Kimin Eli Kimin Cebinde? 2

Ekonomiye giriş cümlesi gibi oldu ama öyle değil. Ay sonu zurnanın zırt dediği tarihi işaret ediyor. Anlamışsınızdır, ben Idlib’den söz etmek istiyorum....

Ay sonu yaklaşıyor.

Ekonomiye giriş cümlesi gibi oldu ama öyle değil. Ay sonu zurnanın zırt dediği tarihi işaret ediyor. Anlamışsınızdır, ben Idlib’den söz etmek istiyorum.

Biliyorsunuz Cumhurbaşkanımız devlet politikamızı net bir biçimde ilan etti: Ay sonuna kadar Suriye (ve tabii Rusya) güçleri “Soçi Mutabakatı”nda yer alan sınırlara çekilmezse Türkiye Cumhuriyeti aynı mutabakatın 4. maddesinde yer alan Adana Anlaşmasının verdiği yetkiyle egemenlik haklarını kullanacaktır.

Ne demek bu: Adını ister koyun ister koymayın. Savaş ilanı…

Bunun için biz her türlü hazırlığımızı yaptık mı yaptık. Mekanize birlikleri, özel kuvvetler yerini aldı mı aldı. Yani lojistik çalışmalar sona erdi. Yani şakamız yok, bunu anlattık.
Peki bu hamlelerden sonra Suriye ne yapar sizce?

Aslında bu sorunun cevabını vermeden önce Soçi Mutabakatı’ndan sonra neler oldu sorusunu cevaplamak lazım.

Bir önceki yazımızda mutabakatı ve bu mutabakatın taraflarca nasıl algılandığını özetlemiştik. Ben o özetten bir hususa dikkat çekmek istiyorum: Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad, Türkiye ve Rusya arasında varılan İdlib mutabakatının ardından yaptığı açıklamada bunu "geçici bir önlem" olarak tanımlamış ve silahlı muhaliflerin elinde kalan en önemli bölge olan İdlib'in Şam yönetimine geçeceğini söylemişti.
Şimdi gelelim Soçi Mutabakatı’ndan sonra neler oldu sorusunun cevabına:
12 gözlem noktası oluşturmuştuk. Suriye bu gözlem noktalarının oluşturduğu sınırın tamamının dışındaydı. Bugün 4 gözlem noktamız Suriye ordusunun kontrol ettiği toprakların içinde kaldı. Hatta doğrulanmamış bilgiler bu sayının daha fazla olduğunu savunuyor.
Suriye ordusu birçok köyü ve M-5 yolu için kritik sayılan yerleşimleri ele geçirdi. M-4 ile M-5 karayollarının kesişme noktası olan Seraki kasabasının üç tarafını kesti. Hatta M-5 karayolunun kontrolünü tamamen ele geçirdi.

Giderek çatışmalar şiddetleniyor. Hemen her gün şehit haberleri gelmeye başladı. Ve bana çok itici gelen “Kanları yerde kalmadı. Bilmem kaç tane rejim askeri öldürdük.” Açıklamaları… Tümünü öldürseniz ne yazar? Sanki bizim Kınalı Kuzularımızla eş değerini mi yakalayabilirsiniz.

Ne yazık ki bugün iki şehit haberi daha… Fakat bu defa çok farklı ve çok önemli bir şey var: Askerlerimizi şehit edenler Rus jetleri! Hani şu Soçi Mutabakatını imzaladığımız, hani şu S-400 savunma sistemini aldığımız, hani şu stratejik ortak dediğimiz, hani şu Dostum Putin’in cumhurbaşkanı olduğu ülkenin uçakları…
Peki, 10 maddelik Soçi Mutabakatından geriye ne kaldı şimdi? Ben söyleyeyim: HİÇ!

