AKP Serbest Düşüşe Geçmiştir. Yükselen Yıldız İmamoğlu’dur

AKP serbest düşüşe geçmiştir. Yükselen yıldız İmamoğlu’dur. Gelecek İmamoğlu’nundur.

Seçim günü yaklaştıkça AKP halktan giderek uzaklaşmaya devam ediyor.
 
Cumhurbaşkanı’nın “karnını doyuruyoruz ama yine de oy vermiyorlar” diyerek vatandaşı dilenci yerine koyması, Binali Yıldırım’ın insanları aptal yerine koyan açıklamaları, yemek masası varken yer sofrasında iftar açarak poz verip halkçılığı yerde yemek yeme zannetme yanılgısı AKP nin nasıl bir bunalım geçirdiğinin kanıtıdır.
 
AKP’nin artık halka karşı algıları kapalıdır. İktidara geldiklerinde halkla çok sıkı bir ilişki kurmuşlardı. Ancak günümüze geldiğimizde halkın sesini duymayan, halkla ilişki kuramayan bir iktidar partisiyle karşı karşıyayız.
 
Eğer halkla bir iletişimleri olsaydı vatandaş geçim sıkıntısı yaşarken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Doyuruyoruz ama yine de oy vermiyorlar” diyerek geçim sıkıntısı yaşayan vatandaşların damarına basacak bir açıklama yapar mıydı?
 
Bu açıklama Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 40 yıllık siyasi hayatındaki en yanlış ve siyasi etikten uzak açıklamalarından biridir. Bir siyasetçinin, hem de bir Cumhurbaşkanı’nın vatandaş için “karnını doyuruyoruz” demeye hakkı yoktur.
 
Hangi parayla kimin karnını doyuruyorsunuz Sayın Cumhurbaşkanı? Fakir vatandaşlarımıza yaptığınız yardımlar sizin değil devletin yardımıdır. Bu yardımların parası sizin cebinizden değil devletin bütçesinden karşılanıyor. Devlet bütçesi de Milletimizin vergilerinden oluşuyor. Kısacası kimseyi doyurmuyorsunuz. Millet, karnını kendi parasıyla doyuruyor.
 
Aslında bu tarz açıklamalara şaşırmıyorum. Çünkü siyasette güç zehirlenmesi diye bir şey vardır. Her iktidar partisi, iktidarda kalma süresi uzadıkça kendini yenilmez zannedip vatandaşı kendisinin kölesi zannetmeye başlar. Buna güç zehirlenmesi denir.
 
AKP’nin güç zehirlenmesi 2011 seçimlerinde %50 oy almasıyla başladı.  Bu oy oranıyla AKP siyasette ulaşabileceği maksimum seviyeye çıktı yani zirveye ulaştı. Zirveye ulaşmak aynı zamanda düşüşün başlangıcıdır. Çünkü ötesi yoktur. Elbet yavaş yavaş düşüşe geçersiniz.


 
AKP’nin düşüşü gezi olaylarıyla patlak verdi. AKP nin halkı köle olarak gördüğü ilk olay Taksim’de halka sormadan topçu kışlasını yapmaya çalışmasıdır. “Ben böyle istiyorum yapacağım” dedi ve iktidarı boyunca ilk kez büyük toplumsal bir tepkiyle karşılaştı fakat Gezi eylemi, teröristler tarafından amacından saptırıldığı için AKP, Geziyi terörist bir eylem olarak gösterdi.
 
AKP’ye göre halk kendisine tepki vermemişti, herkes halinden memnundu, topçu kışlasının yapılmasına kimse itiraz etmemişti. Sadece teröristler ve dış mihraklar bir eylem yapmıştı. İktidara göre her şey bu kadar basitti ama gerçek öyle değildi. Gezi eylemleri, teröristler tarafından saptırılmasına rağmen bir halk tepkisiydi. Halkın, iktidara “bana saygı duy” uyarısıydı.
 
AKP için ikinci darbe 17-25 Aralık oldu. Ayakkabı kutularından çıkan paralar, gizli para kasaları, sıfırlanan paralar, 700 bin TL lik kol saatleri vatandaşta tepki yarattı.
 
