Trump adalarımızda Yunan egemenliğini tanır mı?

ABD'nin ve Başkanının Ege'de Yunan işgalindeki Türk adları üzerinde Yunan egemenliğini, Doğu Akdeniz'deki tek taraflı oluşturulan Yunan-Rum MEB sahalarını tanıdım kararnamesi yayımlamayacağının garant

Trump şaşırtmaya devam ediyor. Tabi en çok şaşıranlar "Trump iyi ama çevresi kötü diyenler." Bunun en başında da Türkiye'yi yönetenler geliyor.

Koltuğa oturduğu andan itibaren, Nisan 2017'de Suriye kuzeyindeki PKK/YPG'ye bugün 25.000   TIR'a ulaşan askeri yardımın önünü açan kararnameyi imzalamasından, ekonominizi mahvederim twitine kadar defalarca Türkiye'yi tehdit eden, şantaj ve yaptırım tehdidi yapan, Müslümanları küçük gören, burnundan kılaldırmayan Trump'tan bahsediyorum. Uluslararası hukuka, tarihe, vicdana, BM kararlarına aykırı olarak Kudüs'ü İsrail'in başkenti olarak tanıyıp büyükelçiliğini oraya taşıtan Trump'tan bahsediyorum.

Bütün bunlardan sonra bile halen "Trump iyi çevresi kötü" diye biliniyorsa, Trump'ın telefonda   söylediklerine inanıp peşinden "Trump'la çok iyi anlaşıyoruz. Suriye politikalarımız tamamen örtüşüyor" mealinde konuşabiliyorsa beka üzerinden götürülmeye çalışılan yerel seçimlerde oy verirken çok iyi düşünmek gerekiyor. Çünkü iktidarın halen kendisi iyi çevresi kötü dedikleri Trump burada durmayacak, Türkiye'nin bekasına tehdit yaratabilecek sorun alanlarında daha ileri adımlar atacak.

Kudüs'ün başkent olarak ve Golan'daki İsrail egemenliğinin tanınması daha başlangıç. İşin nereye kadar varacağını, Türkiye'yi nasıl etkileyeceğini, Genişletilmiş Yeni Sevr'in önümüze nasıl getirileceğini yazdığım 23 Mart'taki yazımı aşağıdakilerle birlikte bir kez daha okuyun.



Trump'ın Golan kararı uluslararası alandaki oldu-bittilerin, de facto'ların, işgallerin sadece lafla protesto edilmesinin, arazide somut karşılık verilmemesinin, oyalayıcı müzakere ve istikşafi görüşmelerle statükonun devam ettirilmesinin işgalcilerin lehine olduğunun en son somut örneği oldu. Belki Golan'daki hukuksuzluğun benzeri  kısa süre içinde Suriye kuzey-doğusunda olacak ve burası PKK'ya devredilecek.

Ona da bakalım ama Ege'de Yunan işgalindeki 18 adamıza da bu açıdan bir bakalım. Uluslararası kamuoyunun Golan konusunda ABD-Trump'a gösterdiği cılız da olsa tepkinin benzerinin Ege'de adlarımızı işgal eden Yunanistan'a gösterilmesini sağlayabilecek miyiz? Bence sağlayamayız. Niye? Çünkü Türkiye'yi idare eden iktidar Ege'de işgal altındaki adalarımızı gündeme almıyor, seslendirmiyor. Yunan yetkililerle yapılan görüşmelerde, zirvelerde bir kelime bahsetmiyor. Doğu Akdeniz ve Ege'deki Yunanistan-GKRY-İsrail ittifakına ABD'nin de fiilen dahil olduğu ve askeri bir ittifaka dönüştüğünü defalarca yazdık. Ege'de karasularının genişletilmesi niyetlerinden tutun da karasuları genişliği 6 mil iken dünyada emsali görülmemiş şekilde karasuları üzerindeki hava sahası genişliğini 10 mil kabul eden, anlaşmalara aykırı şekilde Doğu Ege adalarını silahlandıran, askerileştiren Yunanistan'ın yanında açıkça taraf olan bir ABD'den bahsediyorum. Doğu Akdeniz'de Türkiye'nin hak ve menfaatlerini, MEB alanını yok sayan İsrail-Yunanistan-GKRY ittifakının enerji projelerine destek verip rol alan ABD var. Bu ABD'nin ve Başkanının Ege'de Yunan işgalindeki Türk adları üzerinde Yunan egemenliğini, Doğu Akdeniz'deki tek taraflı oluşturulan Yunan-Rum MEB sahalarını tanıdım kararnamesi yayımlamayacağının garantisi var mı? Hukuk tanımaz ABD ve Trump'la işin buraya doğru gidebileciğinin emarelerini görmüyor musunuz? 25 Mart'ta Yunanistan'ın sözde bağımsızlık günü kutlamaları için işgal altındaki Türk adası olan Eşek adasına gelen Çipras, helikopterinin Türk uçaklarınca taciz edildiğini, Yunan uçaklarının Türk uçaklarını püskürttüğünü iddia etti. Yüzsüzlüğe bakar mısın. Hem işgal ettiğin Türk adasına gel, Türk toprağını, hava sahasını, karasuyunu ihlal et, sonra Türkiye'yi suçla. Türk MSB kaynakları böyle bir tacizin olmadığını söylese de Yunanistan'ın NOTA vermeye hazırlandığı Yunan basınında yer alıyor. Bunun tam tersi olması ve Türkiye'nin işgal  altındaki adalarımızı terk edin diye Yunanistan'a NOTA vermesi gerekmiyor mu? Ama Türkiye'nin tavrı Yunanlıları  cesaretlendiriyor. Milli ve özel günlerinde bütün Yunan yetkililerin işgaldeki adlarımız dahil Doğu Ege adalarında törenler, ziyaretler yapması sürekli varlık göstermeleri de bundan olsa gerek.

Yunan Cumhurbaşkanı Pavlopulos 25 Mart bağımsızlık günü mesajındaki şu sözlere bakar mısınız: Avrupa Birliği sınırları olan sınırlarımıza, toprak bütünlüğümüze veya münhasır ekonomikbölgemize yönelik tehditlere karşı söyleyeceğimiz tek söz "Molon Labe"dir.

Molon Labe, Sparta   Kralı Leonidas tarafından Mora yarımadasını işgale gelen Perslere karşı söylenmiş "Cesaretin varsa gel de al" manasındadır. Yunanlı liderlere bu sözü söyletme, Türkiye'ye meydana okutma cesareti veren nedir derseniz Doğu Akdeniz ve Güneydoğu Avrupa'da Türkiye yerine Yunanistan'ı kendine stratejik ortak seçen ABD'dir derim.

Türk milleti ve Türk ordusu cesurdur, cesaretini ne zaman nasıl göstereceğini bilir. Ama o safhaya gelmeden o adalar nasıl işgal edildiyse aynı şekilde geldikleri gibi terk etmelerini sağlayacak diplomatik cesaret gösterilmelidir. Bu cesaret şimdi gösterilmezse Yunanistan İsrail'den Golan kopyası çekecektir. Gelin ne Yunan'a ne de Trump'a fırsat vermeyelim. Yapacağımızı geç olmadan   şimdi yapalım.
Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.