Pardon yeni bir gelişme var tabii… Dostum Trump, bize desteğini açıkladı ve derhal Ortadoğu temsilcisini yolladı ve o da havaalanına iner inmez “Şehitlerimiz!” dedi. Yanlış anlamayın kucaklarında büyüttükleri PKK/YPG ölüleri için değil, bizim askerlerimiz için…

Geçen hafta “Kimin eli kimin cebinde?” diye sormuştum da bir dostum, “Bunda anlaşılmayacak ne var, bütün emperyaller Suriye'ye çökmüş vaziyette.” diye başlayan herkesçe malum bilgileri sıralamıştı. “Bunlar benim bilemeyeceğim şeyler mi?” diye sorup onu kırmak istemedim. Anlatmak istediğimi “Hiçbir şey göründüğü gibi değildir; kara bildikleriniz ak, ak bildikleriniz kara çıkabilir; kim kime düşman, kiminle dost… “diye uzun uzun anlatacağıma, kısaca “Kimin eli kimin cebinde?” diye anlatmıştım ama neyse…
Şimdi son durum bu ise bundan sonra neler olur dersiniz?

İsterseniz, bir sınav olalım ve seçeneklerden birini işaretleyelim:
  1. Suriye, Türkiye’nin isteğini yerine getirir, mutabakat öncesi sınırlara çekilir. Bu durumda Türkiye’nin hem sahada hem masada ne kadar güçlü olduğu ortaya çıkar. Türkiyeyi yönetenler de her türlü övgüyü hak eder.
  2. Türkiye, sahadan çekilir. Bunu yaparken hiç kayıp vermeden, bütün teçhizatıyla birlikte sınırlarımıza üç beş kilometre kalmış bir yere konuşlanır. Bu, Süleyman Şah Türbesinde olduğu gibi, neyle, ne kadar allanıp pullanırsa pullansın; her türlü hezimetin dik alasıdır.
  3. Kontrol noktalarımıza ve askerlerimize dokunulmaması şartıyla Suriye’nin tüm Idlib’e hâkim olmasına göz yumulur ki bu durum hangi cümlelerle, hangi kamuflaja sokulursa sokulsun; iki yüzlülüğün daniskasıdır.
  4. Suriye ve arkasındaki güç Türkiye’nin şartlarına uymaz, saldırılarına devam eder ve Türkiye de gereğini yerine getirmek için düğmeye basar. Bu durumda Allah ordumuzun ve milletimizin yardımcısı olsun. Bu aşamaya gelinirse, İktidarın tüm hatalı stratejilerine, bu konudaki yapılmaması gereken her şeyi yapmış olmasına rağmen elbette, amasız fakatsız ordumuzun ve devletimizin arkasında oluruz.
  5. Amerika, Rusya, Avrupa elbirliğiyle devreye girer ve öyle bir anlaşmaya bizi yönlendirirler ki sınırlarımızın içindeki 5 milyon, sınırlarımızın hemen dışındaki 3 milyon Suriyelinin sorunlarıyla bizi baş başa bırakırlar ve biz hamasi nutukların gölgesinde bunlarla boğuşurken çubuklarını yakıp tüttürürler.
Ne dersiniz, sizce hangi seçenek doğrudur?
Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.
Azmi Başaran 1 ay önce
suriyenin toprak bütünlüğüne saygılı devlet isek; suriye ile ir olup o akanda ku tüm teröristleri birlikte temizleyip, sınır hayatımızı sağlana almak,ülkemizde ki suriyelilerin ülkelerine dönmesini sağlamak, süleyman şah turbrsiniyerine taşımak,sınır hattimizda güvenli bölgeyi kurup o hat üzerinde güvenliği iki ülke olarak birlikte kesintisiz sağlamak ve büyük terör devleti kurulmasına müsaade etmemek benim hayalimdir. bu akp ile bunlar olmaz...
b,c,d. Üçü de olabilir. E şıkkı daha güçlü. 1 ay önce
b,c,d. üçü de olabilir. e şıkkı daha güçlü.
sebahattin_koroglu@hotmail.com 1 ay önce
kalemine gonlune sağlık üstat. bu sorunun cevabını ben bilmem, sadece ve sadece o bilir.
Mukadder Altayli1 ay önce
secmesem daha ıyi.
Nuri Çürük 1 ay önce
yüreğine sağlık hocam
H özcan1 ay önce
abd ile rusya dünya liderimizi pin pon topuna çevirdiler allah sonumuzu hayır eylesin selamlar
Sebahattin Koroglu 1 ay önce
ben bilmem o bilir.
Erol Ertürk 1 ay önce
e şıkkı olur, milletten de alkış beklerler.