Şimdi Öğretmenlik Zamanı

Unutmayın pratik yöntemlerin istisnaları da olabilir ama uygularsanız doğru yazma oranınızı çok ama çok yükseltirsiniz.


Biliyor musunuz? Benim için kısa ya da uzun, tek sayfa veya koskocaman bir kitap bir yazıyı okumak, iki yönlü bir yolculuk.

Birincisi macera dolu… Yazan kalem, neleri anlatmış, nasıl anlatmış sorularıyla sarmaş dolaş olduğum bir serüven…

İkincisi mi? Onu sormayın lütfen! Bir türlü içimden atamadığım meslek alışkanlığı… Kırk seneye yakın öğretmenlik yaptım. Hem de Türkçe öğretmenliği… Bu sürenin çoğu da dershane öğretmenliğinde geçti. İşte bunun etkisi, bir türlü meslek alışkanlığını üzerimden atamıyorum. Okuduğum yazının içerik bağlantısı ve yazımı nasıl, noktalama eksikliği var mı? Onlara bakmadan duramıyorum.

Bu arada yanlış anlaşılmasın. Bana yazılan mesajlara veya sosyal medya paylaşımlarına bu gözle bakıp not falan vermiyorum.

Yok öyle anlam bağlantıları, düşünce berraklığı, noktalamaların yerinde kullanılıp kullanılmadığı falan değil takıntım.



Abartılıp uzun uzun cümleler kullanılmasın, çünkü yazmaya başlayan böyle yapınca ipin ucu kaçıyor çoğunlukla. Anlam karışıklığı salatası ile karşılaşıyor okuyanlar. Geçen gün çiçeği burnunda milletvekillerimizden biri, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığına bir soru önergesi vermiş. Altı satırlık tek cümleli bir dilekçe… Herhangi bir Türkçe öğretmeni sınavda karşılaşsa bu yazıya kesin zayıf not verirdi. Sayın vekil, bu dilekçeyi, memleketinin sorunlarına sahip çıkmış olmanın haklı gururuyla sosyal medyadan da paylaşmış. Altında da bir sürü şak şak var…

Halbuki ne gerek var böyle ağdalı ifadelere? Kimse kimsenin uzman olmasını veya uzman gibi yazmasını beklemiyor. Yeter ki cümlelerimiz kısa, açık olsun; net anlaşılsın.

Aslında sayın vekile gelinceye kadar, çok daha ilgincini söyleyeyim mi? Yıllarca çalışmış olduğum ilçenin Milli Eğitim Müdürlüğünün yazışmalarına bakılsın. 100 örnekten en az 90’ının anlatım bakımından sorunlu olduğu görülecektir. Yazışma deyince, ilgili kuruma gidinceye kadar altını cümle yetkililer imzalar. Yani her imzayı atan, yazıya ortaktır artık.
Kötü yazanlarla karşılaşınca aklıma hemen bu müdürlük geliyor. Kızmaktan vazgeçiyorum.

Aslında ne kadar trajikomik bir durum değil mi? O yörede çocuklarımızı eğitecek, onları ilim irfan sahibi yapacak en yetkili birimin hali bu... Tabii, görev dağılımında “liyakat başrolde!” olursa(!) sonuç böyle oluyor.

Neyse… Aslında bu Türkiye’nin en önemli sorunlarından biri de benim elimde sadece bir emekli öğretmen kimliği var. Ne yapabilirim ki?.. Memleketin koskocaman yöneticileri, kocaman bakanları ve görevlileri var. El atsınlar, biz de arkalarında olalım.

Benim bir  takıntım da bazı kalıplara…

Niye her yazdığımız "de"yi ve "ki"yi ayrı yazmaya özel çaba harcıyoruz. Bir türlü anlayamıyorum. İnanın, öğretim üyelerinden öğretmenlere, hatta Türkçe öğretmenlerine; Köşe yazarlarından anlı şanlı roman yazarlarına o kadar çok ki bu konuda hatalı yazma alışkanlığı İşte tam burada çoğu zaman "İmdaaaaat!" diye bağırasım geliyor!

Bunların yazımını bilmeyenler, hepsini bitişik yazsalar daha az hata yapacaklar; çünkü anlatımlarımızda bunların bitişik olanlarını daha çok kullanırız.

Şimdi öğretmenliğe başlıyorum:

“ki/-ki” yazımı ile ilgili pratik yöntem: “ki” alan sözcük “hangi/hangisi” sorularından birine cevap oluyorsa ya da “halbuki, oysaki, mademki, meğerki, sanki, illaki” sözcüklerinden biriyse bitişik yazılır, bunların dışında ayrı yazılır. ( Bu kelimelere “belki”yi ekleyenlere çok gıcık oluyorum. Sanki ayrı yazılma ihtimali varmış gibi…)

“de/-de” yazımı ile ilgili pratik yöntem: Cümlede kullanılan ”de”yi o cümleden çıkardığınızda anlam bozuluyorsa bitişik yazın, bozulmuyorsa ayrı…

Unutmayın pratik yöntemlerin istisnaları da olabilir ama uygularsanız doğru yazma oranınızı çok ama çok yükseltirsiniz.

Ha! Bir de “namazına müteakip” var! Bu kullanıma ifrit oluyorum.

Müteakip= Takip eden, -den sonra, ardı sıra anlamlarına gelir.

Hiç ummadığım yazarlar, çizerler, öğretim üyeleri… bir bakıyorum “… namazına müteakip…” yazmışlar.

Hay kaleminiz… Neyse… Tövbe tövbe…Şu kullanımı güzelce “… namazından sonra..” diye Türkçe bir kelime kullanarak ya da ille de o kelimeyi kullanacaksanız “… namazını müteakip…” diye yazsanız; hem hata yapmamış olursunuz, hem de doğru örnek olursunuz.

Bu arada “herkez”i unuttuğumu sanmayın!

 “Herkes! Herkes! Bir daha kimse unutmasın!

Oh be! Öğretmenliği özlemişim…


Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.
Gönül11 ay önce
üzerimdeki emeğinizi asla unutamam öğretmenim, yazınızı keyifle okudum. ellerinize sağlık.