Samsun'a Dair On Keşke...

Samsun, bu alanların hepsinde biraz var ama hiçbirinde tam yok...

BİR: "ÇARŞAMBA'YI SEL ALDI TÜRKÜSÜNDEKİ DEĞİRMEN" YENİDEN KURULSA
 
Samsun denince ilk akla gelen türkü değil midir, "Çarşamba'yı sel aldı?" Rivayet odur ki adına bu türkünün yakıldığı Melek ve Ahmet'in, bir sel sonrası boğulmuş vaziyette bulundukları noktada, Abdal Irmağının denize kavuştuğu yerde bir değirmen varmış. 1970'lere kadar ayakta kaldığı söylenen bu değirmen, özellikle Hıdrellez'de yöre halkının akınına uğrar, bu güzel türkünün bedbaht kahramanları anılarak çeşitli gelenekler yaşatılırmış. Keşke aynı yerde bir değirmen yapılsa... Etrafında piknik yerleri ve bir anı evi... Geçmişimize bir çiçek atılmış olmaz mı?
 
İKİ:  "SİMİT CENTERLARIN" İSMİ DEĞİŞSE, HEPSİ "SAMSUN SİMİTÇİSİ" OLSA
 
Samsun'un en tanınmış mutfak markası pide ise, ikincisi de simittir... Ama gel gör ki Samsun'da "simit center, simit sarayı, simit home, simit street, simit house" filan var ama hiç "Samsun Simitçisi" yok... Keşke markamıza sahip çıksak... Biraz teşvik ve rica ile Samsun Simidini daha görünür kılsak...


 
ÜÇ: KÖYLÜ PAZARIMIZ" OLSA
 
Samsun'un ulaşılabilir bir yerinde, ama çok da öyle kentin merkezinde değil... Keşke gerçek köylülerin ürünlerinin tüketiciyle buluştuğu haftanın yedi günü açık bir pazar kurulsa... Ama öyle İlyasköy Pazarı gibi salçım saçak ya da bir zamanki Modernpazar gibi beton yığını asla değil... Bilakis şöyle ferah bir ortam... Samsunlular çoluk çocuk arabalarıyla gelseler... Alış verişlerini yaptıktan sonra köy kahvaltısı, gözleme, melemen gibi doğal yiyecekler tüketebilecekleri kır lokantası bile olsa...
 
DÖRT: "ÇİÇEKÇİLER" SOKAĞIMIZ OLSA
 
Mesela Çiftlik Caddesine çıkan bir sokakta... Gazi Caddesinden yukarı çıkan araların birinde... Keşke çiçekçilerin mesken tuttuğu bir sokak olsa... Mis gibi koksa... Hatta öyle güzel koksa ki tavuk döner kokularını filan bastırsa... Samsunlular buradan geçerken sevdiklerine bir buket çiçek alsa...
 
BEŞ: "SAMSUN TARIM VE SANAYİİ AŞ" KURULSA
 
Samsun'da kamu kuruluşları, özel sektör ve STK'ların ortaklığıyla "tarıma dayalı sanayi" geliştirmeye odaklı bir şirket kurulsa... Bir yanda kiraladığı tarım arazilerinde üretim yapsa, ürettiği malı işleyecek fabrikaları da kendisi kursa, köylünün ürettiği mamulü de değerlendirse... Çarşamba'da, Bafra'da, Alaçam'da, Terme'de, Vezirköprü'de, Havza'da büyük çiftlikleri olsa... Bunları işleyecek tesisleri de oluştursa... Keşke bu şehrin tarıma dayalı sanayi potansiyeli biraz harekete geçirilebilse... İşsizlik biraz azalsa...
 
ALTI: 1919 SAMSUNSPOR...
 
Olimpiyatlar vesilesiyle kentimize yapılan çok sayıda spor tesisinde milli sporcu yetiştirmeyi hedefleyen bir spor kulübü kurulsa... Samsunspor'un yaşadığı ağır krizlere tedbir olarak futbolda da altyapıya dayalı büyüyen bir filiz olarak bu yeni kulübe yatırım yapılsa... Keşke bu kulübün adı da Samsun'a yakışır biçimde 1919 olsa...
 
YEDİ:  BAFRA'DAN SAMSUN'A OTOBÜS HATTI AÇILSA
 
Samsun'un dört merkez ilçesini bir kenara bırakırsak en büyük nüfusa sahip ilçesi Bafra... Lakin bu ilçemizin kent merkeziyle ulaşımını minibüsler sağlıyor... Keşke bir yolu bulunsa da Bafralılar'ın, Samsun'a daha konforlu ve düzenli biçimde ulaşabilmeleri sağlansa...
 
