Tarihte Türk Kadınları (Sara Hatun, Hurşitbanu Natevan)

 

Türk -İslam kadınları tarih boyunca bilge, basiret gözü açık, vatana, toprağa ve ailesine sadakatli olmuş ve zamanın tüm sınavlarından alnı ak, yüzü temiz  çıkmayı başarmış, zor anlardan çıkar yolunu doğru seçmekle erkeği de böyle doğru yola yönlendirmişler. Bunun bariz örneğini Milattan önce (M.Ö.) VI yüzyılda yaşayan Akameniş hükümdarı Cyrus’a kan yutturan Tomris’in  şahsında ve kendi aklı ve zekâsı ile İskender’i düşünmek zorunda bırakmış Berde Hükümdarı Nüşabe’nin simasında görüyoruz. Bizim Mümine Hatunumuz, Gence Hanı Cevat Han’ın hayat arkadaşı Beyim Hatunumuz olmuş, Sabiha Gökçen’imiz, Haseki Mahpeyker,  Kösem  Valide Sultanımız yaşamış ve bundan sonra da tarihimiz boyunca yaşayacaklar.

Adı Azerbaycan devletçilik tarihine ilk bayan diplomat olarak düşen Sara Hatun,  adını iftiharla dile getire bileceğimiz bir Türk Müslüman kadınıdır. Osmanlı kaynaklarında yazıldığı üzere onun gerçek adı Gövherşah Hatun’dur. Azerbaycan tarihinde tanınmış ve tarihte iz salmış şahsiyetlerden birisidir. Bütün Şarkta döneminin tek yetenekli diplomat bayanı olarak tanınmış Sara Hatun yüce aklı ve metaneti ile bilgelik, cesaret sahibi mübarek kadındı.

Sara Hatun Bayandur elinde doğmuştur. Akkoyunlular Devleti’nin (1468- 1503) siyasetini düzene koyma işinde seçkin diplomat ve devlet adamı bir bayan Sara Hatun’un  devasa emeği vardır. Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan’ın anası, bütün Şarkta tek yetenekli diplomat kadın gibi  ün salan Sara Hatunun hatta Avrupa ülkelerinde de tanınır şahsiyet olduğunu  söyleye biliriz.  O, bir devlet kadını olarak hakim sınıfın çıkarlarını savunur, feodal devletinin güçlenmesi için çaba gösteriyordu. Bu amaçla feodal dağınıklığına ve sülale üyelerinin merkezi iktidarı ele geçirmek uğruna iç savaşlara saray çekişmelerine karşı mücadele veriyordu.  Çok akıllı ve tedbirli Müslüman kadın olan Sara Hatun devleti idare etme işlerinin bütün alanlarında oğluna yakından yardımcı oluyordu. Akkoyunlu devletinin dış ülkelerle diplomatik ilişkilerinde Sara Hatunun rolü daha mühimdi. Uzun Hasan bütün dış  siyaset meselelerini onunla fikir alışverişi yapar, en sorumlu görüşmelere onu gönderirdi. O, sadece dış ülkelerin ayrı-ayrı diplomatları ile değil, aynı zamanda Teymuri hükümdarı Abu Said, Osmanlı imparatoru II. Mehmet gibi devlet başkanları ile de diplomatik görüşmeler yapmış, Akkoyunlu devletinin dış siyaset menfaatini başarı ile   savunmuştu. Bütün Yakın ve Orta Doğuda özel yeri olan Sara Hatun Osmanlı Sultanının otağında iyi karşılanmıştı.  Kaynakların verdiği bilgiye göre diplomatik görüşmeler zamanı Sara Hatun ve II Mehmet bir -birlerineana”,  “evlat” diye hitap emişlerdir. Sara Hatun bu görüşmelerde kendisinin bütün diplomatik ustalığını kullanarak Sultan II Mehmet’le barış imzalamıştır. Bir diplomat olarak Sara Hatunun başarısının sonucu olarak  kendisinin Sultan II Mehmet’le imzaladığı 1561 yılı  barış anlaşmasının büyük önemi vardır. Bu barış şimdilik elimizdeki bilgilere göre Sara Hatun’un dış ülke hükümdarları ile bağladığı ilk anlaşmalardan biridir.

Uzun Hasan özellikle dış siyasetinde en zor konuların çözümünü Sara Hatun’a havale ediyormuş. Teymuri hükümdarı Abu Said’in Azerbaycan’ı zapt etme  tehlikesi ortaya çıktığında barış için görüşmelere gönderilen elçilere de Sara Hatuna önderlik etmiştir. Sara Hatunu bir diplomat ve devlet kadını olarak sadece Şarkta değil, Avrupa’da da tanıyorlardı. Venedik Cumhuriyetinin senatörü onun Akkoyunlu sarayındaki otoritesini dikkate alarak Azerbaycan’a gönderilen bütün diplomatlarına ciddi öğüt verdi ki, Sara Hatuna saygı ve ihtiramla karşılık verip, çeşitli hediyeler ikram  etsinlerAmaçlarına ulaşmak için onun tecrübesini kullansınlar. Venedik’ten Azerbaycan’a gönderilen nerdeyse  bütün diplomatik belgelerde Sara Hatun’dan bahsedilmekte, adı çekilmektedir.

