Gün Birlik Olma Günüdür. Siyaset Yapılacak Gün Değildir

Savaş, psikolojiyle, maneviyatla kazanılır. Böyle bir dönemde bile siyaset üstü davranılamıyorsa topla, tüfekle sadece terörist öldürürsünüz ama terörü bitiremezsiniz.

Türkiye Cumhuriyeti devleti uzun zamandır alması gereken bir karar alarak Suriye’de geniş çaplı bir askeri operasyon başlattı.
 
Uzun zamandır alması gereken bir karar diyorum. Çünkü bu operasyon 5-6 sene önce yapılmalıydı.
 
Ancak şu an ülkeyi yönetenler o günlerde sözde çözüm süreci olan ama özde bölünme süreciyle meşgul oluyorlardı.
 
Bugün savaştığımız YPG’li teröristler 5 yıl önce hem de Cumhuriyet bayramında ellerini kollarını sallayarak sınırımızdan geçtiler. Yedikleri lahmacunların parasını bile hükümet ödedi.
 
O zamanlar bir avuç teröristtiler. Bugün ise karşımızda ABD’nin büyütüp geliştirdiği büyük bir örgüt var.
 
Atalarımızın dediği gibi yılanın başı küçükken ezilmelidir fakat biz böyle yapmadık. Yılanın büyümesini bekledik. Yılan büyüdü büyüdü ve şu an karşımızda kocaman bir piton var.
 
Her şeye rağmen Türk ordusu bu piton yılanını ezer mi? Evet.
 
Bu yüzden yanlış hesap Resulayn’dan döner diyerek geçmişi konuşmayalım önümüze bakalım diyoruz.
 
Ancak bizlerin gösterdiği olgunluğu ülkeyi yönetenlerden maalesef göremiyoruz.
 
Siyaset üstü günler yaşadığımız bir dönemde bile hala siyasi açıklamalar yapılıp ucuz siyasi hesaplar yapılıyor.
 
Hitabeti güzel olan, halkı ikna etme yeteneğine sahip olan herkes siyasetçi olabilir ama devlet adamı olmak farklıdır.


 
Devlet adamı olmak için güzel konuşmak yetmez. Bilgi, kültür, görgü gerekir.
 
Kriz dönemlerinde siyasi geleceğini düşünmeden hareket etmeyi gerektirir.
 
Hatta siyasi açıdan zarar göreceğini bilsen de devlet için hayırlı olacak bir icraat varsa düşünmeden yapmayı gerektirir.
 
Bu açıdan bakıldığında Ecevit, Erbakan, Demirel ve Türkeş sadece siyasetçi değillerdi. Aynı zamanda devlet adamlarıydılar.
 
Siyasi arenada birbirleriyle çok mücadele ettiler. Ancak kriz dönemlerinde tüm siyasi kavgaları bir köşeye atıp yan yana gelmesini bildiler.
 
En basiti Kıbrıs Barış harekâtına bakın. Cumhuriyet tarihimizin son 60 yıldaki en büyük askeri başarısını bir koalisyon hükümeti döneminde yaşadık. Hem de birbirine taban tabana zıt, biri sağ diğeri sol görüşlü parti olan bir koalisyon hükümetiydi.
 
Bu yüzden halkımız Ecevit ve Erbakan ile aynı siyasi görüşte olmasa da Kıbrıs meselesinde gösterdikleri devlet adamlığı olgunluğu yüzünden her zaman takdir eder.
 
45 sene önce bir koalisyon hükümetinin başardığını bugün bir tek parti hükümeti neden başaramıyor?
 
Neden böyle bir dönemde bile hala “Millet ittifakı bölünmelidir” gibi günün ruhuna aykırı açıklamalar yapılıyor?
 
Kimse şunu unutmasın. Ordunun moralini bozmanın kimseye faydası olmaz.
 
Şu an Suriye’de AKP’li, CHP’li, MHP’li, İYİ Partili, her partiye oy vermiş askerlerimiz vatan için canını ortaya koyuyor.
 
Şu an AKP’li, CHP’li, MHP li, İYİ Partili, her partiye oy vermiş aileler, Suriye’de savaşan çocukları için dua ediyor.
 
Ancak böyle bir zamanda en başta siyaset üstü, birleştirici davranması gereken Cumhurbaşkanı çıkıp şöyle diyor:
 
“Millet ittifakının parçalanması çok önemli”
“Herkesi AKP’ye katılmaya davet ediyorum”
 
Bu açıklamalardan sonra Suriye’de muhalif partilere oy veren askerlerimizin psikolojisini düşünün...
 
Vatan için çocuğunuzu, çoluğunuzu, ananızı, babanızı bırakıp bilmediğiniz bir ülkede savaşmaya gelmişsiniz. 1 dakika sonra ölüp ölmeyeceğiniz belli değil ama Cumhurbaşkanı sizi bir anda dışlıyor.
 
Siz olsaydınız ne hissederdiniz?
 
Savaş sadece topla, tüfekle kazanılmaz. Öyle olsa ne Çanakkale’yi ne de kurtuluş savaşını kazanamazdık.
 
Savaş, psikolojiyle, maneviyatla kazanılır. Böyle bir dönemde bile siyaset üstü davranılamıyorsa topla, tüfekle sadece terörist öldürürsünüz ama terörü bitiremezsiniz.
Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.