Türkün dökülen kanları beyhude gider mi?... ( Kerkük Türkleri)

 

Bugün Irak denilen memleketin tarihe belli sakinleri Kengerler ve Sümerler olmuştur. Bu bölgede ilk devlet kuran halk da Kenger Türkleri olmuştur. Kenger Türklerinin Orta Asya'dan geldiği ve dillerinin de Türk dili ailesine mensup olduğu artık şumеrşünasların demek olur ki, çoğunluğu tarafından kabul edilmiştir. Bu Kenger Türklerinin bugünkü varisleri de işte Irak Türkleridir.

Dünya kültürünün yer değişme teorisine göre “sonraki tüm kültürler kendinden öncekilerin varisleridir”. Şümеr kültürü de Türkistan ve Kür-Araz medeniyetinin devamıdır. Demek ki, bugünkü Irak Türkleri de eski Türkistan ve Kür-Araz ve Şümеr medeniyetinin devamıdırOnlar en az 7 bin yıldır o bölgede yaşamakta, sonraki dönemlerde bu bölgeye gelen başka еtnisiteler ve diğer Türk halkları ile kaynayıp karışarak yüksek bir kültür yaratmışlardır. 

Tarihçiler bu araziye gelerek yerli Türklerle kaynayıp karışmış başka bir Türk akınını IX yüzyıl Abbasi Halifesi Mutasım zamanında (833-842) Genel verdiğini gösterirler. Üçüncü büyük akın ise XI yüzyılda Tuğrul Bey zamanında olmuş, daha sonra ise bu arazi Türk devletleri olan Atabeyler, Harzemşahlar, İlhanlılar, Celayirler, Karakoyunlular, Akkoyunlular, Osmanlılar, Safeviler ve tekrar 1918 yılına kadar Osmanlıların hakimiyetleri altında bulunmuştur. Demek ki, bu bölgede mevcut muazzam medeniyetin en büyük yaratıcıları da bugünkü Irak Türklerinin ulu dedeleri olmuş Kengerli, Bayandır, Bayat, Pürnək, Emirli, Karakoyunlu, Akkoyunlu Afşar vb. gibi Türk boylarıdır.

Büyük Selçuklu İmparatorluğu parçalandıktan sonra Irak'ta bir Irak Selçuklu Atabeyliği kurulmuş, Selçuklu Sultanı III Toğrul Harezmşah Tekese yenilip ölmesinden (1194 yılında) sonra Irak Harezmşahların hakimiyetine geçmiş, daha sonra ise sırası ile yukarıda belirtilen Türk devletlerinin hakimiyetleri altında olmuştur. Nihayet büyük Osmanlı Türk imparatorluğunun çöküşü ile Irak 1921 yılında devlet statüsü almış, ama Irak Türkleri sadece 5 Haziran 1926 “Ankara Anlaşması” ile resmen Türkiye'den ayrılmıştır

Irak Türkleri tarih boyunca bugünkü Türkiye ve Suriye sınırlarından başlayarak, Irak'ın güney doğusunda yerleşen ve eski Azerbaycan Türk topluluğu olan Kutilerin adını taşıyan Kut vilayetinin Bedir'e bölgesine kadar geniş bir alanda yaşamaktadırlar. Bu geniş arazi Irak'ın Musul, Erbil, Süleymaniye, Kerkük, Selahattin (şimdiki Tikrit) Diyala, Bağdat ve Kut vilayetlerini kapsar

5 Haziran 1926 “Ankara Anlaşması”nın koşulları uyarınca Musul vilayetinin de tamamen Irak'a verilmesi ile Irak Türklerinin Türkiye ile ilişkileri resmen kesilmiş, İrak sınırları içinde kalan Türk toplumunun okudukları ders kitapları ve genel olarak öğretim de yavaş yavaş Araplaştırılmış, Türkçe okuma ve yazma 1935-1936 yıllarında tamamen ortadan kaldırılmıştır. Bu çalışma 1958 devrimine kadar devam etmiştir. Fakat 22 yıllık bu dönemde Arap öğretmenlerinin azlığından istifade eden ve Türk bölgelerine gönderilen Türk asıllı öğretmenler tüm sorumlulukları kendi üzerine alarak dersleri Türkçe öğretim etmişler. Bu durumdan korkuya düşen İngilizler tarafından yetiştirilerek iktidara getirilen dönemin şovenist hükümeti bazı Türk öğretmenleri üzerinde ağır baskılar uyguladığı etmiş ve onları hapis ederek sürgüne göndermişlerdir. 

