda yol kenarına konan siyasetçi panolarındaki belediye reislerini bile birbirine karıştırmaya başlayınca inadı bırakıp bir göz doktorunun yolunu tuttum.
 
Camekânları kulağımıza asınca şimdi uzakları daha net görmeye başladık.
 
Evde benim kızçeler babalarının yeni halini yadırgasalar da bundan sonra böyle...
 
Şimdi daha çok şey görüyorum. Gördüklerimi hiç eğip bükmeden yazdığımı da bilenler biliyor. Ne diyelim? Hep “hakeme” değil ya, yazarçizer takımına da “gözlük” lazım..
Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.