Öcalan, Cilo ve Trump'ın Mektuplarının Ortak Hedefi

Trump'ın mektubunun üslup ve içeriğinin SDG elebaşısının mektubunu ve Trump'ın arabuluculuğu çoktan başlattığının üstünü örtmeye yönelik olduğunu, bu sürecin yaptırım ve ambargolarla desteklenerek Tür

Açılım veya müzakere sürecinde terörle mücadeleye verilen ara, terör örgütü PKK'nın Suriye kuzeyinde yeni güvenli sığınak oluşturmasının, örgütün ağırlık merkezinin orada ABD destekli olarak tahkim edilmesinin önünü açtı.

Türkiye'nin güney sınırlarının bir terör koridoruyla çevrelenmesi tehdidini bertaraf etmek maksadıyla sınırların ötesinde operasyonlara başlamasıyla birlikte bizim terör örgütü bizim haricimizdeki tüm aktörlerin Kürtler olarak gördüğü yapı (SDG-PYD-YPG) üzerinden Kürt sorunu sınırları aşan uluslararası bir sorun haline geldi.

Ama önceki müzakere süreci döneminde ve sonrasında Türkiye'nin ödediği bedeller ortadayken iktidar sanki hiç bir şey olmamış davranmaya devam etti. Nitekim 31 Mart ve 23 Haziran yerel seçimler sürecinde PKK'nın hükümlü lideri yeniden devreye sokuldu.

Ve 06 Mayıs'ta sözde hükümlü-avukat ilişkisinin gereği yapılıyormuş görüntüsüyle İmralı'daki teröristbaşının mektubu 06 Mayıs'ta yayımlandı.
 
 
08 Mayıs'ta bu köşede "PKK/PYD ile Genişletilmiş Müzakere Süreci" başlığıyla şunları yazmıştık: Mektupta birkaç mesaj var. Birincisi içinde bulunduğumuz süreçteki sorunları çözmek için yeniden müzakere istiyor ama Suriye kuzeyini de kapsayacak bir müzakere. İkincisi, sadece Türkiye ve bölgedeki sorunlar birlikte ele alınsın diyor. Buradan kasıt Suriye olduğu aşikar. Üçüncüsü, Suriye kuzeyindeki güvenli bölgeyi tarif ediyor. Bunun için de PYD/YPG'yi kamufle eden SDG'yi muhatap gösteriyor.

Derken günler haftalar geçti. Türkiye Fırat'ın doğusuna bir harekat başlattı. Barış Pınarı Harekatıyla birlikte Türkiye kamuoyuna açıklanan güvenli hedefinin küçük bir bölümünü kısmen ulaşabildi.
Harekatla birlikte birkaç şey daha oldu.Birincisi Trump'ın twitleri Türkler Kürtlerin yüzyıllardır savaşıyor, Türkler Kürtleri katlediyor algısı yarattı. İkincisi Trump'ın 09 Ekim tarihli Erdoğan'a yazdığı mektup. Üçüncüsü Trump'ın mektubunun ekindeki SDG elebaşı Mazlum Kobani kod adlı Şahin Cilo'nun mektubu. Dördüncüsü ABD ve Rusya ile yapılan güvenli bölge mutabakatları.
18 Ekim'de bu köşede, "Trump'ın mektubunu bırak ekine bak" başlıklı yazımızda "Trump'ın mektubu harekatın yapılmamasından ziyade Türkiye ile SDG'nin müzakere yapmasını sağlamaya yönelik" diye yazmıştık. 



Ayrıca Trump'ın mektubunun üslup ve içeriğinin SDG elebaşısının mektubunu ve Trump'ın arabuluculuğu çoktan başlattığının üstünü örtmeye yönelik olduğunu, bu sürecin yaptırım ve ambargolarla desteklenerek Türkiye'nin harekatını SDG ile müzakereye dönüştürmeye yöneleceğini bunun da Türkiye'ye kurulan genişletilmiş ikinci müzakere (çözülme) süreci tuzağı olacağını yazdık.

ABD, Fırat doğusunda sınır hattından çekildi ama SDG/YPG'ye ekonomik ve koruma desteğinin devam edeceğini açıkça beyan etti. Artık Fırat doğusunda sınır hattında SDG-YPG varlığı krizini Rusya'ya devrederek bu konuda bir nevi Türkiye'den gelebilecek tepkilerin önünü kesti, tabiri yerindeyse aradan sıyrıldı.
 
 
ABD'nin SDG/YPG'yi Kürtlerin temsilcisi olarak tanımladığı ortadayken, Rusya da konuya aynı noktadan hızlı bir giriş yaptı. Lavrov, Soçi'de 22 Ekim'de imzalanmış olan mutabakatın, mutabakatın şartlarını yerine getiren herkesin haklarını garanti altına aldığını, bu taraflardan birisinin de Kürt güçler olduğunu belirtti. Kürt güçlerden kastı YPG.

Mutabakatın Rusça nüshasında YPG değil KOC kısaltması da bunun içinmiş anlaşılan. KOC'un Rusça Kürt Özgürlük Güçlerinin kısaltması olduğu ortaya çıkmıştı.

"Mutabakatla Türkiye ile Kürt güçler arasındaki sorun için güven inşa edici önlemler alındı" diyen Lavrov SDG/YPG bağlamındaki tartışmaları Kürt sorunu olarak tanımlıyor ve bakın neler diyor:

"Kürt sorunundan kaçamazsınız. Söz konusu sorun, Suriye krizinin parçası olmaktan çok, çok daha geniş bir problem. Irak'ta yaşayan Kürtler var, İran'da yaşayan Kürtler var, tabii ki Türkiye'de de çok sayıda Kürt yaşıyor… Hiç kimse Kürtlerin kendilerini ikinci sınıf insanlar olarak hissetmelerini de istemez."

Lavrov ayrıca, şunları ekliyor: "Diğer etnik, mezhepsel azınlıkların yanı sıra Kürtlerin dilsel, kültürel ve diğer hakları temin edilmeli."

Lavrov'un söylediklerinin Teröristbaşı Öcalan'ın mektubunda verdiği mesajlardan ve ilk müzakere sürecindeki PKK taleplerinden farkı var mı? Yok. Suriye kuzeyinde Kürt sorununu çözmek için hayata geçireceğiniz her şey peşinden aynen Türkiye içinde de talep edilecektir.

İşte onun için SDG elebaşısı Cilo'nun Trump'a yazdığı mektup önemli. Arabuluculuğa suyunmuş Trump o mektubu kendi mektubuna ek yaparak neredeyse resmileştirdi.

Erdoğan, ABD ziyaretinde (ki gitmemeli)  o mektubu götürüp görüşme konusu bile yapmamalı. Yok saymalı. Trump'ın da konuşmasına izin verilmemeli. O mektubu konuşmak demek, siz öyle görmesiniz de, SDG/YPG ile müzakerelerin dolaylı da olsa başlaması demektir. Öyle bir müzakere Türkiye'nin içişlerini de içine alır. Terörle mücadeleyi bitir müzakerenin önünü açar.

Gelinen noktada ABD-Rusya el ele vermiş, ABD siyaseten Rusya arazide Türkiye'yi PKK/YPG ile müzakereye zorluyor. Ve Türkiye'nin hareket serbestisi neredeyse yok.
Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.