Türkiye için Suriye'de yolun sonu...

Türkiye Suriye'de oyunu bozmak için hiç kimsenin özellikle ABD'nin beklemediği ve istemediği hamleyi yapmalı ve Şam yönetimiyle doğrudan ilişki kurmalı.

Türkiye dış politikada kontrolü ve inisiyatifi iyice kaybetmiş gözüküyor.

Bunun en somut örneği Suriye'de yaşanıyor. Ama önce bir kısa fikri takip yapalım.

Türkiye aylardır S-400 ve F-35 kriziyle ve gelecek Amerikan yaptırımlarıyla yattı kalktı ama 12 Temmuz'da S-400'lerin ilk parçaları Türkiye'ye geldikten sonra konu nedense bıçak gibi kesildi.

Sanki hiç yaşanmamış gibi. Tabi bu Türk tarafı için geçerli.

Cumhurbaşkanı'nın Nisan 2020'de aktive edebiliriz sözü başka alanlarda ABD ile ilişkilerde elde edeceklerine göre aktivasyonunu değerlendireceği anlaşılıyor.

Bu haliyle Türkiye S-400 konusunda duruma göre geri adım atabileceği sinyali verirken ABD ilk günden buyana söylediklerini harfiyen yerine getiriyor.

Türk personelin eğitimleri kesildi, F-35 parça transferleri durduruldu, ABD'de Türkiye'ye teslim edilen F-35'ler yerinde kaldı, Türkiye F-35 proje toplantılarına davet edilmiyor, Pentagon Türkiye'nin F-35 projesindeki katılımını askıya aldı, Türkiye F-35 projesi üretim saykılından çıkarıldı.

Ve ABD dün yeni bir hamle yaptı. S-400 alırsanız Patriot füzesi satmayız demişlerdi ve öyle de yaptılar. Patriot satış tekliflerini resmen geri çektiler.

Trump Türkiye'ye yaptırım uygulamaz diyenlere söyleyelim. Bu bal gibi yaptırımdır.



Türkiye'nin hem F-35 projesindeki katılımı durdu, hem Patriot alımında yaptırıma maruz kaldı hem de S-400 aktivasyonu belirsizleşti ama ibre ABD lehinde kaldı. 

Ama DİB Çavuşoğlu'na göre Türkiye F35 projesinden çıkarılmadı! Bu bir dış politika okuması değil bir düş politikasıdır.

Maalesef ABD'nin ve de Rusya'nın dediği oluyor. Bunun yeni sahnesi Suriye.

Halen Trump'ın 20 mil derinlikli güvenli bölge sözü var diyen Çavuşoğlu ve diğer iktidar temsilcileri ABD ile mutabık kalınan güvenli mutabakatını uygulamakta kararlı.

Halbuki ortaya çıkan ilk fotoğraf  Türkiye-Suriye sınırının Suriye tarafında 5-6 km bazı yerlerde 9 km derinlikte tampon bölge kurulduğunu gösteriyor.

Kurulan güvenli bölge tampon bölgenin güneyinde PYD/YPG'yi koruma kollama bölgesinden farklı bir şey değil.

Müşterek harekat merkezi tesisi kararı açıklandığı gün ABD tek taraflı bir Türk operasyonunun olmayacağını büyük ölçüde garantiye almıştır diye söylemiştik.

Şimdi bunu bizzat ABD söylüyor. Pentagon Sözcüsü S. Robertson Amerikan El Hurre TV'ye yaptığı açıklamada, Türkiye'nin güvenli bölge hususunda Fırat doğusuna askeri müdahale gerçekleştirmesini engellediklerini söyledi.

Buna yanıt verecek bir Türk yetkili var mı?

Fırat'ın batısında da durum farklı değil. Orada da Türkiye mevzi kaybetmeye devam ediyor.

Bizlerin iki yıl önce İdlib'te başlayan çatışmasızlık bölgesi uygulaması ve geçen yıl imzalanan Soçi Mutabakatıyla birlikte Türkiye'nin nihai hedefi belli olmayan, siyasi hedefi belirsiz, çıkış strateji olmayan bir şekilde İdlib'te adım attığını, bunun Türkiye'nin güvenlik kaygılarını azaltmayıp aksine artıracağını, Türk askerinin güvenliğinin de tehdit altına gireceğini söyleyip durduk.

Gelinen gün itibariyle haklılığımız da teyit edildi. İdlib'te onbinlerce teröristi ikna edip ılımlılaştırmak, silah bıraktırmak gibi hayali bir görev üstlenen Türkiye bunu başaramadı.

Rusya en az 9 aydır Türkiye'yi uyarıyordu.

İdlib'te Türk konvoyuna saldırı, 9 nolu Türk gözlem noktasının Suriye ordusunca çevrelenmesi, 8 nolu gözlem noktası yakına taciz atışı bunun son somut göstergesi.

Bu olaylardan sonra Putin ve Lavrov'dan medya önünde gelen çok sert mesajlar aslında bizim Ekim 2018'de söylediğimiz Soçi Mutabakatı çöktü söylemini de teyit etti. Mutabakattan sonra İdlib'in tamamen terörist grup kontrolüne geçtiğini, teröristlerin Türk askerlerinin başının üstünden Rus/Suriye mevzilerine ateş ettiğini söyleyen Putin ve Lavrov adeta Türkiye'ye teröristlere güvenli alan yaratıyorsunuz, bu gözlem noktalarını tahliye edin, hatta İdlib'i terk edin mesajı verdiler.

Putin'in ancak 3 gün sonra Erdoğan'ın telefonuna çıkabilmesi de Rusların bu tutumunu teyit ediyor.

Ayrıca, Suriye ordusunun operasyon yaptığı bölgelerde Rus askerleri de var denilerek adeta Türkiye'ye sakın karşılık verme denilmiş oldu.

Türkiye şu sorunun yanıtını vermeli: Suriye toprağı İdlib'e Suriye ordusunun girmesi neden istenmiyor?

Türkiye'nin Suriye'de ABD ve Rusya'yı aynı anda memnun ederek ya da birbirlerine karşı koz olarak kullanma politikası iflas etmiştir.

Türkiye sahada maalesef ABD ve Rus inisiyatifinde attığı adımlarla elde ettiği kazanımları kaybetmeye başlamış, adımlar geriye doğru atılıyor.

Bunun sonucunda, Türkiye'nin Fırat doğusuna hiç adım atamaması daha da kötüsü güvenli bölgenin Türkiye'nin sözde Kürt sorunuyla ilişkilendirilmesi ve Fırat batısında operasyon yaparak kontrol altına aldığı bölgelerden de çıkmak zorunda kalması söz konusu. Bu çıkışın başlangıç yeri de İdlib olacak gibi gözüküyor. Adeta Türkiye için Suriye'de yolun sonu.

Türkiye Suriye'de oyunu bozmak için hiç kimsenin özellikle ABD'nin beklemediği ve istemediği hamleyi yapmalı ve Şam yönetimiyle doğrudan ilişki kurmalı. Fırat'ın batısında kontrol ettiği alanları da belli bir takvim içinde Şam yönetimine devrederek Fırat'ın doğusunda da ABD'nin bölgeyi terk etmesi bağlamında baskı oluşturmanın önünü açmalı. Aksi halde Suriye bölünecek.
Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.