Tarımsal Burjuvazi -II-

Kırsal neden sahipsiz? Kırsala kim sahip çıkacak? Neden bugüne kadar kendi kendine sahip çıkamadı, çıkmadı, çıkamıyor? Peki, gelecekte çıkabilir mi? İşte bence bu soruların yanıtları da kaynağı da, “t

Bu durumda, eğer bunların farklı farklı kavramlar olduğunu kabul ediyor isek; yeni bir kırsal mekân-kırsal alan- kırsal yapı kavramsallaştırmasına ve bu kavramın içindeki bütün kurumsallıkların yeniden anlamlandırılmasına ihtiyaç var demektir. Bu ihtiyaç için ise bizim ne özgün bir tarihsel birikimimiz ne de özgün bir fiziksel mekânlar birikimimiz var. Her ne kadar da köy evi/yapıları, mezra evi/yapıları, yayla evi/yapıları gibi giderek basitleşen ve mekânsal - konformatik nitelik olarak tersine işleyen bir fiziksel yapılar birikiminden söz edilse de, bugün karşımızda duran ikili yapı, bu değildir. Kırsaldan çıkanların gecekonduları ile kırsala kaçan kentlilerin villa, saray, yazlık, kışlık gibi kırsalla duygusal bağı olmayan yapıları, köy topoğrafyası içindeki yapılar ile aynı yapılar ve aynı ikililer değildir. Yani, hem aşağıdan hem yukarıdan gelerek, karşılaşmadan, kesişmeden oluşan yapılardan dışarıdan gelenlerin, kırsalın gelişmesine ya da kırsalın ekonomik doğasına üretim açısından bir katkısı yoktur. Yani bunların, köylü-kırsal alan sakinlerinin, kırsalın güçlüklerini aşmasına yardımcı olacak bir “tampon araç” olması mümkün görünmüyor. Sonuç itibariyle bu gerçekliğin, “önce çiftçi, sonra işletmeci, sonra tarımsal sanayici, sonra ihracatçı, sonra uluslararası rekabetçi olma” yolundaki çiftçinin, kendini gerçekleştirmesi umuduna herhangi bir katkısı olmayacağını söylemek mümkündür.


 
Bu şekildeki ikili karşıt yapılar aslında çelişkili, çelişen, sosyal çatışmaya yol açacak yapılar olarak önümüze çıkıyor. Her ne kadar da birbirine pragmatist bağlarla bağlı gibi görünse de, ilk fırsatta “yerleri işgal edilmiş insanlar” formatına dönülmesi çok olağan görünüyor ve çatışmanın kaynağı olarak da burası duruyor.
 
Bu durumda, yukarıda tanımı yapılan köylü ya da kırsalı kullananlar üzerinden oluşan bir ekonomik burjuvazinin ya da ekonomik sermaye grubunun tarımın geleceğine hizmet edeceğini düşünmemiz olası görünmüyor. Zaten bu grubun genel amacı da, kırsalın ekolojik refahını kullanmak ya da şehirdeki yaşamsal streslerden kurtulmak olarak karşımıza çıkıyor.
 
Bu durumda başlangıçta bu olasılığı eleyerek başlamış olalım.
 
O halde sorulacak soru şu olsa gerek: Bu çatışma da dahil olmak üzere, kırsalı kim koruyacak? Tarımsal üretimin sürekliliğine, hangi yapı, doğrudan veya kendi çıkarları ya da birikimleri açısından sahip çıkacak?
 
Sahip çıkmak, kendisi için bile elzem olacak?
 
Veya asıl soru:Kırsal neden sahipsiz?
 
Kırsala kim sahip çıkacak?
 
Neden bugüne kadar kendi kendine sahip çıkamadı, çıkmadı, çıkamıyor?
 
Peki, gelecekte çıkabilir mi?
 
İşte bence bu soruların yanıtları da kaynağı da, “tarımsal burjuvazide” saklı.
Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.