Bir Seçim Uğruna Milleti Bölmeye Kimsenin Hakkı Yoktur!

Cumhur ve zillet diye kutuplaştırdığınız insanlar, 1 Nisan sabahı da birbirinin yüzüne bakacak, aynı otobüse binecek, aynı binada oturacak, aynı ortamda çalışacak.

Seçimlere 1 haftadan kısa bir süre kaldı ve seçim günü yaklaştıkça meydanlarda tansiyon gittikçe yükseliyor.
 
Mansur Yavaş, Akşener ve Kılıçdaroğlu’na hapis tehditleri, Mansur Yavaş’a atılan iftiralar ve aylardır bitmeyen beka meselesi propagandası
 
Hayatımda ilk kez seviyenin bu kadar düştüğü bir seçim görüyorum ve seviyesizliğin sonunda yaratacağı sonuçları iyi görmüyorum.
 
Toplumlar, yaya benzerler. Çok gerginleştirip sıkıştırırsanız bir gün mutlaka tepki verir. Bu yüzden devleti yönetenlerin en önemli görevlerinden biri toplumu germemektir, kutuplaştırmamaktır.
 
Ancak yaşadığımız süreç, olması gerekenin tam tersi… Devleti yönetenler öyle bir hava yaratıyor ki sanki sadece onlara oy verenler devletin bekasını düşünen insanlar, geriye kalanlar ise ya hain ya da kandırılmış.
 
Seçimleri bu hale getirecekseniz neden seçim yapıyoruz? Seçim dediğimiz şey her vatandaşın, istediği partiye oy vermesi değil midir?
 
O halde size oy vermeyenler neden yanlış yoldaymış gibi davranıyorsunuz? Herkes size oy vermek zorunda mı?
 
Bu ülkede 1946 dan beri çok partili seçimler yapılıyor ve hiçbir seçimin sonucunda devlet yıkılmadı. Bu seçimden sonra da yıkılmayacak.


 
Bir şey yıkılacaksa bu devlet değil sizin iktidarınız olacak. Tıpkı sizden önceki iktidarların bir gün kaybetmesi gibi…
 
Sizden öncekiler, iktidardan gittiğinde devlet yıkılmadıysa sizden sonra da yıkılmayacak merak etmeyin. Siz iktidara geldiğinizde Türkiye Cumhuriyeti 80 yıllık bir çınardı. Yani sizden önce 80 yıl bu devlet siz olmadan ayakta durdu.
 
Bu 80 yıl içinde 3 kez darbe oldu. 3 kez Anayasa değişti. Kıbrıs harekâtı yaşandı. Kıbrıs’a girdiğimiz için ambargo dönemini yaşadık. Kore’ye asker yolladık. PKK ile mücadele ettik.
 
Bu saydıklarım siz iktidara gelmeden önce yaşananlar. Bir de sizin iktidarınız döneminde yaşananlar var. Onları da yazalım.
 
Sizin iktidarınız döneminde bitme noktasına gelmiş terör olayları yeniden arttı.
 
PKK ile çözüm süreci adı altında müzakere edildi.
 
Habur’da teröristler davul zurnayla karşılandı.
 
Bebek katili Apo’nun mektubu meydanlarda okundu.
 
Feto, devlet içinde güçlenip 15 Temmuz darbe girişimi yaşandı.
 
Kurtuluş savaşında bile bombalanmayan TBMM bombalandı.
 
Dış borç 500 milyar dolar oldu.
 
Dolar 7 TL, Euro 8 TL oldu ve en sonunda millet, tanzim kuyruklarında 1 kilo domatese muhtaç oldu.
 
Okurken bile insanın içini karartan bu kadar olay yaşamamıza rağmen Türkiye Cumhuriyeti yıkılmadıysa sizden sonra da yıkılmaz.
 
Çünkü Türkiye Cumhuriyeti’nin sınırları masada değil şehitlerin kanıyla çizildi.
 
Türk bayrağı, renklerini İngilizlerden değil Şehitlerin kanından aldı.
 
Biz bu devleti sokakta bulmadık beyler bayanlar! Biz bu devleti sandıkla, oy pusulasıyla, seçimle kurmadık ki seçimle yıkılsın.
 
Artık Milleti kutuplaştırmayın. Açık konuşun. “Beka meselesi bizim iktidarımızın bekasıdır” deyin. Çünkü “seçimleri kaybedersek çok şey ortaya çıkacak” deyin.
 
Şunu asla unutmayın. Bugün bir seçimi kazanmak için yaptıklarınızın sonucunu yarın Millet yaşayacak.
 
Cumhur ve zillet diye kutuplaştırdığınız insanlar, 1 Nisan sabahı da birbirinin yüzüne bakacak, aynı otobüse binecek, aynı binada oturacak, aynı ortamda çalışacak.
 
Seçimler gelip geçer ama Türk Milleti ve Türkiye Cumhuriyeti her zaman yaşayacak.
 
Eğer seçimlere bu açıdan bakarsak herkes için en hayırlısı olur. Aksi halde bu işin sonu herkes için kötü olacak.
Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.