Çok Şükür!...

Birlik ol, birlikte dur. Ürettiğine, ürününe sahip çık. Kolektif olmayı dene; pazarcıya, komisyoncuya, politikacıya mecbur olma. Kendi emeğini kendin değerlendir. Kimseden bekleme. Hiç olmazsa senin a

Şeker gibisin be kardeşim;

Lolipop gibi, emzik niyetinesin.

Kara lastikten evla yalın ayakla,
 
zamk gibi yapışmış, 

balçık tarlanın pancarı gibi satıştasın.

Tek tek satılıyorsun;
 
Be kardeşim.
***


Sen hâlâ ve yine, yeniden;

Şeker niyetinesin.
***


Şeker niyetinesin de be kardeşim;

Çocuk, şeker niyetine ne yesin!
***


Ne dersin şekerci kardeşim;

Senin çocuklar şeker niyetine seni mi yesin?
 
./…
 
***
 


Böyle devam eden bir söz dizini bu; benim içimden gelen.
 
Çiftçi kardeşlerimize benden yana bir özeleştiri çağrısı.
 
Şeker fabrikalarının satış aşamasında yazılan.
 
***
 
Peki, nerden çıktı bu şikâyet diyecek olursanız; bu hafta çok üst üste geldi.
 
Birikti ve belki zamanı geldi.
 
***
 
Ben, Çay alımları üzerinden onu savunurken, onun özel şirketleri savunması;
 
Ben planlamayı, düzenleme-denetleme-denge mekanizmasını, hasadı-mazotu gübreyi savunurken, onun Ankara’nın Maltepe’sinde sutre gerisinden bakıp durması;
 
Ben bak böyle olmuyor, gel her şeyi yerinden sökelim, yaratıcı bir yıkım yapalım, bildiklerimizi unutup yeniden kurgulayalım, bes belli derken; onun Birlik yöneticisinin çıkıp: “Cumhuriyet tarihinin en iyi bakanı ve en iyi dönemini yaşıyoruz”  mealinden sözler etmesi; üstelik daha 15 yıl önce kurulmuşken, Cumhuriyeti falan karıştırması;
 
Yetmiyormuş gibi, bilgiyi, bilimi, aydınlığı, sevgiyi, teknolojiyi salık verenler yerine, mele-şıh-şeyh gibilere inanıp, hala bazı haber kanalları üzerinden hayatını şekillendirmeye çalışması, benim açımdan buraya da bir dokunuş yapmayı zorunlu kıldı.  
 
***
 
Bak kardeşim: bırak bu şeker gibi olmayı; yoksa bu dünyada bir tek dikili ağacı, bir omca Fındığı, bir demet Çay ağacı bile olmayan insanları da küstürürsen ve o Cumhuriyet denen değere sırtını dönersen;
 
Önce reaya olursun.
 
Sonra birileri gelir sana kazan kazanma, bir öşür vergisi koyar.
 
Başkaları gelir, Cumhuriyetin hazineden ya da ağadan sana dağıttığı onbinlerce dönüm araziyi geri ister.
 
Sonra, destekleri de geri alır; belki?
 
***
 
Bak: adam gelmiş seksenine.
 
Yaşar ÖZEL
 
Eski Türkiye Ziraatçılar Derneği Genel Başkanı
 
Sanki onsekizindeki gibi sana hizmet etmek için heyecan duyuyor.
 
Hala, umudunu yüksek tutuyor.
 
Hala, tarım diyor, ziraat diyor. Ödül alırken de verirken de bir gurur bir gurur değme gitsin.
 
Sence neyin gururu bu yaşanan?
 
 Sana hizmet etmenin, etmiş olmanın olabilir mi?
 
***
 
Bir başkası: Dündar ÖZDEMİR
 
600 km yol gelmiş.
 
Bir taraftan bastonuna, diğer taraftan torununa yaslanarak yürüyor.
 
Ağlamaklı; neden sence?
 
Ne iyi etmişim dercesine!
 
Ne iyi etmişim bu çiftçiye hizmet etmekle!
 
***
 
Peki ya sen kardeşim?
 
Ya sen neden şeker gibisin?
 
Hala!
 
***
 
Birlik ol, birlikte dur.
 
Ürettiğine, ürününe sahip çık.
 
Kolektif olmayı dene; pazarcıya, komisyoncuya, politikacıya mecbur olma.
 
Kendi emeğini kendin değerlendir.
 
Kimseden bekleme.
 
Hiç olmazsa senin adına ileri geri konuşanlara sahip ol.
 
Bizim umudumuzu kırma!
 
Şekerini ye ama şeker gibi olma be kardeşim!...
Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.