Kırsal Dönüşüm

Öyle, deprem bölgelerine ot, saman, hayvan göndermeyle çözülmez bu işler. Hele hayvanlar için çadır barınak gönderme ile hiç çözülmez. Çünkü çadırdan hayvan barınağı olmaz. Yapacaksanız bir şey, “kırs

Evet, doğru okudunuz; kırsal dönüşüm.
 
***
 
Bu sözün içinde çok fazla içerik var.
 
Fiziki, mekânsal, sosyal, ekonomik, sosyal psikolojik, tarım, sağlık, eğitim, kültür…
 
Var da var.
 
Bir dünya kavram ve anlam yüklenebilir bu tanıma.
 
Kent çeperlerindeki gecekondulardan, varoşlardan, gettolaşmalardan tutun da kırsal alandaki, anlaşılır haliyle köy/mahallelerin kapsadığı fiziksel alanlardan, yerleşim ve tarımsal faaliyet mekânlarından, demografik yapı değişimlerine kadar birçok şeyi bu kavram ile anlamlandırmak mümkün.
 
En az 20 milyon insanı ilgilendiren bir durum. Elbette kaç milyon olduğunu bilmediğimiz geçici sığınmacıları saymazsak.
 
***
 
Peki, her gün kentsel dönüşümle ilgili boy boy haberler, boy boy sorunlar, boy boy para kazanmalar duyarken, neden hiç kırsal dönüşümden bahsedilmez düşündünüz mü?
 
Mesela, yerel yönetimlerin ve özellikle Büyükşehir yönetimlerinin kırsal dönüşüme dair projeleri neden yok ya da neden biz duymuyoruz, düşündünüz mü?


 
Peki, Van’da, Elazığ’da, Malatya’da, Manisa’da, Denizli’de, Erzurum’da depremler sonrası kırsal alanlardaki bina ve yapıların halini gördünüz mü?
 
Bina ve yapıların aslında bina ve yapı olmadığını gördünüz mü?
 
Köylerdeki ev ve hayvan barınaklarına 21. Yüzyılın ev ve barınakları denemeyeceğini gördünüz mü?
O evlerde canını kaybeden insanların, binlerce kule ve gökdelenlerde yaşayanların canından daha az değerli olmadığını düşündünüz mü?
 
Canınız ve vicdanınız biraz olsun yanmadı mı?
 
Ahır ve ağıllarda ölen hayvanların da bir can taşıdığını düşündünüz mü?
 
Peki, o ev ve hayvan barınaklarında ölenlerin bu yapılarının beş büyük şehirdeki imar ve emsal değişiklikleri ile sağlanan rant ile yeniden yapılabileceğini hiç aklınızdan geçirdiniz mi?
 
O kulelerde yaşayan postmodern insanın kedisi, köpeği ne kadar değerli ise köylerdeki insanların koyun ve sığırlarının da en az o kadar değerli olduğunu algılayabildiniz mi?
 
Kent elitistlerinin, köy/mahallelerin fiziksel mekânlarını işgal ederken yaptıkları yapıların, oradakilerle neden benzer olmadığını düşündünüz mü?
 
İşte böyle uzar gider bu çelişkiler ve sorunlar.
 
Ta ki zihniyeti dönüştürüp, değerlerimizi yeniden gözden geçirinceye kadar.
 
Evet, zihniyet, yani düşünüş yapınız ne ise düşünce yapınız da odur.
 
Et ve tırnak gibidir, düşünüş anlayışınız ile düşünceniz.
 
Tıpkı Tarım ve kırsal gibi.
 
Kırsalı tarımdan, tarımı kırsaldan söküp alma şansınız yoktur.
 
Dün de yoktu bugün de yoktur.
 
Eğer neoliberal bir kandırmacanın küreselci savunucusu değilseniz.
 
Öyle, deprem bölgelerine ot, saman, hayvan göndermeyle çözülmez bu işler.
 
Hele hayvanlar için çadır barınak gönderme ile hiç çözülmez.
 
Çünkü çadırdan hayvan barınağı olmaz.
 
Yapacaksanız bir şey, “kırsal bir dönüşüm” planı yapın ve işi ehline bırakın.
 
***
 
Ha, güncel durumla ilgili bir şey yapacaksanız; evsiz, ahırsız, ağılsız kalan insanların hayvanlarını toplayın ve 3.105 km2’lik TİGEM işletmelerinde hiç olmazsa mer’a sezonuna kadar ücretsiz bakın. Ölen hayvanların yerine de oradan tamamlayın.
 
Eskiden böyle yapılıyordu bu işler.
 
Benim önerim falan değil anlayacağınız.
 
Sorma ihtiyacı duyarsınız diye ben sadece hatırlatayım dedim.
 
Tüm ülkeye başsağlığı dilerim.
Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.