Türkiye'ye Üç Ortaklı Konfederal Devlet Yapısı

Yani, sözde Kürt sorununun sözde çözümü altında müzakere süreci yeniden hortlatılıp gündeme alındığında bunun sonucu "üç ortaklı konfederal Türkiye"den başka bir şey olmayacaktır.

Türkiye PKK terör örgütüyle müzakere sürecini çok ağır bedeller ödeyerek geride bıraktı diyeceğim ama son haftalarda yeniden çözüm-müzakere süreci arayışlarının arttığına tanık oluyoruz.

Yurt içinde ve dışında değişik ülkelerde çok sayıda konferans, toplantı, çalıştaylar yapıldığı biliniyor ama sadece basına yansıyan, daha doğrusu sızdırılan haberler bile can sıkıcı. Bırakın yandaş sözde akil insanları, lise çağındaki çocukların bile bu tür etkinliklere dahil edilerek bir algı operasyonunun yapıldığı çok aşikâr.

Akıllı devletler ve hükümetler geçmişten ders alır. Ama uzunca süredir Türkiye'yi yönetenler, ders almak ders çıkarmak adeta fıtratımızda yok dercesine bir tavır sergiliyorlar.

Müzakere sürecinde PKK, şehirleri yolları bombalarla tuzakladığı halde halen provokasyonlar olmasaydı da süreç bitmeseydi diyenlerin aklından şüphe etmek gerekiyor. Bitmeseydi ne olacaktı? Silah patlayıcı depolaması artarak devam edecek, kurtarılmış özerk bölgeler oluşturulacak, istedikleri olmazsa iç savaş başlatılacaktı. Bu muydu iyi giden müzakere süreci?

Bölücü terörist örgüt PKK'nın bağımsız bir devlet hedefiyle yola çıktığını, ilerleyen süreçte özerk bölge-federal yapı formülü üzerinden buna ulaşmak istediğini herkes biliyordu.
Bu durum 28 Şubat 2015'te Dolmabahçe Mutabakatı olarak bilinen AKP-HDP ortak açıklamasında adeta resmî bir görüntüye bürünmüştü. 10 maddelik metinde ortak vatandan bahsediliyordu. Vatan ortak olduğuna göre ortakları da olması gerekmiyor mu? Ortakların kendilerini simgeleyecek bir bayrağı, bunların da kendi devletçikleri da olmayacak mı? Hani tek millet, tek vatan, tek bayrak, tek devlet?



Devletin izniyle 2015 Nevruz'unda Diyarbakır'da düzenlenen miting meydanında okunan teröristbaşının mesajı Dolmabahçe'deki 10 maddenin ne olduğunu anlamak istemeyenlere acı acı anlatıyordu.

Teröristbaşının o mesajını tekrar hatırlatıyorum çünkü müzakere sürecinin nereye vardırılmak istendiğinin özetiydi o konuşma. Ve şimdilerde neden müzakere-çözüm sürecinin yeniden hortlatıldığı ve Almanya gibi ülkelerden federal yapıya ilişkin bilgi alındığı da o Nevruz konuşmasının içeriğinde gizli.

Teröristbaşı Dolmabahçe mutabakatıyla ilgili olarak "hepimizce resmen ilan edilen on maddelik deklarasyon" ifadesiyle söz konusu açıklamanın ve 10 maddenin resmen devlet ve hükümet tarafından kabul edilmiş olduğunu böylece artık kazanılmış bu pozisyondan geri dönüş olamayacağını vurguluyordu.

22 Şubat 2015'teki Şah Fırat operasyonunun da tam o dönemde yapılması manidardı. Çünkü teröristbaşı mesajında operasyonda PYD ile yapılan iş birliğini kastederek bunu Eşme ruhu olarak adlandırmış ve geleceğin de bu ruh üstüne inşa edilmesi gerektiğini söylemişti.

Teröristbaşının o mesajından hemen sonra şimdi başkanlığını yaptığım 21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü'nün internet sayfasında yayımlanan yazımın başlığı şuydu: SÖZDE TARİHÎ NEVRUZ MESAJINDAN ŞAH FIRAT'TAKİ İŞ BİRLİĞİ VE TÜRK-KÜRT KONFEDERASYONU ÇIKTI. Gerçekten de teröristbaşı bir konfederasyona gidiş yol haritası çiziyordu.

Yine aynı mesajında "ortaya" bir çağrı yaparak; "ulus devletleri kendi içinde demokratik siyasetle demokratik ortaklaşmanın yeni bir türünü gerçekleştirmeye ve yine ulus devletleri kendi aralarında Orta Doğu'nun demokratik ortak evini inşa etmeye çağırıyorum" demişti. Yani teröristbaşı hayalini kurduğu konfederal yapıyı sadece Türklerle Kürtlerle sınırlı tutmuyor, başkalarının da katılabileceğini söylüyordu.

Tam da bu aşamada aynı müzakere süreci gibi yanlışlarla dolu Suriye politikası nedeniyle Türkiye'ye gelen 4 milyondan fazla Suriyeli sığınmacılara dikkat çekmek istiyorum. Daha önceki yazılarımda Türkiye için göç tehdidinin terör tehdidinin önüne geçtiğini, kısa sürede milyonlarca Suriyelinin Türkiye'ye gelmesinin aslında bir Truva Atı operasyonu olduğunu belirterek tehdide dikkat çektim.

Türkiye'de kalıp vatandaş olma ümidi verilen ağırlığı Arap Suriyeliler, şu anda Türkiye'nin yüzde 5'ini, 20 yıl içinde ise yüzde 10'unu oluşturacaktır. Bunun diğer anlamı, teröristbaşının senaryosunu ve müzakere sürecini destekleyenlerin anlayışına göre, Türkiye Cumhuriyeti'ne yeni ortak demektir.

Yani, sözde Kürt sorununun sözde çözümü altında müzakere süreci yeniden hortlatılıp gündeme alındığında bunun sonucu "üç ortaklı konfederal Türkiye"den başka bir şey olmayacaktır.

Hem müzakere sürecini yeniden ateşleyenler hem de Suriyelilere kendi vatanlarına dönüş değil Türkiye'de kalma ümidi verenler, Türkiye'yi parçalanmaya sürüklediklerini mutlaka görmelidir. Bunun vebali çok ağır olur.
Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.