Türklere Hizmetçilik Payı Biçen Mem û Zin, Hastalıklı Bir Kitaptır

Irkçılık nedir?”, diye bir soru sorsam, her on kişiden sekizi şüphe etmeden “Hastalıktır.” cevabını verir.



Ali Rıza Özdemir

Geri kalan iki kişi ise “Ahlaksızlıktır.” der. Bu cevapların ikisi de haklıdır. İnsani hiçbir şey üretmeden ve entelektüel hiçbir faaliyette bulunmadan sadece biyolojik özelliklere dayanarak insanları tasnif etmek ve bir de buna üstünlük vasfını yüklemek, elbette bir hastalıktır. Irkçılık, kendi ırkını üstün görmenin yanında diğer halk ve ırkların aşağı ve hor sayılmasını da kapsar. İki durumdan birinin zuhur etmesi, ırkçılıktır.

Irkçılık, hastalık ve ahlaksızlıkdır.

Bugünlerde “Mem û Zin” kitabını (1) konuşuyoruz. Konuyla ilgili onlarca yazı kaleme alınıp, onlarca haber yapılıyor. Kitaba övgü üzerine övgü düzülüyor. Kitabı bir kere bile okumadığı anlaşılan kişiler, Mem û Zin kitabının üstünlüklerini sayarak bitiremiyorlar. Bir de, bu kitabın ortak değerimiz olduğunu söyleyenler yok mu? Cahillik ve zevzeklik, ancak bunlarla anlamını kavrar.

Bu yazının konusu, Ahmedi Hani tarafından yazılan Mem û Zin nüshasının günümüze ulaşmaması ve dolayısıyla kitabın sağlık derecesi değil(2). Konusunun orijinal olmadığı, Türk ve Fars destanlarından esinlenerek kaleme alındığı da konumuzu teşkil etmiyor. Kürt ırkçılığının seyrine etkisini de bu yazıda incelemiyoruz. Konumuz doğrudan doğruya, Mem û Zin kitabında yer alan ırkçılık düşüncesidir.

***


Mem û Zin kitabının, “Kürt Aşiretlerinin Yiğitlik Ve Gayretlilikle Övülmelerini Açıklamak Bunca Hamiyet Ve Cömertliğe Rağmen Talihsiz Ve Kara Bahtlı Olduklarını Göstermek” başlıklı bölümünde Türk milleti ile birlikte Farslara da hakaretler yağdırılmaktadır:

“gam yerdi biz öksüzler için ve de acırdı
soysuz ve açgözlü çıkarcıların elinden bizi kurtarırdı
bize galip gelemezdi şu Rom, ona yenilmezdik
ve baykuşların elinde viraneye dönmezdik.
Tutsak, yoksul ve çaresiz düşmezdik
Türklere ve Taciklere yenilip boyun eğmezdik
Ne’yleyim ki ezelden beri Allah öyle yaptı
bu Rom’u ve Acem’i bizlere saldırttı
onlara bağımlılık, gerçi veriyor utanç,
ama ünlü kimseleredir bu utanç
Beylerin omzundadır bu namus ve egemenlerin
Güçleri nedir ki yoksulların ve şairlerin (3)”

Kürtçe bilen ya da Kürtçe ile ilgilenen herkes çok iyi bilir ki Romi, “Türk” demektir. Sözde Kürtçe sözlüklerde de Romi, Türk olarak geçmektedir(4). Hatta Kürtçülerin Ape Musa’sı (5), aslen “Konar-Göçer Türkmân taifesinden” olan “Anterlü cemaati”nden (6) Musa Anter, şöyle diyordu bir yerde: “Tarihte Kürdistan’ı zulümle ve devamlı ilkin işgal edenler Roma ve Bizans’tır. Topraklarımıza ailesiz ve yalnız asker olarak gelen bu adamlar, zulüm, hakaret ve namussuzluktan başka bir şey yapmamışlardır. Türkler de tıpkı Roma ve Bizans askerleri gibi, sırf erkeklerle, yani askerlerle gelip Kürtlere aynı muameleyi gösterince ve Kürt anane ve terbiyelerine riayet etmeyince, haliyle Kürtler bunlara da Romi diyorlardı.(7)”
Kitapta Acem ve Tacik olarak ifade edilenler ise Farslardır.

