Tweetrokrasi

Amerikan'ın koca kafalı başkanı, sadece Suriye meselesi için neredeyse günde üç tweet atıyor. Adam, neredeyse tweet atmaktan fırsat bulduğunda Amerika'yı idare ediyor!

Bazılarına göre sosyal medya bağımlılığı çağın hastalığı... Eğer bunu söyleyenler haklıysa, bizzat bendeniz de bu hastalıktan muzdarip olanlardanım.
 
Geçen gün şöyle bir göz attım, iş hayatı, cemiyetler, akrabalar, sosyal çevre ve siyaset dünyası derken aktif whatsapp gurubu sayım neredeyse yüze yaklaşmış. Tweeter ve instagramla pek aram yok ama bu çağda facebookla haşır neşir olmayanı adamdan saymıyorlar neredeyse!
 
Hal böyle olunca bir gözüm hep cep telefonunun ekranına kayıyor. Buna da en çok eşim Melek Hanım bozuluyor! İkide bir bana “Seni sosyal medya bağımlılığı terapisine götüreceğim” diye takılıyor.
 
Geçen gün televizyonda haber bültenini seyrederken "Senden özür dilerim, beterin beteri varmış." deyince önce ne demek istediğini anlamadım. "Beyaz saraydaki deli, işten güçten nasıl vakit buluyor da saat başı tweet atıyor, hayret!" diye lafa devam edince anladım ki Donald Trump'ın zırt pırt sosyal medyadan mesaj atmasından bahsediyor.
 
***
 
Amerikan'ın koca kafalı başkanı, sadece Suriye meselesi için neredeyse günde üç tweet atıyor. Hem de birinde ak derse öbüründe kara diyecek kadar birbiriyle çelişen mesajlar paylaşıyor.
 
Bu satırları yazarken resmi tweeter hesabına bir göz attım. Son 24 saat içinde 22 tweet atmış, 3 tane de retweet yapmış.
 
Adam, neredeyse tweet atmaktan fırsat bulduğunda Amerika'yı idare ediyor!


 
***
 
Hani, çiçek böcek paylaşsa "Boş ver, stres atıyor" deyip hoş görebilirsiniz.
 
Ama herif, yeryüzünün askeri ve ekonomik yönden en güçlü ülkesinin başkanı olarak dünya meseleleri üzerine sosyal medyadan atıp tutuyor.
 
Misal, İran'la nükleer silah anlaşması, Kuzey Kore ile füze ambargosu, Venezuella ile darbe meselesi hakkında tweetler yağdırıyor.
 
Mısır liderine "en sevdiğim diktatör" diyor, Suudi Arabistan'ın İstanbul'da gaddarca işlediği gazeteci cinayetini görmezden gelmek için Krala "Kaç dolarlık uçak alacaksın" diye soruyor.
 
Avrupa ülkelerini IŞID'çı teröristleri almamaları halinde serbest bırakmakla tehdit ediyor. Ödemelerini aksatan NATO müttefiklerine posta koyuyor.
 
Klavye başına geçince Meksikalı sığınmacılara ırkçılık, kadın hakları savunucularına ve gazetecilere hakarete varan üslupla alenen düşmanlık yapıyor.
 
***
 
Böyle bir delinin tweeter üzerinden Türkiye'yi "ekonomik olarak mahvetmekle tehdit etmesine ve PKK'lılar ile arabuluculuk teklif etmesine" artık kimse şaşırmıyor.
 
Önceleri her tweetinde zıplayan dolar kuru bile artık ona aldırış etmiyor. "Delidir, ne yapsa yeridir" modunda piyasa koşullarına göre hareketine bakıyor.
 
***
 
Peki, bu işin hiç mi tehlikesi yok? Elbette var!
 
***
 
Vakti saatinde Yıldırım Beyazıt'la Timur arasındaki mektuplaşmalar nedeniyle iki koca İmparatorluk Ankara Ovasında savaşa tutuşmuştu.
 
Beyazıt, Timur'a "Ey ihtiyar köpek, sen tekfurdan beter kâfirsin" diye yazmış.
 
Timur da ona, "Bana güzel cevap ver ülken harap olmasın. Ben babadan ataya Müslüman çocuğuyum. Senin ve askerlerin gibi kâfirden devşirme değilim." cevabını vermiş.
 
Sonrası malum.
 
***
 
O devirde bir mektubun diğerine ulaşması aylar alıyormuş. Tweeter icat edilmiş olsaydı Ankara Savaşının kopması 1402'yi de bulmazdı herhalde!
 
***
 
Bürokrasi nedir, diplomasi ne yana düşer hiç bilmeyen Sam Amca'nın son başkanı klavye başına geçip tweeterdan dünyaya nizam vermeye çalışıyor ama...
 
Karşısına onun gibi bir deli daha çıkar da zatı muhteremi etiketleyip "Hey orada dur Amigo! Sana bi çakarsam bi de mavi kuşum çakar!" diye cevap vermeye kalkarsa yandı gülüm keten helva!
 
Maazallah, nükleer füzeler atmosferde uçmaya başlar. Benden söylemesi!
Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.