Yalan Tığın Üzerinde Durur mu?

 

Yalan üzerine, edebiyatımızda yok, yok desek yeridir. Geçtim edebiyatı, bir gün içinde kaç tane yalan söylüyoruz diye hiç düşündünüz mü?

Bir tane mi?

Birkaç tane mi?

Yoksa yerine, zamanına ve de adamına göre, gerektiği kadar mı?

Adamın lafı pek tatlı, yalan falan amma yalanı bile ne güzel anlatıyor dediğiniz hiç olmadı mı?

Yalan üzerine neredeyse her köşe başında bir “Yalan Market” var!…

Yalan vallahi yalan diye başlayan şarkılar mı istersiniz?

Yalancı Çoban hikâyelerini temcit pilavı misali ısıtarak, ilk defa dinliyorlarmış gibi yapanlara bir daha mı anlatırsınız?

Yalandan kim ölmüş diye başlayan çalımlarınıza, yeni yeni çalımlar mı ilave edersiniz? Küçücük bir yalandan bir şey çıkmaz diye, desteklenen masum görünüşlü yalanları el bebek-gül bebek misali destekler misiniz?

Bir yalanda siz söylemişsiniz çok mu, diye takılanlara benden selam olsun mu dersiniz?.

***

Bir dostumuz, yalanı tığın üzerinde durduruyorlar, verdikleri sözlerde durmuyorlar diye bir hayli yakındı.

Yalan tığın üzerinde durur mu?

Yalan tığın üzerinde duracaksa, yalanı doğru gibi söyleyenler, anlatanlar, yalanla ikna edenler, yalan yere yemin edenler olacak.

Verdiği sözde durmayan ne yapabilir?

Hele kusura bakma, özür dilerim gibi kavramlarla barışık değilse!…

En kolayı, en basiti, en kestirmesi yalan söylemektir.

Bir kere yalan söylemeye başlanıldı mı, arkası çorap söküğü gibi gelir.

Yalancı samimiyetler…

Yalancı dostluklar…

Yalancı sevgiler…

Ve yalan dünyalar ortaya çıkar.

Böyle bir çerçevede, yalan neden tığın üzerinde durmasın?

Durmak ne kelime, tığın üzerinde cambazlık bile yapar!…

Dans eder…

Şarkılar söyler.

Tığın üzerini mekân tutar.

***

Bir yalanı, bir de yılanı sevmem derler ya…

Yalan, yalanı sevmem, yalancıyı çevremde bulundurmam, ne yapayım yalanı ve yalancıları sevmiyorum diye hava atanlara bayılır!..

Bilir ki, kendine en sadık dost böyleleridir.

Beyaz yalanların, pembe yalanların, kuyruklu yalanların var olduğu, yalan üzerine yeminlerin edildiği bir toplumda, yalanların tığın üzerinde durması mesele mi?

Yalancının mumu yatsıya kadar yanar derlerdi ya…

Eski çamlar bardak oldu!…

Elektriğin olmadığı zamanlarda mum üzerine söylenmiş lafları tekrar edip duruyoruz.

O devirlerde bile, mum taşıyanlar, yedekli dolaştığından, sabaha kadar yanıyordu mumlar!

Elektrik icat oldu, mertlik bozuldu, diyeceksiniz!..

Geniş tut alanı, söyle yalanı, gör bozgunu, talanı!…

İnsanlar akşamdan, sabaha, yalanlardan laf yolları, laf köprüleri inşa ediyorlar bir anda.

Alıcısı çok…

Ağzı açık dinleyeni kıyamet gibi!…

İnanan bir de üzerine yemin edip, bir başkasına benden duymuş olma lafıyla anlatıp geçiyor.

Gel de inanma!…

Falanca söylediyse, inanırım diyen çok bilmişler…

Valla doğru diye tasdik etmeye hazır öğretme akıllılar olduğu müddetçe, yalan tığın üzerinde değil durmak, sefam olsun diye, içinde yalan geçen bütün şarkılara, cümle yalancıyla birlikte eşlik eder!…

Şaşar mı, kalırsınız? Bakar mı kalırsınız?

Onu da siz bilirsiniz!..

Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.