***

Mem û Zin’i okumaya devam edelim:
“Şu Rom da, Acem de onlarla korunup hisar olmuş
Kürdlerin hepsi dört kenarda yer almış
(…)
Şu Tacik Denizi ile Kızıldeniz gibi Rom deryası
çıktıkça yerinden ve hareket ettikçe dalgası
Kürdler tümüyle kana bulanırlar
ve bir berzah gibi onları ayırırlar(8)”

Mem û Zin’in hayali, Türkleri, Arapları ve Farsları, Kürtlere hizmetçi etmektir:

“Olsaydı bir uzlaşmamız ve dayanışmamız eğer
ve hepimiz birbirimize itaat etseydik eğer
Rom, Acem ve Arapların hepsi
Bize hizmetçilik ederdi onların hepsi
O zaman tamamlardık dini de devleti de
ve elde ederdik bilimi de hikmeti de
Ayırt edilirdi o zaman birbirinden sözler
ve ayırt edilirdi yetenekli ve erdemliler(9)”

Kitapta hikayesine yer verilen Botan Beyi lakaplı Zeyneddin Bey’in Türkleri, Farsları ve Arapları emri altına aldığını söylenmektedir:

“Romları, Arapları ve Acemleri emrine almıştı
ve “Botan Beyi” adıyla tanınmış, ün salmıştı(10)”

***


Mem û Zin kitabında ırkçılık düşüncesi bu kadarla da kalmamaktadır. Kitapta Kürtçe yazdığı iddia edilen Melaye Ciziri, Eliye Heriri ve Fekiya Teyran övülüp ululanmakta, Farsça yazan Molla Cami ve Nizami ise aşağılanmaktatır:

“Öyle sevinirdi ki Feqiyê Teyran
sonsuza dek kalırdı hayran
Ne’yleyim ki epey durgundur pazar
ve yoktur bu kumaşa alıcılar(11)
(…)
kimse seyis olarak bile tutmaz Cami’yi
kimse hizmetçiliğe de almaz Nizami’yi(12)”
***
Mısralardaki ifadeler oldukça açıktır ve ayrıca izaha gerek yoktur. Açıkça Türk, Arap ve Fars düşmanlığı yapılmış ve bu milletler aşağılanmıştır. Kitabın diğer sayfalarında ise Kürtler uzun uzun ve alabildiğine övülmüştür. Geri kalan kısımlarında da Türkler ve Farslarla ilgili tek iyi cümle kurulmamıştır. Türk bir müellif tarafından, bu ifadelerle Kürtlerle Türklerin yer değiştirildiği bir kitap yazıldığını düşünün. Bugün Mem û Zin’e övgüler düzenler, bu müellifi tefe koyup çalmazlar mıydı?

Irkçılık, bir hastalık ve ahlaksızlık olduğuna göre, Mem û Zin kitabını diline dolayanlar ve övgüler düzerek kitabın kerametini sayarak bitiremeyenler, daha dikkatli olmalı, en azından kitabı bir kere okuduktan sonra konuşmalıdırlar. Ahlak, bunu gerektirmektedir.

Dipnotlar

* 21 Yüzyıl Türkiye Enstitüsü Politik, Sosyal ve Kültürel Arşatırmalar Merkezi
[1] 17. yüzyılda Ahmedi Hani (1650–1698) tarafından yazılan ve 1695 yılında yazımı tamamlanan Mem û Zin, Kurmançca yazılan ilk edebiyat eseridir. Cizre beylerinden Mir Abdullah'ın oğlu Mir Zeyneddin zamanında (854 Hicri/1451 Miladi) Mem ve Zin arasındaki aşk hikâyesini konu edinir.
2Makalemizde kitabın sağlık derecesi belli olmadığı için, yazılanları Ahmedi Hani’ye nisbet etmedik. Daha ihtiyatlı bir dil kullandık.
3Ehmedê Xani, Mem û Zin, Çev: Mehmet Emin Bozarslan, Deng Yayınları, İstanbul, 2010, s. 124-125
4Bir örnek için bkz. : D. İzoli, Ferheng, Deng Yayınları, İstanbul, 2000, s. 363’de Rom kelimesi şu şekilde açıklanmaktadır: “Rom: halk dilinde Türk, türke ait, eksere romê: türk askeri”
5“Apa”, eski Türkçe’de “amca” anlamına gelmektedir.
6 Cevdet Türkay, Osmanlı İmparatorluğu’nda Oymak, Aşiret ve Cemaatler, İşaret Yayınları, İstanbul, 2001, s. 176
7 Ali Rıza Özdemir, Kart-Kurt Sesleri Arasında Kaybolan Gerçek: Kürtler ve Türklük, Kripto Yayınları, Ankara, 2009, s. 115-116
8 Ehmedê Xani, Mem û Zin, s. 126
9 Ehmedê Xani, Mem û Zin, s. 126-127
10 Ehmedê Xani, Mem û Zin, s. 24, 140
11 Ehmedê Xani, Mem û Zin, s. 129
12 Ehmedê Xani, Mem û Zin, s. 130

21yyte.org
Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.