SEKİZ: SAMSUN KONGRELER VE FUARLAR ŞEHRİ OLSA...
 
Haksızlık etmemek lazım: Samsun, son yıllarda turizmde büyük atılım yaptı. Çok sayıda yeni ve marka otelimiz var artık. Görülebilecek, gezilebilecek yerlerimiz de nitelik ve nicelik olarak zenginleşti. Lakin turizm, bir markalaşma işi... Deniz, tarih, sanat, kültür, yayla, doğa, ticaret gibi çeşitli alt sektörlerin en az birinde markalaşmak lazım. Samsun, bu alanların hepsinde biraz var ama hiçbirinde tam yok... Kentin kimliği ve geleneksel birikimi, en çok "fuar ve kongre turizmi" için elverişli... Samsun'da tıp, spor, ticaret, sanayi, eğitim gibi alanlarda uluslararası düzeyde fuarlar ve kongreler tertip edecek bir anlayış teşvik edilmeli... Keşke kentimizde her hafta uluslararası düzeyde bir fuar ve yılda yüz elli - iki yüz kongre tertiplenebilse... Bu başarılabilirse, kente gelen turistin sayısı değilse de profili sıçrama yapar. Bilim insanları, iş adamları, sanatçılar, spor çevreleri, medya derken hem para harcayan hem de reklam yapan isimler arzı endam eder... Samsun kazanır...
 
DOKUZ:  SAMSUN MEVLEVİHANESİ TEKRAR İHYA EDİLSE
 
Mevlevilik, Osmanlı'nın en seçkin inanç guruplarından birisiymiş. Osmanlı coğrafyasında da mevlevihanesi bulunan sınırlı sayıda şehir varmış ve bunlardan birisi de Samsun imiş... Samsun'da, Cumhuriyet Meydanına açılan aynı isimli caddede bir zamanlar bir Mevlevihane varmış. Aynı yerde bunu ihya etmek mümkün olmayabilir, ama keşke Samsun'un uygun bir yerinde bir Mevlevihane açılsa, burada semazenler yetiştirilse, çeşitli dini konferanslar ve Osmanlı el sanatlarına yönelik eğitimler verilse...  Bir tür yaşayan müze olarak kentimize değer katsa...
 
ON: SAMSUN AMAZON FİGÜRÜYLE BARIŞTIRILSA
 
Büyükşehir Belediyemiz, Batı Park'ta bir bölgeyi Amazon figürüne ayırdı. Heykeliyle, aslanlarıyla, amazon adasıyla, kanalıyla gezmeye değer bir alan oluşturuldu. Lakin Amazon ismi, çok değişik çevrelerce benimsenmedi, eleştiri konusu yapıldı. Kimisi bu figürü, 19 Mayısa alternatif var saydı, kimi de Amazonların eski Helen uygarlığındaki yerinden rahatsız oldu. Geleneksel Türk - İslam kültürü içinde yer almadığından dem vurarak eleştirdi. Oysa Amazon figürü, doğru değerlendirilirse Samsun'a bir katma değer sağlayabilir. Amazonlarla ilgili tarihi eser niteliğinde bir buluntu olmasa da Dünyanın en eski efsanelerinden birisi olması, Terme Çayının çevresinde yaşadıklarına dair söylenceler ve Amazonların aslında kadınların tahta geçebildiği ilk uygarlıklardan İskit Türkleri ile ilgili bir yanılsama olduğu iddiaları yadsınamaz. Bu özelikler Samsun'da değil de dünyanın herhangi bir kentinde olsa yeryüzündeki herkese bu pazarlanırdı. Samsun'u amazon figürüyle barıştırmak için, belki daha doğru bir görsel sunuş yapılabilir. Ama daha önemlisi, bu figürü popüler kültürle uyumlu biçimde Samsun halkıyla barıştırmak gerek... Katil ruhlu, korkunç ve Helenistik bir görünüşe sahip Amazon kadınları ezberi bozulsa... Bunun yerine keşke Osmanlı Türkleri'nin "Baciyani Rum" dedikleri savaşçı Türkmen kadını figürü öne çıkarılsa... Daha sonra da Amazon ismiyle kadın hakları, kadın sağlığı, kadına karşı şiddet gibi meseleler dillendirilerek bir taban oluşturulsa... Arkasından kadın sanatçılar, kadın sporcular, kadın iş insanları, kadın siyasetçiler vasıta edilerek kente katma değer sağlanmaya başlansa...
Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.