Her ne kadar FETÖ komplosu olsa da ortaya dökülen belgeler, konuşmalar gerçekti. Yalan iftira yoktu.
 
AKP bu olayı da gezi olayları gibi darbe olarak niteledi ama yolsuzluğa karışan 4 bakanı da görevden aldı ve o günden beri hiçbiri ortada yok.
 
Vatandaş bu durum karşısında “madem her şey montaj o halde neden 4 bakan görevden alındı” dese de “neyse” diyerek destek vermeye devam etti. Çünkü ekonomik kriz henüz patlak vermemişti. Bu yüzden insanlar, yolsuzluklara göz yumdular.
 
2016 yılına geldiğimizde AKP’nin dönemi bitmişti ama 15 Temmuz darbe girişimi sonrası OHAL ilan edilerek AKP tekrardan güç sahibi oldu. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın darbe girişimi için “Allahın lütfu” demesi tesadüf değildir. 15 Temmuz, AKP nin sönmüş, bitmiş gücünü tekrar diriltti. Ancak bu diriliş aldatıcı bir dirilişti. Makinelere bağlı yaşayan bir hastanın ömrünün biraz daha uzaması gibiydi.
 
Ardından OHAL şartlarında 16 Nisan referandumu yapıldı ve mühürsüz oylarla, şaibeli bir şekilde rejim değiştirildi ancak İstanbul, Ankara ve İzmir Hayır dedi. Bu sonuç 2019 yerel seçimlerinde yaşayacakları yıkımın habercisiydi. Artık İstanbul ve Ankara halkı AKP den desteğini çekmişti.
 
24 Haziran seçimleri de şaibeli bir sonuçla bitti ama 31 Mart seçimlerini AKP’nin kaybedeceği çok belliydi ve beklenen oldu. AKP büyükşehirlerin çoğunu kaybetti. En önemlisi İstanbul’u kaybetti.
 
Ancak AKP her zaman olduğu gibi yine iktidar süresini uzatmak için zorla seçimleri iptal ettirdi ve 17 yıldır savunduğu en büyük argümanı olan sandıktan çıkan sonucu tanımadı.
 
Seçim anketlerindeki rakamlar umurumda değil. Sizlere tarih ışığında cevap vereceğim.
 
Türk Milletinin iradesiyle zıtlaşanlar bugüne kadar her zaman kaybetmiştir. Millet, iradesini yok sayanlara cevabını her zaman daha güçlü şekilde vermiştir.
 
1960 darbesiyle Milletin seçtiği Menderes devirildi, idam edildi. Millet darbe sonrası ilk genel seçimlerde Demokrat partinin devamı olan Adalet partisini seçti.
 
1980 darbesiyle Milletin iradesine bir kez daha darbe vuruldu. 1983 seçimlerinde Millet, Kenan Evren’in desteklediği Milliyetçi Demokrasi Partisi’ni (MDP) değil ANAP’ı seçti ve Turgut Özal’ı Başbakan yaptı.
 
28 Şubat darbesiyle Refah-Yol hükümeti düşürüldü. Tayyip Erdoğan siyasetten men edildi. Millet 2002 de AKP yi seçti.
 
Yakın geçmişe dönelim… 2014 yerel seçimlerinde Melih Gökçek şaibeli bir şekilde seçimleri kazandı. Millet, 2014 seçimlerinde hakkı çalınan Mansur Yavaş’ı 31 Mart seçimlerinde 124 bin oy farkla seçti.
 
Türk Milleti, iktidarlarla hesaplaşmasını her zaman sandıkta yapmıştır. Sokağa çıkan fazla olmaz, kabullenmiş gibi davranır ama sandıkta cevabını vermiştir.
 
23 Haziran seçiminde de aynı şeyi yaşayacağız. Millet, iradesini tanımayanlara karşı şu an açıktan tepki vermiyor ama sandıkta öyle bir tepki verecek ki 1983 seçimlerindeki ANAP’ın zaferinin bir benzeri yaşanacak.
 
Kısacası AKP serbest düşüşe geçmiştir. Yükselen yıldız İmamoğlu’dur. Gelecek İmamoğlu’nundur.
Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.