Türk -İslam dünyasının kadınları erken çağlardan başlayarak savaşlarda yiğitçe dövüşen kahramanlar, kendi hayatlarını evlatları için  feda eden ana, siyaset alanına katılan siyasetçi, sosyal hayatta faal yer tutan vatandaş, halkının refahı için çalışan bir insandır.  Sosyal hayata katılarak halkının refahı için her şeyden vaz geçen kadınlardan birisi de Azerbaycan’ın ayrılmaz bölgesi Karabağ diyarından olan tanınmış soydan gelen Mehtikulu kızı Hurşitbanu  Natevan’dır.

Mehtikulu Han’ın kızı Hurşitbanu Natevan 15 Ağustos 1832 yılında Şuşa’da doğmuştur. Mehtikulu han kızına kendi annesinin adını Hurşitbanu adını vermiştir. Hurşitbanu ailenin tek evladı, hem de Karabağ hanlıklarının son varisi olduğu için  onu sarayda “Dürrü Yekta” (Tek inci), halk arasında ise “Han kızı” diye hitap etmişler.

Onun ata-baba ocağı Ruslar tarafından işgal edildikten sonra Natevan Tiflis’e giderek halef Vorontso’yla diplomatik görüşmeler yürütmüştür. Vorontsoy’un özel yaveri Hasay Bey Tiflis’te ona mülk iddialarında yardım etmiştir.  Halef kendisine: “sen tek kızsın, bu kadar toprak senin neyine”, diye soruğunda, cevabında Natevan şu cevabı verir:

Benim koskoca halkım var. Onlara vereceğim”. Öyle de yapmıştı. Toprakları geri alarak halkının iradesine vermiştir. Natevan’ın şahsiyet olarak kendisini göstermesinde vatana, doğduğu topraklara bağlı olmasında hem de mensup olduğu soyun, kökün ve sülalenin büyük etkisi vardır. Hayırsever,  iyilik yapan ve aktif sosyal halk adamı olarak halkının hafızasına kazınmıştır. Kendi sermayesi ile Sarı Baba adlı yerden Şuşa iline kadar su kanalı  yaptırmıştır. Bu su kanalı şu an da “Han kızı çeşmesi” adı ile tanınmaktadır(Teessüf ki, bu yerler Ermeniler tarafından işgale maruz kalmıştır). Natevan Aras nehrinden Mil ovasına kadar su kanalı çekmeğe teşebbüs etmişti. O, Şuşada parklar yaptırmış, buz üretimi yeri ve okullar inşa ettirmiştir.

1858 yılında hoş bir tesadüf olarak Bakü’de Fransız yazar Aleksandır Düma ile Hurşitbanu karşılaşırlar. Natevan hayat arkadaşı Hasay Bey’in Fransızcayı iyi bilmesi sayesinde yazarla aralarında arkadaşlık  ilişkisi kurulmuştur. Onlar Abşeron yarımadasında birlikte gezi yapmış, ayrılırken de bir -birlerine kıymetli hediyeler sunmuşlar. Natevan’ın Bakü’den Şıkh köyüne taş yol yaptırması hakkında ilk bilgi de A. Dümanın “Kafkas’a Seyahat” adlı kitabında bahsi geçmektedir.

Hurşitbanu Natevan parlak yeteneğe ve öncü fikirlere sahip büyük şahsiyet olmuştur. O, Azerbaycan kültüründe və ictimai hayatında derin izler bırakmıştır. 1850'den itibaren şiir yazdığı bilinen Hurşid Banu, 1872'de Şuşa'da "Meclis-i Üns" adı altında şairler birliği kurdu ve yirmi yıldan fazla bu birliğin yöneticisi ve mali destekleyicisi oldu. Şiirin yanı sıra hat, tezhip ve resimle de uğraştı. Azerbaycan El Yazmaları Enstitüsü’nde onun kendi elinden çıkmış “Gül Defteri” (1886) adıyla bilinen bir albüm bulunur. Yaptığı iğne işleri de Azerbaycan Ulusal Güzel Sanatlar Müzesi’nde saklanmaktadır.

Erkeklere nazaran  kadınlar  hayatın bütün alanlarında hukuksuz yaşadığı zamanlarda Azerbaycan tarihinde böylesine mert, cesur ve öncü diplomat Türk Müslüman kadınlarımızın varlığı takdire şayan durumdur. Sara Hatun ve Hurşitbanu Natevan geçtiğimiz asırlarda yaşasalar da, onların siyasi kültürü, diplomatik faaliyeti ve şahsi çabası gelecek nesiller için güzel örnektir.

Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.