Ben Dedim, Olacak!

 

Sayın Cumhurbaşkanı buyurdular:
Ben TEOG olayını istemiyorum ve bunu da artık yanlış buluyorum. TEOG'un kaldırılması lazım.
Biz TEOG'la mı geldik? Ne TEOG vardı, ne bir şey vardı. Okursun, sene içinde notların bellidir, bu notlarınla birlikte yürürsün.

Şimdi bir maç başlatacağım. Cumhurbaşkanımızın bu cümleleriyle benim aramda… Ama bu maçın ev sahibi kesin benim… Kırk senedir bu sahada maç yapıyorum. Ama sakın sayın Cumhurbaşkanı’yla maç yapacağımı düşünmeyin. O kadar da değil…

Şimdi…

Bu cümlelerin neresinden başlasam bilmiyorum.

Gerçi ben neresinden başlayacağımı düşünürken yetkililer düğmeye bastı bile… 15 sene içinde bilmem kaçıncı defa sistem değişikliği için daha Cumhurbaşkanı’nın cümlelerinin ses dalgaları yok olmadan harekete geçenler oldu.

Mesela basın…

Sabah gazetesi internet uygulamasında manşeti çaktı:

İŞTE TEOG'UN YERİNE GELECEK SİSTEM!

Vay be deyip içeriğine baktığımızda şunları okuduk:

Sabah Gazetesi yazarlarından eğitimci Sait Gürsoy, yeni sistemle birlikte 'Mutlu çocuk öğrenir.' felsefesinin hayata geçebileceğine işaret ederek,

"Cumhurbaşkanımızın TEOG sisteminin kaldırılması ile ilgili düşüncelerine katılıyorum. Eğer bu sistem kalkarsa eğitim dünyamızda çok önemli bir adım atmış olacağız. Cumhurbaşkanımızın söylediklerinden anlamış olduğum, öğrencilerin hem ders notları hem sosyal aktiviteleri ayrıca sosyal sorumluluk projelerinde yer almaları ile birlikte liselere gidilebilir. Şayet TEOG kaldırılırsa öğrenciler sosyal yaşantılarına ağılık verecek ve daha mutlu olacak." dedi.

Yıllarca eğitimci, idareci olarak dershanelerde çalışıp sınavların lehinde çalışmalarda bulunan bu yazar son yıllarında hep yaptığı gibi üstten gelen rüzgarı hemen arkasına almayı becermiş. Bomboş içerikli dört cümle kurmuş, çalıştığı gazete de bunu manşet yapmış.

Eee ne de olsa en büyük, emir buyurdu. Doğru mu yanlış mı diye araştırmadan desteklemek gerek!

Çözüm sürecinde öyle olmadı mı? Fetö sürecinde öyle olmadı mı?

En büyük ne derse o! Beyaz derse beyaz, siyah derse siyah!

Neyse bunları geçelim, zaten her zamanki menü bu gelişmeler..

Biz cümlelere gelelim:

  1. cümle: Ben TEOG olayını istemiyorum ve bunu da artık yanlış buluyorum: Hemen harekete geçti sayın Cumhurbaşkanı. Söylerim bakanıma, başbakanıma; onlar da uygular, dedi ve Başbakan’ı çağırıp talimatı verdi bile… 24 saat geçmeden Amerika’ya gitmeden önce düzenlediği basın toplantısında, TEOG uygulamasının bu yıl bile kaldırılabileceğini, bunun basit olduğunu söyledi. Okuyucularım bilir. Benim deli sorularım vardır ya! Alın işte birisi: Bu ülke, tek kişinin yönettiği, o ne isterse olan, ne istemezse olmayan bir ülke midir? Ve ikincisi: Milyonlarca çocuğu ve ailesini ilgilendiren bir konuda hiç tartışmadan bir değişiklikten söz ediyoruz. 14 senelik AKP iktidarında 7. Değişikliğin düğmesine böyle mi basılır? 1. cümleyi okuyunca direk aklıma takılan sorular bunlar! Uzmanlar, yetkililer, bu işi bilenler falan hiç önemli değil. Derhal gereken yapılacak.
  2. cümle: TEOG'un kaldırılması lazım: Şimdi hazır olun, Bakandan başlayacak maraton. Her önüne gelen bu TEOG’un tüm rezilliklerini ortaya koyacak ve en kısa zamanda bu sistemin icabına bakılacak. Bu arada daha 14 yaşına gelmeden kimbilir kaçıncı değişiklikle karşılaşan çocukların yaşayacağı travmalardan bize ne!
  3. cümle: Biz TEOG'la mı geldik? Ne TEOG vardı, ne bir şey vardı: Biz sayın Cumhurbaşkanı ile aşağı yukarı aynı jenerasyondan geliyoruz. Çok haklı o zamanlar TEOG yoktu ama fen lisesine giriş sınavı vardı, öğretmen okullarına giriş sınavı vardı, devlet parasız yatılı snavı vardı. Yani birçok sıralama sınavı vardı.
  4. cümle: Okursun, sene içinde notların bellidir, bu notlarınla birlikte yürürsün: Nasıl yani demeyin lütfen? Aynı Cumhurbaşkanımız gibi…. Hani İmam Hatip okuluna başlamış ya 6. sınıfta… Sonra liseyi bitirinceye kadar orada devam etmiş. Onu anlatıyor. Şimdi tam burada deli soruları sormaya başlamayın sakın! Ankara, İzmir, İstanbul… Fen Liselerine, Galatasaray lisesine… ve benzeri okullara girmek isteyenler ne yapacak diye… Gerçi onlar da kendi sınavlarını yaparlar diye bir çözüm de duyuldu yayında ama sanırım o cümleleri söyleyen sayın Cumhurbaşkanımız değildi. O zaten sınav kalkacak demedi mi? Bir de aynı yerde sınav yapılır demiş olamaz.

İşte dört cümle ve yorumları…

Şimdi her şeyden önce şunu söylemeliyim: Hangi aşamada olursa olsun, sınav yapılmalı gibi bir görüşüm yok.

Ancak sınavları kaldırmak da kaldırın emri gelince kaldırılacak bir uygulama da değil.

Siz tüm okullarda aynı seviyeyi yakalayamadığınız sürece bu sınavsızlık sistemi diyebileceğiniz bir sistemi getiremezsiniz.  Sorarsanız, aynı ilçede ilkokul 1. Sınıf kaydı için yaşananları bilenler, bunun bir ilçede bile mümkün olmayacağını hemen söyleyeceklerdir.

Sakın bunu not ortalamasıyla yapabileceğinizi söylemeyin. Aynı okulda bile not standardını yakalayamayan bir sistemin tüm okullar için işleyeceğini söylerseniz size gülerler.

Peki sınavsız bu işlerin olabilirliği yok mu?

Elbette olabilir. Ama bırakın öce bir tartışılsın.

Ama uzmanlarca…

Yoksa sonu Çözüm Süreci gibi olur.

Ve bundan zarar gören milyonlarca Türk çocuğu olur.

Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.