Bütün Oyunlar Boşa

Ben CHP’ye ve Sayın Kılıçdaroğlu’na şapka çıkardım. Tek kelimeyle: HELAL OLSUN!

 “Gazi Meclisin hür iradesini, 98 yıllık izzetini, ikbal arayışlarıyla, dahası hülle ve hile yoluyla karalamaya, karartmaya çalışan siyasi düşükler, milletimizin demokratik kazanımlarına kast etmenin cezai karşılığını da kuşkusuz sandıkta göreceklerdir.
 
Demokrasi nutku atanların, ilkeli ittifaktan bahsedenlerin ayak ve siyasi oyunlara heves etmeleri tam bir çatırdama, tam bir siyasi çürüme halidir. 23 Nisan 1920’de demokrasi ve millet egemenliği tarihsel sahnesine tam olarak çıkmıştır. Demokrasi ve millet egemenliği ancak bu değerlere hürmet ve riayet etmesini bilen milletin ahlaklı temsilcileri vasıtasıyla anlam ve kalıcılığını ebediyen bulacaktır.


 
Bu demeci çok beğendim çünkü siyaset sahnemizde son günlerde öylesine ayak oyunları vardı ki…
 
Eskilerin deyimiyle ipin ucunu elinde tutanlar, eskilerin deyimiyle suret-i haktan (doğrudan yana) görünüp perde gerisinden bin türlü oyun çeviriyorlardı.
 
Neydi bunlar, kısaca özetleyelim.
 
İyi Parti 25 Ekim 2017’de kuruluş dilekçesini verdi, 10 Aralık’ta da 1. Olağan Kurultayını… Bu arada hızla örgütlendi ve seçime girebilmek için tüm koşulları yerine getirdi. Artık 10 Haziran’dan itibaren yapılacak her seçime katılabilirdi.
 
Ancak istihbaratlar öyle demiyordu. Yasalar zorlanacak, genel kurulun seçilmiş il ve ilçe örgütlerinden oluşmuş olması gibi –yazılı olmayan- bir madde bahane gösterilerek seçimlere giriş önlenebilecekti.
 
Bunun için derhal harekete geçildi ve 1 Nisan kurultayı yapıldı.
 
Ne de olsa iktidar “erken seçim yok” diye semaları titretiyordu.
 
Ama bir de baktık ki erken seçim gelivermiş! 24 Haziran!(Bu konudaki görüşlerimizi “Baskın Seçim mi)?”[1] başlıklı yazımızda tartışmıştık.
 
Bu karardan sonra tartışılan tek şey, İyi Parti’nin seçime girip giremeyeceği…
 
Öncesinde normal olarak yasalar zorlanmazsa 10 Haziran sonrası tüm seçimlere girebileceğine hiç itiraz gelmiyordu malum kesimlerden…
 
24 Haziran belirlenir belirlenmez önce fısıldamaya, sonra itiraza başladılar.
 
Hatta AKP Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş, "İyi Parti seçime girebilecek mi?" tartışmalarına değinip "Bir sonraki seçime hazırlansınlar." bile dedi.
 
Sayın Cumhurbaşkanı “YSK ne derse o!”; Sayın Bahçeli de “Alacaklarsa bizden oy alacaklar, biz yol verdik.”  diye bahar yumuşaklığında demeçler veriyorlardı. İrili ufaklı diğer tüm yetkililer de ya İyi Parti’yi yok sayan demeçler veriyor ya da küçümseyici ifadelerde bir yer ayırıyorlardı İyi Parti’ye…
 
Asıl ses çıkarması gereken YSK ise topu taca atıp duruyordu. Yargıtay’dan gelen seçime girme hakkını elde eden partiler listesinde İyi Parti yer almasına rağmen…
 
Bir türlü kararı açıklamıyor, uyum yasaları çıksın o zaman karar vereceğiz, diyordu; ne alakası varsa?
 
Görünen oydu ki İyi Parti’nin seçime girmemesi için her şey hazırdı.
 
Derken…
 
22 Nisan’da bir haber siyaset arenasında tozu dumana kattı.
 
CHP’li 15 milletvekili Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun direktifiyle, CHP’den ayrılıp İyi Parti’ye geçti ve tüm planları, tüm tuzakları alt üst etti.
 
Ve topu sürekli taca atan YSK uyum yasalarını beklemeden (!) İyi Parti’nin seçime girebileceğini açıkladı.
 
Bir “ve” daha… Daha düne kadar İyi Parti’yi yok sayan, gündemlerine ancak alaylı ifadelerle soktukları İyi Parti’ye öyle saldırdılar ki birileri…
 
Daha doğrusu İyi Parti’den çok CHP’ye…
 
Neler demediler ki… Buraya yazmaya bile utanırım. İki tanesinden söz edeceğim. Birisi grup başkan vekili, biri hükümet sözcüsü…
 
Başkan vekili, bu gelişmeyi Güneş Motel olayına benzetti. Onun yaşı yetmez, ben anlatayım. O pazarlıkta yer alanların hepsi bir çıkar uğruna pazarlıklara girdi.
 
Burada demokrasi kahramanı diyebileceğimiz o 15 milletvekilinin herhangi bir çıkarı var mı? Ya da İyi Parti onlara bir şey mi vaat etmiş. Nasıl bir benzerlik kuruyorsun, mantığı ne?
 
Yersek… Yerseniz…
 
Hele sözcüleri… Adalet (!) Bakanlığı da yapmıştı.
 
Bu, siyasi ahlaksızlığın en yeni ve en son örneğidir; açık bir siyasi mühendisliktir.” dedi.
 
Tabii ya… Sizin her şeyi kurgulamanız çok doğal ve etik hakkınız; siyasi mühendislik falan değil… Karşı tarafın önlem alması, en büyük ahlaksızlık ve siyasi mühendislik.
 
Hem ne oldu da bir gün öncesine kadar güle oynaya, alaysı ifadelerle konuştuğunuz bu konuda bu kadar çok geriliyorsunuz?
 
Kamuoyu anketlerinde iki müthiş(!) parti olarak % 60’ı aşıyordunuz hani… Ha bir de kendisinden hiç söz edilmediği, kendisiyle ilgili hiç kimsenin kalem oynatmadığı ama ikide bir “Biz de varız.” diyen Destici’nin desteği de var.
 
Seçim çantada keklik ya sizin için! Bırakın bir parti daha girsin seçime…  Yoksa bizim bilmediğimiz şeyler mi var? % 50’yi yakalayamamak gibi…
 
Ben sözün kısasını söyleyeyim mi?
 
Bu yeni gelişmede ahlaksızlık falan yok! Çünkü ortada paylaşılan, pazarlığı yapılan herhangi bir çıkar yok. Dünle bugün arasında tek fark, İyi Parti’nin seçime katılmasının kesinleşmesi… Ahlaksızlık vardıysa eğer; onun adresi, düne kadar bu partinin seçime katılamaması için yapılmış planlardadır.
 
Sözün özü şu:
 
Ben CHP’ye ve Sayın Kılıçdaroğlu’na şapka çıkardım. Tek kelimeyle: HELAL OLSUN!
 
Bir de hadi söyleyeyim. En baştaki demeci kim vermiş biliyor musunuz? Sayın Bahçeli!
 

[1] http://www.haberiniz.com.tr/yazarlar/ercan-caliskan/baskin-secim-mi-440439m.html
 
Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.