Seçim ve Açılım Odaklı Harekât

İstanbul seçimindeki AKP-HDP işbirliğinin, Türkiye'yi ÇÖZÜLMEYE sürükleyecek teröristbaşı kontrolündeki yeni açılım sürecinin ve bunun üzerinden Suriye kuzeyinde kurulacak PKK devletçiğinin üstünü ört

Türkiye içeride ve dışarıda kuşatılmış durumda. Ama kuşatmayı yaracak, dağıtacak hamleleri de yapamıyor. Yapamıyor çünkü Türkiye yönetilemiyor.

16 Nisan anayasa değişikliğiyle ortaya çıkan, her şeyin tek adama bırakıldığı yönetim sistemi daha doğrusu yönetimsizlik sisteminin idamesi öncelikli hedef olmuş durumda. Burada gedik vermemek için yerel seçimlerin ağırlık merkezi olan İstanbul'un kazanılması gerekiyor.

Hal böyle olunca da her şey İstanbul seçimi odaklı gelişiyor. Hem de öyle oluyor ki birbirini örten operasyonlar peşpeşe geliyor.

31 Mart öncesindeki yazılarımda Erdoğan yönetiminin Ankara ve İstanbul'u kaybedeceğini, iktidarını sürdürebilmek için de içeride ve dışarıdaki eski ortaklarını, yol arkadaşlarını yeniden iktidara ortak etmeyi deneyeceğini yazmıştım.

Son günlerde ortaya çıkan, bazıları trenden inmiş eski yol arkadaşlarının kamu bankaları ve sarayda değişik makamlara getirilmesi bunun en somut göstergelerinden.

Bu atamalar teröristbaşıyla başlatılan ve Türkiye'nin başına büyük felaketler açacak çözüm değil ÇÖZÜLME SÜRECİ ile de yakından ilişkili. Çünkü bu kişiler önceki açılım sürecinde de aktif rol almışlardır. HDP ile ilişki kurup seçmenlerinin tercihlerini değiştirmek üzere "istişareler" yapacak sözde akil kişiler.

İktidarın yeni süreci İSTİŞARE SÜRECİ olarak isimlendirmesini bekliyorum. Başına MİLLİ kelimesini de koydun mu ballı börek! Sarayda kurulan yeni kurulun adının Yüksek İstişare Kurulu olması da buna işaret ediyor.

Avukatlarıyla görüşme hakkı gerekçesiyle başlatılan süreçle artık teröristbaşı yeniden siyasi aktör, hatta baş müzakereci.

Bu fotoğrafın ortaya çıkmasına da maalesef devlet izin veriyor.

Aynen 2013'te başlayan süreçte Nevruz bayramlarında meydanlarda mesajlarının okunarak Kürt kökenli vatandaşlarımızın teröristbaşını lider ve sorun çözücü aktör olarak görmesine ortam yaratıldığı gibi.

2015 ve sonrasında yaşanan terör sarmalından ve ödenen bedellerden ders alınmamış olacak ki aynı film tekrar ediliyor. Sadece isimlendirmede değişiklik yapılacak.

Teröristbaşının yayınladığı mektuplara bakılırsa, İstanbul seçiminde HDP seçmeni üzerinden Cumhur İttifakı lehinde değişim yaratma karşılığında Suriye'deki sorunu çözmede tek yetkili olarak kendini pazarlıyor. Orayı ben çözerim diyor.

Dediğim gibi birçok paralel operasyon eş zamanlı yürüyor. Ve birbirlerini örtüyorlar. İktidar teröristbaşının ortaya çıkışını avukat-müvekkil çerçevesinde geçiştirmeye çalışırken HDP kanadından gelen açıklamalar bunu yalanlamaktadır. Hem açılım hem de İstanbul seçimlerinde işbirliği istişareleri AKP ile HDP arasında çoktan başlamış gözüküyor.



Teröristbaşı mektuplarında Suriye vurgusu yapıyor. İşte bu mesaj ,ki aslında Suriye kuzeyinde oluşmakta olan PKK kontrolündeki batı Kürdistan'dır, Türk kamuoyundan kaçırılıyor.

Kandil'deki PKK elebaşları da mesajlarını almışlar. Şöyle diyorlar: Öcalan'ın belirttikleri etrafında uzlaşılırsa Suriye'de çözüm bulunabilir.

Yani Kandil'deki elebaşlarının da İmralı'daki teröristbaşının da şuanda öncelikli hedefi Suriye kuzeyi. Bunu kavrayamazsak, üstünü örtersek Türkiye'ye ihanet etmiş oluruz.

Tabi bu arada Suriye kuzeyinde bir de güvenli bölge olayı var. Burada da bizzat Türk yetkililer ABD ile görüşlerimiz yakınlaşıyor diyor. Sahaya bakıyorsun ABD bir milim geri adım atmamış. Demek ki biz Amerikan fikirlerine planlarına yaklaşmışız kabullenmişiz.

ABD planı zaten PKK/YPG ile yapılan plan. Teröristbaşı da aynı şeyleri ifade ediyor. Öyleyse ortada bile bile lades var. Göz göre göre ABD-PKK tuzağına düşmek var.

İşte tam da bunlar konuşulması gerekirken, PKK'nın ağırlık merkezinin olduğu Suriye kuzeyinde derhal karşı hamle yapılması gerekirken Irak kuzeyinde Hakurk bölgesinde operasyon haberi gündemin başına oturuyor. Aynen 24 Haziran 2018 seçimlerinden önce olduğu gibi.

Halbuki orada zaten Mart 2018'de başlayan bir harekat vardı: Kararlılık harekatı. Hakurk bölgesinde dar belli bir alanda gözlem/üs noktaları tesis edilmişti. Ama neredeyse bir yıl sonra Mart 2019'dan buyan PKK Hakurk bölgesindeki o üs noktalarına ve Hakkari sınırında adeta karşı saldırılar başlattı, şehitlerimiz ve gazilerimiz var. Halbuki PKK bahar ve yaz tertiplenmesine geçmeden bizim oradaki mevzilerimizi sağlamlaştırıp kontrol alanımızı genişletmemiz lazımdı. Geç kalındı, ancak başlatılıyor.

Şahsen MSB'nin açıklamasından ve sahadaki durumdan mahdut hedefli bir harekat olduğu izlenimi edindim. Ama medyadaki haber ve uzmanların(!) yorumlarına bakarsanız Kandil'e giden son yılların en büyük harekatlarından biri. Harekatın bu kadar köpürtülmesi seçim odaklı bir harekat mı yapılıyor sorusunu aklıma getirdi.

Dediğimiz gibi orada harekat yapılmalı, geç bile kalındı ama bu harekatın veya ortaya sürülecek yeni bir operasyonun yukarıda anlattığımız İstanbul seçimindeki AKP-HDP işbirliğinin, Türkiye'yi ÇÖZÜLMEYE sürükleyecek teröristbaşı kontrolündeki yeni açılım sürecinin ve bunun üzerinden Suriye kuzeyinde kurulacak PKK devletçiğinin üstünü örtmesine izin vermeyin.
 
Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.