İmdaaaat!

Yine mi ben?
 
Hep ben mi göreceğim bu rüyaları?
 
Aslında görmek sorun değil!
 
Renkli, Türkçe, sinemaskop yazardı bizim çocukluğumuzda, gençliğimizde film afişlerinin bir köşesinde. Benim rüyalar da böyle işte... Hem de heyecanlı…  Bu nedenle gördüğüm sırada farkına varamıyorum ama ya uyanınca!.. Uykularım kaçıyor, ya bu gördüklerim gerçek olsaydı! Ya bizim ülkemiz böyle olsaydı! Ne yapardık biz?
 
Merak mı ettiniz bu rüyayı? Anlatayım efendim…
 
Bir ülkede yaşıyorum rüyamda, güzel mi güzel! Sorunları var ama bizim ülkemiz nihayetinde. Bu ülkede elbette güzel şeyler de yaşanıyor fakat can alıcı konularda çok ciddi yanlışlıklar yapılıyor. Bunlar içimi acıtıyor. Etrafıma bakıyorum. İnsanların yarısı bu gidişatın acısını fark eden bir bakışla süzüyorlar etrafı; diğer yarısı ise öyle mutlu ki olanlardan…
 
Mesela yanıma geliyor birisi, tanıdık birisi, uzaktan da akrabammış… Borç para istiyor benden… Kitap defter alacakmış çocuğuna… Bu arada gözlerine bakıyorum, o sorunların farkına varanların gözlerindeki o acı yok. İlginç bir mutluluk ifadesi bile seziliyor.
 
-- Devlet vermiyor mu çocuğun kitaplarını?
 
-- Allah razı olsun hükümetimizden! Veriyor vermesine de öğretmenler başka kitapları okutuyor.
 
-- Sadece sizin çocuğun sınıfında mı oluyor bu?
 
-- Hayır ya, neredeyse bütün öğretmenlerde oluyor bu ama hükümetimiz büyük, kitapların hepsini veriyor hepsini…
 
Benim rüyamdaki kahramanım, işte bu vatandaş. Çocuğa devletin kitap vermesinden mutlu olan, kullanılmayan bu kitabın kimlere ne paralar kazandırdığını sorgulamayan, bu kazançların milyonlarca lira olduğunu algılamayan, umurunda da olmayan biri bu.
 
Muhabbete devam ediyorum:
 
-- Ama bu paralar boşa gitmiyor mu?
 
-- Boşa mı gider hocam, sen hiç görmüyor musun? Avrasya tünelini, Osman Gazi Köprüsünü, Yavuz Selim Köprüsünü… Duymadın mı Avrupa’nın en büyüğü olacak hava alanını?
 
-- İyi de bu kitaplardan para kazanmıyor ki devlet, yazanlara, basanlara para veriyor. Boşu boşuna verilen para bu! Bir de bu bahsettiklerine devletin yaptırma maliyeti yok ki! Yap, işlet, devret yöntemi söz konusu. Ha bir de, bu yerlerden kaç lira geçiş parası alındığını biliyor musun? Buralardan yeterli geçiş olmazsa,  firmaların devletten geri kalan parayı tahsil edeceğini, şu anda da yaklaşık taahhüt edilen araç sayısının yarısına ulaşıldığını, kalan paranın bu firmalara ödendiğini biliyor musun?
 
-- İyi ama çok güzeller hocam ya, öncekiler hep yatmış, bunlar ha bire çalışıyor.
 
-- Tamamda sen bu bahsettiğin yerlerden kaç defa geçtin?
 
-- Hiç geçmedim hocam ya! Bizde oralara gidecek para nerdeee?
 
Kızacak oluyorum, sonra düşünüyorum. Bu uzak da olsa akrabamla ne kadar zaman geçirdim ben veya benim gibi olanların farkında olan herhangi biri? Oysa ötekiler, yılın her günü 24 saat evinde misafir… Televizyon haberler için her açıldığında ilk haber cumhurbaşkanı, ikinci haber başbakan, üçüncü haber bakanlardan biri, tartışma programları sen, ben, bizim oğlan yani hep aynı kişiler… Her gün birlikteler…
 
-- Senin çocuklar kaçıncı sınıftaydı?
 
--Birisi lise sonda, birisi de 8. Sınıfta.
 
-- Sınava girecekler, öyle mi?
 
-- Bilmiyorum ya hocam, kimi girecek diyor, kimi girmeyecek. Allah razı olsun Cumhurbaşkanımızdan, sınavı kaldırın dedi, hemen kaldırdılar. Ben öyle biliyorum.
 
-- Ne desem sana bilmiyorum yeğenim… Canın sağ olsun!
 
Bir ülkede biri,
 
  • Çözüm süreci başlattım deyince maiyeti onaylıyor; çözüm sürecini kaldırdım deyince yine onaylıyorsa,
  • Barzani’nin bayrağını havaalanında göndere astırdığında, ona kardeşim dediğinde kafa sallıyorlar, Barzani haindir dediğinde kafa sallayanlar yine onaylıyorsa,
  • Irak başbakanını bir sene önce aşağıladığında keyif alanlar, bir sene sonra kardeşim dediğinde o çevreden kimse şaşırmıyorsa,
  • Kardeşim Esat dediğinde Esat’ı kardeşi zannedenler, Esed haindir dediğinde ya bu bizim kardeşimiz değil miydi demiyorsa,
  • TEOG’u sevmiyorum değiştirin dediğinde, herkes değiştirme yarışına giriyorsa,
  • Bu YGS, LYS değişmeli dediğinde, daha birkaç gün önce bir değişiklik yok diyen makam sahibi derhal kolları sıvıyorsa, yaptıkları değişiklikleri bir ay bile geçmeden yine değiştiriyorlarsa
  • Üstelik hepsinin ağzından demokrasi, cumhuriyet sözcükleri düşmüyorsa
 
Ben bu garip akrabamıza ne diyeyim ki…
 
“Tamam kardeşim tamam, al şu borç istediğin parayı da …” derken uyanıyorum rüyamdan.
 
Sonra seviniyorum! İyi ki bizim ülke böyle değil… İçim rahatlıyor.
 
Şimdi bütün bunlar bizim ülkede olsa, bir de bunların üstüne, en yetkili kişi:
 
“Bu yabancı futbolcu işine bir el atalım!” dese, söylenecek tek bir kelime kalıyor:
 
İMDAAAATTTT!
 
Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.