“PKK’lı Hogır”dan “Yüzbaşı Hogır” çıkar mı?


Malûm; her devir “vurun abalıya” devri; yaşadığımız devir de böyle… Günün abalısı da “derin yapılanma” yahut Ümraniye süreci ile başlayan ve sonradan Ergenekon adını alan davanın sanıkları!

Cumhuriyet Gazetesi yazarı Mustafa Balbay’ın ironik şekilde, 27.09.2010 tarihli duruşmada “Turgut Özal’ın oğlu ‘babamı Ergenekon öldürdü’ dedi. Geçitli’deki mayın saldırısına ‘Ergenekon’un işi’ denildi. Kamuoyundaki en ufak bir gelişmeyi bu davadan bilme geleneği başladı. Küresel ısınmayı ne zaman Ergenekon’a yıkacaklar merak ediyorum” dedi.

Mahkeme Heyeti Başkanı Köksal Şengün’ün cevabı daha da ironikti: “Mümkündür!” (1)

***

Yine malûm olduğu üzere terör örgütü PKK’nın eylemlerini Ergenekon’a yamamak da moda bugünlerde. Hatta PKK’nın üstlendiği eylemleri bile! Öyle ya; devir vurun abalıya devri…

Taraf’tan Orhan Miroğlu da abalıya vurmuş… Bir yazısında Hogır adlı bir PKK’lı teröristin eylemlerini derin yapılanmalara yamamış. Miroğlu’na göre, korucu olan Jirki aşiretinin devlete yakınlaşmalarını kolaylaştıran ve silah almalarını sağlayan bir sebep de, PKK adına faaliyet sürdüren Hogır kod adlı bölge sorumlusunun Jirkilere karşı gerçekleştirdiği ölümle sonuçlanan eylemleri imiş.

Öyle ya; devlete yakınlaşmak kötü bir şey!

Miroğlu devamla, Albay Temizöz davasında yargılanan Kamil Atak’ın verdiği bilgilerin Hogır’ın bilinenden çok daha önemli biri olduğunu gösterdiğini söylüyor. Çünkü Cemalettin Temizöz davasında ifade veren Kamil Atak, Şırnak tabur komutanını ziyaretinde komutanın yüzbaşı kıyafetli birini kendisinin yardımcısı olarak tanıştırmış. Kamil Atak bu görüşmeden sonra tabur komutanını bir daha ziyaret etmiş ve komutan kendisine “Yüzbaşı olarak sana tanıştırdığım aslında kimdi biliyor musun” diye sormuş. “Hayır” demiş Kamil Atak. “O Hogır’dı” demiş komutan. Kamil Atak çok şaşırmış buna ve “Eğer onun Hogır olduğunu bilseydim, o anda öldürürdüm onu” demiş.

Hogır kimdir peki? Hogır, devlete teslim olmuş PKK’lı bir teröristtir.

Yukarıdaki anlatımlara bakarak Miroğlu hemen “Yüzbaşı Hogır” deyiveriyor.  Devamla Genelkurmay eski Başkanı Başbuğ’a gönderme yaparak “Bu ‘Kürdü-Kürde’ kırdırmanın şeytani planlarında kaç Hogır daha kullanıldı bilmek lazım” diye ekleyiveriyor. (2)

Çarpıtmaya bakar mısınız?

Oysa söz konusu tabur komutanı Hogır’i tanıştırırken “Bu bizim yüzbaşımız” demiyor. Ne diyor peki? “Yüzbaşı olarak sana tanıştırdığım aslında kimdi biliyor musun?” diyor. Miroğlu, Atak’tan aktardığı metni doğru yorumlamıyor, çarpıtıyor.

Bir de devleti kastederek “Kürdü, Kürde kırdırtmak” demiyor mu? Bu toprakların insanını birbirine kırdıranın dış destekli PKK terör örgütü olduğunu teslim etmek cesaret ve dürüstlüğünü gösteremeyenlerden başkasını da beklememek lazım!

***

Biz, Hogır’e biraz daha yakından bakalım.

Hogır hakkında Ahmet Cem Ersever’in “Üçgendeki Tezgah” adlı kitabında da bazı bilgiler buluyoruz. 3.1.1991 tarihli ve ARGK BESTLER KOMUTANLIĞI imzalı korucu aşiret reislerine gönderilen bir mektupta Hogır’den şu şekilde bahsedilmektedir:

“Yine zozanlarda kontra pratikleriyle düşmana hizmet sunan Hogır gibi unsurlar Partimizi doğru çizgisinden saptırarak halkın gözünden düşürmek için her türlü alçaklığı yapmayı mübah gören ve sonuçta düşmana kaçarak halka ihanet etmiş, kirli yüzlerini açığa çıkarmışlardır. Tüm bu durumları 4. Ulusal Kongresinde değerlendiren Partimiz, halk düşmanlarından ve halkın birliğini bozmak isteyenlerden hesap sormuş, Hogır ve benzeri unsurları yargılayarak Partiden atmış ve yeniden yapılanarak doğru devrimci çizgisi halkın ve adaletin yanında faaliyete koyulmuştur. (3)

PKK’nın mektubundan ve Kamil Atak’ın ifadesinden şunlar anlaşılmaktadır: Hogır PKK’nın bölge sorumlusudur ve sorumluluk alanında (!) halka karşı ölümle sonuçlanan eylemlerde bulunmuştur. PKK, Hogır’i yargılamış ve öldürüleceğini anlayan Hogır, devlete sığınmıştır. Devlet yetkilileri de Hogır’den yararlanmışlardır. Olay budur!

Bölgede toplu katliamlar yapmayı bir bir stratejisi olarak benimseyen PKK’nın, (4) korucu aşiretlerine ulaşmak için  kurban aradığı, birkaç kişiyi yargıladığı ve bünyesinden attığı  anlaşılmaktadır.  Çünkü söz konusu mektupta “Hogır ve benzeri unsurları yargılayarak Partiden atmış” denilmektedir ve terör örgütü günümüze kadar 400’e yakın katliam gerçekleştirmiştir.

***

“PKK’lı Hogır”den “Yüzbaşı Hogır” çıkarma ve PKK katliamlarını devlet içindeki derin yapılanmalara bağlama;  üstelik bu çarpıtma üzerinden bir de ajitasyon yapma becerisini gösteren Orhan Miroğlu hakkındaki yorumu da okurlara bırakıyoruz.

 

 

(1) “Küresel ısınma da Ergenekon’un suçu”, Taraf, 28.09.2010

(2) Orhan Miroğlu, “Korucular ve açılım”, Taraf, 30.09.2009

(3) Ahmet Cem Erseven, Üçgendeki Tezgah, s. 84

(4) Ümit Özdağ, Pusu ve Katliamların Kronolojisi, birçok yerde

Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.