Ekonomimiz Sağlam Ellerde!

Ekonomi Bakanımız Sayın Zeybekçi’nin doların yükselişiyle ilgili değerlendirmesi de ekonomi tarihine geçmiştir sanırım: "Kurdaki yükselişi kabul etmiyorum!"

Çok şanslıyız biz…
 
Ekonomimiz sağlam ellerde! Allah muhafaza işini bilmeyen, cahil cühelanın elinde olsaydı ne yapardık düşünmek bile istemiyorum.
 
Bakmayın siz enflasyon kontrol edilemiyor; benzin, mazot aldı başını gidiyor, pazar yangın yeri gibi, döviz uçtu, borsa dip yapıyor diye felaket çığırtkanlığı yapanlara…
 
Örneğin Sabah gazetesi… Gizliden gizliye hükümet aleyhtarlığı mı yapıyor ne, anlamadım. Ekonomi manşetine bakın:
 
Kredi ve mevduat faizlerinde yeni yılda da artış sürerken, şubat itibarıyla faizler 9 yılın en yüksek seviyesini gördü. ( 21 Şubat 2018 Ekonomi sayfası) 
 
Ha dahası bir de o günden bu güne faizler daha da arttı diyenler var. Bunlar kesin art niyetli. Bir kere artan faiz, parası olan zengine bankaların verdiği faiz, bize ne? Alan razı, veren razı… Kredi faizleri de arttı diyenlere ayrı kızıyorum. Kullanmayın kardeşim!
 
Hem görmüyor musunuz konut kredileri nasıl düştü! Hem de tam üç bankada… Kendilerine paranın maliyeti 1.64, bir önceki kredi oranı 1.14 olmasına rağmen 0.89’la konut kredisi verecekler…


 
Nasıl da art niyetli oluyor bazıları. Yok efendim onlar devlet bankasıymış, ekonominin gereği olarak değil, hükümetin emriyle faizi düşürmüşler, zaten konut sektöründen başlayacak kriz memleketin anasını ağlatırmış, tarihe karışan “görev zararı” kavramı geri geliyormuş.
 
Siz duymadınız mı Sayın Maliye Bakanımızın ekonomi biliminin çıplak terimleriyle yaptığı açıklamayı! Bankaların konut kredisi faiz oranlarındaki indirimine ilişkin bir soruya Sayın Ağbal, "Bankacılar işlerini bilirler. Görev zararı uygulaması olduğunu sanmıyorum. Banka kendi sistemi içerisinde çevirecek bunu." yanıtını verdi. Nasıl?  Sayın Bakanımızın çıplak ekonomi terimi olan “Sanmıyorum” kelimesiyle bizi ikna edişi!  Harika değil mi?
 
Bu, bana neyi hatırlattı biliyor musunuz: Sayın Başbakanımızın, başbakan olmadan önce internet altyapımızla ilgili düzenlemelerden de sorumlu Ulaştırma Bakanı olduğu sırada yaptığı bir konuşmayı… Yıldırım, açılış töreninde depolama teknolojisi olan bulut bilişimle ilgili şöyle konuşmuştu:
 
"Bulut sistemi dedikleri bir şey var, herkes oraya bir şey atıyor gelen oradan işine yarayanı alıyor kullanıyor. Ben böyle anlıyorum. Sistematik bir şey yok. Abur cubur dolduruyorsun, herkes ihtiyacını oradan alıyor ama hiç de karışmıyor. İstediğini buluyorsun. Bu bilişime fazla kafa yorarsan sıyırırsın, nimetlerinden kullanıp yararlanıp işini göreceksin. Kafayı taktın mı o zaman işin kötü. Çok fazla hikmetine fazla şey yapmamak lazım." ( Son cümledeki anlatım bozukluğu bana ait değil.)
 
İşte budur ya! Böyle anlatılır teknoloji… Bu arada elbette bir başbakan kendisine ayak uyduracak bakanlar seçecektir. Mesela Sayın Ağbal…
 
Sadece Sayın Ağbal mı?
 
Ekonomi Bakanımız Sayın Zeybekçi’nin doların yükselişiyle ilgili değerlendirmesi de ekonomi tarihine geçmiştir sanırım: "Kurdaki yükselişi kabul etmiyorum!"
 
Sayın Cumhurbaşkanımız Erdoğan, döviz kurlarındaki yükselişin makul bir izahının olmadığını belirterek, "Bizi döviz kuru üzerinden terbiye edemezler." diye konuşurken, Sayın Ekonomi Bakanımızı değil Batı dünyasını kastetti. Bunu da belirteyim ki Sayın Zeybekçi zan altında kalmasın.
 
Merak etmeyin, şimdi kur, Sayın Bakan kabul etmediği ve özellikle Sayın Cumhurbaşkanımız, bizi terbiye edemeyeceklerini münasip bir lisanla dile getirdiği için tıpış tıpış eski yerine, altı sıfırın atıldığı tarihteki 130 kuruşa dönüş yapacaktır.
 
Gördünüz değil mi? Faizlere, kurdaki artışlara nasıl bilimsel (!) önlemler alınıyor!
Durun, daha bitmedi!
 
Emeklilere Ramazan ve Kurban Bayramlarında 1000’er TL’lik ikramiyeler de geliyor.
 
Şimdi sakın bana aşağıdaki haberi hatırlatmayın:
 
“Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, 7 Haziran 2015 milletvekilliği seçimlerinin arifesinde Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) ‘emekliye senede iki ikramiye’ vaadi başta olmak üzere diğer vaatlerinin kaynağı olmadığını belirtmiş ve iddialı bir çıkış yapmıştı: “Bütün bunları yapsınlar, kaynak göstersinler sadece şapka çıkartmam. Samimi olarak söylüyorum derim ki: Ben de CHP’ye oy vereceğim. Biliyorsunuz toplumda bir söz var: Bekâra karı boşamak kolay.”
 
Yok, yok! Ben Sayın Şimşek’in CHP’ye oy vereceğini sanmıyorum.
 
Oyunu verse verse Sayın Akşener’e verir.
 
Eee ne de olsa iktidarı 15 yıldan bu yana en çok kızdıran tek kişi Sayın Meral Akşener.
Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.