Kader Mahkûmu mu Dediniz?

Gazete sayfalarını karıştırıyorum. Aklımda Bilge Lider Devlet Bahçeli’nin af önerisi var. Sonunda gitti af konusunu da devletin bekasına bağladı ya! Kendi kendime bunu konuşuyorum. Tıpkı 3 Nisan’daki grup toplantısında “Zamanında yapılan seçimle Türkiye nefes alacaktır.” derken, 15 gün sonra 17 Nisan’da "Türkiye'nin seçim için 3 Kasım 2019'u beklemesi mümkün değildir." deyip de iki haftalık bir süreçte işi beka konusuna getirmesi gibi…

Aslında ne sihirli kelime şu BEKA! AKP ile işbirliği yapılacak, gerekçe BEKA… Erken seçim teklif edilecek, gerekçe BEKA… Genel af çıkarılacak, gerekçe yine BEKA…

Ben şimdi burada, kimmiş bu bizim milletimizin geleceğine kastedenler diye ortalığı mı karıştırayım? Suriye mi, Irak mı; İran mı, Yunanistan mı, yoksa yine FETÖ mü? Yoksa hain Amerika mı, Almanya mı?  Bunları mı sorayım. Hani Münbiç beka sorunuydu, ne oldu? Oraya askerimiz çıktı da biz mi duymadık falan mı diyeyim?  Hem biz Amerika’ya Reis’in nasıl kafa tuttuğunu görmüyor muyuz sanki? Gözümüze dizimize durur. Yok, yok! Bu soruların biri bile aklıma takılmıyor benim. Vardır Bilge Lider’in bir bildiği…

Benim aklıma takılan başka bir şey var… Öyle üst düzey memleket meselelerini nereden bileyim ben? Benimki sıradan konular. Af gibi… Çok şükür bu af meselesini anlayabiliyorum.

Şimdi Sayın Bahçeli, af isteğimizin arkasındayız diyor mu, diyor.

Bu afta FETÖ’ye, PKK’ya yer yok diyor mu, diyor.

Vatan hainleri asla çıkamaz diyor mu, diyor.

Sezar’ın hakkı Sezar’a… Bunların çıkmasını vatanını seven kim ister ki zaten?

İyi de geride kalanlara bir bakalım mı?

Daha doğrusu siz hiç baktınız mı geride kalanlara Sayın Bahçeli?
Kimler çıkacak böyle bir afla…

Çocuk katilleri… Kadın katilleri… Hatta onların ırzına geçip öldürenler…  ( Gerçi bunları affın dışında tutacağız diyormuş Bilge Lider ama şimdi Anayasa’nın eşitlik ilkesine girip kafaları karıştırmayalım.)

Anasını, babasını, kardeşini ya da evladını katledenler…

Hırsızlar, dolandırıcılar, gaspçılar, ahlaksızlar, namussuzlar… Gencecik çocukları zehirleyen, fuhşa sürükleyen çetelerin mensupları…

Düşünen herkesin midesini bulandıracak herkes…

Kader mahkûmuymuş öyle mi? Siz onu külahıma anlatın.

Bunlar içeri girince “Tuh be! Biz bunları neden yaptık diye kafalarını taşlara vuruyorlar mı sanıyorsunuz?

Açın internetten hırsızlık haberlerini, yakalananların kaçıncı kez o suçu işlediğinin istatistiklerini okuyun isterseniz. Aflarla çıkanların ne herzeler yediklerini…

Ya da yankesicilikleri, dolandırıcılıkları…

Ve mideniz kaldıracaksa çocuk istismarcılarını da araştırın.

Bu arada bu kadar araştırmaya gerek bile yok. Açın günlük gazetelerin üçüncü sayfa haberlerini.

Mutlaka rastlarsınız şu “Beka sorunu” afla çıkacak “kader mahkûmları” na…

Mesela bugünkü gazetelerden bir iki haber örnekleyeyim size…

19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik Ve Spor Bayramı’nın 99. Yıldönümünde yayımlanan Hürriyet gazetesinin internet nüshasından…
 
İşte bir cinayet haberi haberi:
Oğlunun katilinin babasını intikam amacıyla yol ortasında öldürdükten sonra kayıplara karışan Hayati İmer, cinayetten 5 gün sonra kayınvalidesinin evindeki elbise dolabında yakalandı. İmer'in 17 yıl önce de ev sahibini öldürüp 7 yıl hapis yattıktan sonra tahliye olduğu ortaya çıkmıştı.

Bir cinayet haberidaha: Kocaeli'nin Darıca ilçesinde, 2 kardeş tartıştıkları akrabaları tarafından evlerinin önünde bıçaklanarak öldürüldü. Zanlı Hüseyin Karadaş olay yerinden kaçtı. Daha önce işlediği bir cinayet nedeniyle 10 yıl cezaevinde yattığı öğrenilen Hüseyin Karadaş'ın yakalanması için çalışma başlatıldı.

Görüyor musunuz kader kurbanları(!)nı…

Yatıyorlar… Bir Rahşan affıyla dışarıdalar…

Tekrar vuruyorlar. Sırada Bahçeli affı var.

Bu arada konunun muhatabına sormak isterdim. “Söyler misiniz Sayın Bilge Liderimiz! Siz cinayetlerin, tecavüzlerin, şiddetlerin, dolandırıcılıkların, hırsızlıkların mağdurlarına ne diyeceksiniz? Deseler ki “Bizi bu durumlara düşürenleri affetme yetkisini size kim verdi?” Onların yüzüne nasıl bakacaksınız, ne cevap vereceksiniz?

Bir sorum daha var. Birkaç ay önce Kütahya’nın Simav ilçesinde hayatı MHP’ye hizmet etmekle geçmiş bir İbrahim Aydar var. Onun ülkücü, dağ gibi yiğit oğlu Fatih, uyuşturucu tacirlerinin işlerini bozduğu için maşaları tarafından öldürüldü. O aslan parçasının katilleri dışarı çıktığında babasının yüzüne bakmaya cesaret edebilecek misiniz?

Yoksa yine “Alayına…” mı diyeceksiniz?
Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.
Koroglu1 hafta önce
kapsamlı bir yorum oldu. tesekkurer can dost.
Ahmet Buran 1 hafta önce
bütün türkiye okusun. bilhassa kütahya simav lı mhp liler. kutlarım seni ercan kardeşim.
Ali Eker1 hafta önce
konuyu mahkumlar tarafından değil de mağdurlar tarafından irdelersen bilge (!) liderimiz belki utanır . tabii o yüz varsa