Hükümetlerin baskısına rağmen, 1936-1958 yıllarında yayınlanmış ömürleri az olsa da Kerkük, Bağdat ve Musul'da “Kevkebi Maarif”, “El Nеcah”, “Beceri”, “Yeni Irak”, “Teceddüd”, “İleri”, “Maarif Dergisi”, “Yıldız”, “Afa”, “Basir qazetesi” adlı Türkçe qazete ve dergiler neşredilmiştir. 1958 inkılabından sonra Irak Türklerinin talebi ile bazı alanlarda belirli başarılar elde edilmiştir. Nitekim 1 Şubat 1956 yılından Irak devlet radyosunda Irak Türkçesinde yayınlar başlamış, 1960 yılında Türkmen Kardeşlik Ocağı kurulmuş, 1961 yılında “Kardeşlik” dergisi yayın edilmeye başlamıştır. Tüm bunlara rağmen, Irak Türklerine kendi dillerinde okuma ve yazma imkânı verilmemiş, Türk bölgelerine dışarıdan öğretmenler doldurularak Türkçe öğretimi tamamen kapatmışlar. Durumun bu şekil aldığını gören Irak Türk öğretmenleri mutlak olarak 28-30 Ağustos 1960 yılında eğitimle ilgili kurultay yaparak Irak Türklerinin eğitimine dair sıkıntıları ele etmişler.

Tarihi müşterek Türk edebiyatının bir parçası olan Irak Türk edebiyatının ana dili Azerbaycan ve Güneydoğu Anadolu Türkçesidir. Zengin tarihi, kültürü olan bu halkın bitip tükenmeyen sözlü söz sanatı-folkloru vardır: hoyrat denilen bayatları, türküleri, masalları ve destanları, fıkra, efsane, rivayetleri vardır. Kerkük folklor örnekleri sadece dil, hem de içerik açısından, hemen hemen, Azerbaycan sözlü halk edebiyatı örnekleri ile aynıdır. Aşağıdaki atasözüne dikkat edelim:

      1.Denizə düşen yılana sarılır.

      2.Camala bakma, kemâle bak.

      3.Çobansız koyunu kurt yer

      4.Doğruluq dost kapısıdır

      5.Zengin kalkar işine, yoksul bakar dişine.

Edebiyat tarihçileri tarafından “Azerbaycan Edebiyatı” diye adlandırılan Irak Türk Edebiyatı dünya edebiyatı hazinesine Nesimi, Fuzuli, Ruhi, Nevresi Eski, Yeni Bağdadi gibi ünlü şairlerle birlikte, Mustafa Gerçek Bey, Karakoyunlu İbrahim Cermi Bey, Fuzulioğlu Fazlı gibi, Mеhmеt Sadık, İzzeddin Ebdi Bayatlı, Osman Mazlum, Ali Mərufoğlu, Mеhmеt İzzet Hattat, Ata Terzibaşı, Salah Nеvrəs, Nesrin Erbil, Nihat Akkoyunlu, Muzaffer Arslan, Mustafa Gökkaya vb. gibi yirminci yüzyıl şairleri armağan etmiştir. Irak Türklerinin zengin halk edebiyatı vardır.

Bugün 20 milyonluk Irak nüfusunun 4 milyona yakını Irak türkləridir . 1926 yılından itibaren, yani Türk dünyası ile tüm ilişkileri kesilenden Saddam Hüseyin rejiminin sonuna kadar bölünme ve asimilasyona maruz kalan Irak Türkleri bugün artık Kürt Talabani iktidarı tarafından soykırıma uğratılmaktadır. Bölgedeki kaostan istifade eden pеşmerge çeteleri Irak Türkleri yaşayan bölgelerde, özellikle petrolce zengin Kerkük ve Tеlafеr’de tеrör eylemleri töredir, bu bölgelerden Türkleri sıkıştırıp bölgeden çıkartarak yerlerine Kürtleri doldurulmaktadır. Bu işleme Irak işgalcileri sadece göz yumuyor, hatta ona maddi ve manevi yönden yardım göstermektedirler. Kendilerini demokrasinin güvencesi, insan hakları savunucusu sayan BM, Avrupa Birliği, Avrupa Konseyi gibi saygın kuruluşlar susuyor, bu gün kerkük Türklerine edilenlere göz yumuyorlar. Batı dünyasının kültürünün yaratıcıları olan bir halkın - silahsız Irak Türklerinin kan içinde boğulmasını sanki bele de olmalıymış gibi şevkle seyretmektedirler. Bu yerde istiklal şairimiz Muhammed Hadi'nin tabirince desek:

                              İç, iç ne kadar ister isen kanımı zalim,

                              Bir gün görürüm kanını sehpalar içinde.

                                                     veya

                             Türkün dökülen kanları beyhude gider mi?

                             Dikkatle düşün, yoksa bu kan hepsi boşuna mı?

Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.