“Silemezler gönlümden!”


Yaklaşık yarım asır önce parmaklasayılacak kadar azdılar! Adı vatan olan, adı bayrak olan, adı Türkiye olan birsevdaya yakalandılar. Ayyıldızlı bayrağın dalgalandığı her yere ulaştılar.

Delisi dışındaydı her birinin,yürekleri mangal gibiydi... Gözlerinde korkunun esamisi okunmayanlardı onlar!

Adını birlikte koymuşlardıyürüdükleri yolun!

Sonra hep beraber düşmüşlerdi oyola!

Omuz omuza, kol kola!

Çünkü çok sevmişlerdi, bu sevgipazara kadar değil, mezara kadar diye yarım asra yakındır türkü gibidillerindeydi.

Hala da öyle!

Git diyenlerin demesiyle, senisildik diyenlerin silmesiyle, artık bizimle değilsin diyenlerin demesiyleçıkmamışlardı, düşmemişlerdi ki, bu yola!

Üstelik bu sevdayı, bu aşkı onlardanda öğrenmemişlerdi!

"Silemezlergönlümden" şarkısının, "Silemezler gönlümden, ne aşkını ne seni" dizesi bu sevdaya tutulmuşlar için yazılmışgibiydi adeta!

Seni defterden sildik diyenler, sizehem kapımızı, hem de bize açılan ilinizi, ilçenizi kapattık diyenler, madembizimle değilsin, yürüme bizimle aynı yolda diyenler, bu sevdayı gönüllerden nasılsilebileceklerdi?

Atalar yarım elma, gönül almademişler!

Demişlerdi de kime demişlerdi acaba?

Çok mu zordu gönül almak?

Gönül almayı da, bilemezseniz, neyibileceksiniz diye yöneltilen sorulara, görmezden ve duymazdan geldiler!

Safların sık olması gerektiğinibaşkaları dikkate alıp, saflarını sıklaştırmaya azami dikkat gösterirken, buişin edebiyatını yapanlar, bağırdığında haklı olduğunu sananlar, sık saflarınseyrelmesini neden seyrediyorlar sizce?

Hatırlarsanız, yapmayın, etmeyinsonra seyrelir gidersiniz, diyenlere, hiç kimse bir başka yere gidemez, gidecekbaşka yerleri mi var, denmişti bir dönem!

Kucakladıklarını seyreltiler,araladılar, karaladılar!

Bugüne kadar yapılan işin adıdüpedüz seyreltmeydi.

Kimi kimden ve neden seyrelttinizdiye soranlara kızdılar, isimlerinin altını iki kere çizilmişlere döndürdüler!

Seyrelen küstü, seyrelen kırıldı,seyrelen incindi, yakasına küstü!

Yatağına kırgın ırmaklara döndügönülleri!

Kopsunlar, gitsinler diyebekleyenlerin beklentilerine rağmen kopamadılar, gidemediler!

Çünkü kopmama üzerine, ayrılmamaüzerine söz vermişlerdi birbirlerine!

Kim nereye gidiyor, kim nereden veneden kopuyordu ki?

Sözde gönül seferberlikleri de, icatedilmişti, herkes kucaklanacaktı güya!.

Ne oldu o gönül seferberliklerine?

Ah gönül seferberliği ah!

Nasıl bir yalansın sen?

Hani kardeşin kardeşi kucaklaması!Hani hoşgörü, hani bir ve beraber olmak?

Dost acı söyler derler ya!

Bu söz bize ait değil, benimmilletime, Türk milletine ait bir söz değil!

İşine gelenlerin bize aitmiş gibidiline pelesenk ettiği bir uydurmaca!

Dost niye acı söylesin? Niyebağırsın, çağırsın kalp kırsın, gönül incitsin?

Dost, acıyı dahi tatlılaştıraraksöyleyen değilse, ona dost mu denir?.

Dost, dostunu, arkadaşını, kardeşinieften-püften sebeplerle, dünya mevki ve makamları için, üç günlük beylik için kaybedermi?

Kaybetmemek için ne lazım gelirseonu yapmaz mı, dostluğunu geri kazanmaz mı?!

Yunus'un dediği gibi, ağulu aşı, yağile bal etmez mi?

Kırgın gönüllerin, dargıngönüllerin, yorgun gönüllerin darmadağın olmuş hali çok mu hoş?

Sevda zorlamalara gelmez!

Bağırmalara, çağırmalara, en olmadıkkötü söz ve fiillere prim vermez!

Bu yolda yürümeyi yalnızca siz misevdiniz? Bu yol ne senin, ne ötekinin, ne berikinin, kimsenin tapulu malıfilanda değil ha!...

Üç günlük dünya da, can emanet, yolemanet! Benden başka, benden fazla kimse sevemez o yolu demekte kimsenin harcıdeğil!

O zaman da, sevdayı ölçebilecekmetreniz, yada tartacak kantarınız mı var diye sorarlar adama!

İnsanların küsmesinden, kahrındançekip gitmesinden, istenmediğim yerde durmam demesinden medet ummak boşa kürekçekmekle eşdeğer!

Çünkü, gidin bir daha gelmeyindenilenlere ağır gelir sözler, giden bir anda geri döner, niye ben gidiyorumdediğinde, niye geliyorsunuz deme hakkına kim sahip ki?

İstenmeyen konumuna düşenlerden; Ömürlerimücadele ile geçti diye, sürgün ve vurgun yediler diye, bir köşelerdeunutuldular diye içlerinden yakınan mı oldu?

Küsen mi, incinen mi, kırılan mıoldu?

Yol denmişti. O yol hepimizin, neayrımız var, ne gayrımız, üstelik kimsenin babasının tapulu malı da değildenmişti.

Yola temlik koyarız, yolusahipleniriz, yol istemese de, karşı çıksa da, istediğimizle yürürüz,istemediğimizi tutar kolundan yolun dışına fırlatırız denmemişti.

Duygu denmişti, duygulanmak denmişti,duygu sağanaklarında ağlamak denmişti. Ne sen bana ağla, ne sen bana yan, neben sana denmemişti ve bu şekilde söylenmemişti!

Bir olacaktık ya hani! Bir olmanın birlikteolmanın, aynı taşın altına el koymanın fazileti anlatılmıştı. Bir olmak demekayrı olmak, gayrı olmak, karşı olmak, karşı durmak, hısımken hasım olmak,barışıkken, küs durmak, tanışıkken uzaklardan bakmak denmemişti!

Dün omuz omuzaydı bu insanlar, dünbir lokma ekmeğini, harçlığını bölüşenlerdi, sırdaştılar, haldaştılar,arkadaştılar, ana-baba bir olsa bu kadar yakın olamazdılar!

Bundan böyle gelin, gönül alınsın,birliğin beraberliğin türküleri çalınsın!

Yetmedi mi kavgalar, yetmedi miçekişme!

Huzur gelsin, huzuru bekleyengönlümüze!

Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.