Belki de Son Yazı!

Bu nedenle yazmaktan korkuyorum. Çünkü öyle yorumlar oluyor ki… Sırf bu tespit nedeniyle sosyal medyayı ve medyayı tamamen terk etmek gelgitleriyle boğuşuyorum. Zaten elim de kaleme gitmiyor! Çoktan b

Biliyor musunuz?
 
Yazmaktan korkar oldum.
 
Bazı dostların, “Gene muhalif bir yazı geliyor, iktidarın hangi baskısından söz edecek acaba?” dediğini duyar gibiyim ama bu defa hiç de öyle bir yazı değil.
 
Arife günü bir bayram yazısı yazmaktı niyetim. Birbirimize sarılmaktan söz eden, küsleri barıştıran, dostluk ateşi yakan, gönülleri buluşturan bir yazı yazmayı başarsam da tüm gönüller mutluluğa kanat çırpsa diyen bir hayalim de vardır laf aramızda… Belki olur diye oturmuştum klavye başına…
 
Tam o anda haberler başladı. Uzun süredir de haberleri, yurt dışında olduğum için ana haber saatinde izleyemiyordum. Bakalım neler varmış diye izlemeye başladım.
 
Keşke izlemeseydim. Siyaset haberleri başladı. Hakaretlerin bini bir para… Bir ara bir kocaman liderin, bir tweetinden söz edildi. Bu defa onu merak ettim. Hay etmez olaydım. Tweetin, kendisinin satır aralarını yorumlamaya kalksam RTÜK gazetemize basar cezayı. Ya yorumlar… Onları anlatabilmem mümkün değil.


 
Ve bunlar arasında ikisi… İkisini de tanıyorum. İkisi de can! İkisi de dost! İkisi de vefa dolu! İkisi de birbiriyle kuru ekmeği bile paylaşmış iki insan… Ve tereddütsüz, ikisi de vatanları için canlarını verecek yiğit yürek… Aynı konuda farklı pencerelerden öyle kelimeleri dökmüşler ki ortalığa… Benim onları tanıdığımda kendi başlarına yalnızken bile hiç kimse için bu cümleleri kurmazlardı. Oysa şimdi, sosyal medyada herkesin ağzına sakız etmekten çekinmemişlerdi. Ya onları yorumlayanlar… Onlara ne denebilir, benim kelimelerim yetmiyor.
 
Ve ilginç olan ne biliyor musunuz dostlar? Bu kadar hakareti sıralayanların, kendi ailelerinde, hatta çekirdek ailelerinde bile hakaret ettikleri gibi düşünenlerin olduğunu bildiğim nice insan var.
 
Oysa…
 
Yarın hastalansak… Bize yardım için koşanların
 
Allah korusun, bir kaza geçirsek veya bir cenazemiz olsa… Elimizden tutanların
 
Bir düğünümüz, törenimiz, güzel bir günümüz olsa… Onu paylaşıp çoğaltacak olanların
 
Kimler olacağını düşünüyorsunuz?
 
Sorunun cevabını bulmak çok kolay: Bakın çevrenize… Hemen her gün doğum da oluyor, ölüm de… Hastalık, kaza da oluyor; nişan, düğün de…
 
İşte bu günlerde, kimleri görüyorsunuz o çevrelerde…
 
Bütün söylemlerini hakaret ve tehdit üzerine oluşturan siyasi parti liderlerini mi, onların bir dediğine bin katanları mı, tetikçiliğe soyunanları mı?
 
Yoksa… Hani şu yukarda şimdi farklı bakan iki eski dosttan söz etmiştim; onları ve onlar gibileri mi?
 
Cevap ne kadar açık ve net değil mi?
 
Onun için dostlar…
 
Yazıya başlarken yazmaktan korkar oldum demiştim. İşte sebebi bahsettiğim hakaretler… Bakın çok eski bir dost, Prof. Dr. Cemal Kurnaz ne güzel anlatıyor: “Bir şey yazıyorum, hemen sığ güncel siyasi yorumlar geliyor. Sıkılıyorum. Onu kahvelerde herkes yapıp duruyor zaten. Oysa durum karmaşık, vahim… Onu bunu suçlamadan kafa yormayı gerektiriyor. Problemleri dile getirdiğinizde hemen karşıtlık veya taraftarlığa indirgeniyor. Bence en büyük problemimiz bu: Sığlık ve güncellik. Problem karşıda değil. Çözüm de öyle. Hiç kimse dönüp kendine bakmıyor. Düşünmüyor, üretmiyor, önermiyor. Ben milletim için ne yaptım, ne yapabilirim demiyor.”
 
Bu cümleler benim de ruh halimi anlatıyor.
 
Bu nedenle yazmaktan korkuyorum. Çünkü öyle yorumlar oluyor ki… Sırf bu tespit nedeniyle sosyal medyayı ve medyayı tamamen terk etmek gelgitleriyle boğuşuyorum. Zaten elim de kaleme gitmiyor! Çoktan beri gazetedeki yazılarıma da ara verdim. Beni en çok kıran da kartalı vuran okun kendi kanadından yapılması! Yani hepsi tanıdığım dostların birbirini kıran yorumları…
 
Ne var sanki? Suçlamadan analizler yapabilsek…
 
Ve bayramları bayram gibi yaşayabilsek… Bayramlarımız bayram olsa!
 
Hepinize hiç kimsenin birbirini kırmadığı bayramlar diliyorum.
 
Medyayı ve sosyal medyayı terk etme gelgitlerinden söz etmiştim ya… Bu belki de son yazımdır.
 
Hoşça kalın!
Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.
İsmail Ünlü5 gün önce
bu can bu tende olduğu müddetçe; dememiş miydik ercan ağabey? hiçbirimizin en iyi yaptığı şeyi bırakıp gitme lüksümüz yok. hele sizin, hiç yok. burada bizlerle sohbeti sürdüreceğiniz ümidi ile selam, sevgi ve saygılarımla sevgi ve saygılarımla.
Tuncay YILDIRIM6 gün önce
yapmayın hoca'm.yavşağa,pireye kızıp yorgan yakılır mı?sizin gibi aydın dimağların bilgi ve tecrübelerine en çok şimdilerde ihtiyacımız var.sevgi ve saygılarımla ercan hoca'm.
Derya1 hafta önce
büyüğüm, hocam, bana ilham olan insan.. siz yazmazsanız insanlar birbirini kırsa da nasıl doğacak yeni fikirler ortaya? bırakın dökülsünler, bırakın yüzleşsinler kendileri ile.. kardeşlikle nice bayramlara
Dursun Kepceoğlu1 hafta önce
üstadım, sizin gibi aklıselimler de yazmazsa kim yazacak. sizi dikkatle takip ediyorum.
Feridun Yıldız1 hafta önce
bu yazının son yazı olmasını istemiyoruz. yazarın okuyucular üzerinde olduğu kadari okuyucuların da yazar üzerinde hakkı vardır.