Büyükelçilik Görevi Meslek Memurluğu ve Kariyer Gerektirir!

Gelelim Merve Kavakçı'nın Büyükelçi olarak atanmasına… Bu öyle bir garabettir ki… Bu atama binlerce yıllık Türk Devlet geleneğine vurulmuş bir hançerdir.

Defalarca yazdık ve söyledik, 15 yıldır kesintisiz ülkeyi yönetenler “iyice devletin çivisini çıkardı” diye!
 
Yıllardır her platformda anlatıyoruz; “Kamu yönetiminde liyakat, kariyer, tecrübe ve birikim rafa kaldırıldı yerini partili yandaş, iktidar partisi yetkililerin akrabası ve bir dini cemaate mensup olmak aldı” diye..!
 
15 Temmuz ihanetini Türk Milletinin yaşanmasının sebeplerinin başında, liyakatsiz kişilerin Devlet yönetiminde en üst kadrolara atanması yatmaktadır. 15 yıl boyunca kamuya memur alımlarında cemaat ve yandaş tercihi de bu ihanet sürecini hızlandıran sebeplerden birisidir. Bir diğer neden ise; başta Silahlı Kuvvetler olmak üzere, Yargıda, Emniyette, MİT'te çalışan vatansever üst düzey bürokratlara kumpas kurularak, tasfiye edilmeleri sağlanmış, boşalan kadrolarda FETÖ cemaatinin adamları yerleştirilmiştir!
 
Bütün bu operasyonları siyasi iktidar ve FETÖ'cüler el ele vererek gerçekleştirdiler. Üst düzey atamaların tamamında bu günkü siyasi iktidarın yöneticilerinin imzaları vardır...
 
 Bu gerçekler ortadayken, Ülkeyi 15 yıldır yönetenlerin 15 Temmuz ihanetinden hiç ders almadıkları görülüyor. Devlette FETÖ’cüler tasfiye edilirken, ki bu tasfiye işini de doğru dürüst yapamayan siyasi iktidarın FETÖ’cülerin boşalttığı üst düzey kadrolara, başka cemaatlerin mensuplarının getirilmesi; söz konusu cemaatlerin Devlette kadro paylaşım yarışına girmeleri ülkemizin geleceği açısından oldukça endişe verici bir durumdur!
 
Diğer yandan yine Hükümetin kamuya memur alırken de eski yanlışlarından ders çıkarmadığı, hatta daha da ileriye gittiği görülmektedir!
 
Artık Devlete memur alımlarında yavaş -yavaş KPSS kaldırılmaktadır. Başta öğretmen alımlarında, polis ve bekçi istihdamında KPSS puanı aranmamakta olup “sözlü sınav” yeterli görülmektedir. Yine pek çok kamu kurumu KPSS'siz sözlü sınav yaparak memur alımı yapmaktadır.
 
Artık Devlete memur olarak AKP'den referans getirmeyen ve ya AKP ile ilişkileri iyi olan cemaatlerden “tavassut mektubu” getirmeyen memur olamamaktadır. Sadece memurlar içinde geçerli değil bu tespitimiz; Kamuda sözleşmeli olarak alınan taşeronlarda iktidar partisinin referansıyla işe girebilmektedirler. Devletimizin tüm kadroları hızla partili ve cemaatçilerle doldurulmaktadır..! Devletimiz “Parti Devletine” doğru evriliyor!
 
Bu konuda Ülkeyi yönetenleri uyara uyara dilimizde tüy bitti. Bu anlayış Devletimizi herkesin Devleti olmaktan çıkarır. Vatandaşımızın Devletten nitelikli hizmet almasını engeller. İnsanımızın Devlete olan güveni azalır diye…
 
 Gelelim Merve Kavakçı'nın Büyükelçi olarak atanmasına… Bu öyle bir garabettir ki… Bu atama binlerce yıllık Türk Devlet geleneğine vurulmuş bir hançerdir.
 
Büyükelçilik Devletimizin dış ülkelerdeki en üst temsilcilik makamıdır. Doğrudan Cumhurbaşkanımızı ve Devletimizi temsil eder. Büyükelçilik makamı yüksek bilgi birikimi ister, uzun yıllar Dış İşleri Bakanlığında meslek memuru olarak görev yapmış olmayı gerektiren bir kariyer memurluğudur, kariyer mesleğidir!
 
 Dış politikanın “D”sinden bihaber, liyakatsiz, tecrübesiz biri nasıl böyle bir göreve atanabilir? Bir gün bile Dışişleri Bakanlığı’nda çalışmamış, tek özelliği RP'den bir dönem milletvekili seçilmiş eski bir milletvekili... Ayrıca ABD vatandaşlığına geçmiş olan bu hanımefendinin bu özellikleri Büyükelçilik yapacak liyakatte olduğunu mu gösterir? Bir başka özelliği ise kardeşinin AKP Hükümetinde Bakan olması..! Yoksa bu akraba bağımı bu hanım efendiyi Büyükelçi yaptıran?
 
Bizim Merve Kavakçı ile bir derdimiz yok..!
 
Bizim itirazımız liyakatsiz kadrolaşmayadır...
 
Bizim itirazımız Yüce Yaratanın “işi ehline veriniz” ayetine aykırı atamalaradır..!
 
Bizim itirazımız “iş ehline verilmezse ne olur ya Resulullah”  diye soran birine, Peygamber Efendimizin “iş ehline verilmezse kıyameti bekleyin” sözüne olan inancımızdandır..!
 
Bütün bunların yanında Devletimizin bekası içindir itirazımız! Ülkemizin geleceği içindir endişemiz...
 
Türkiye Kamu-Sen'in bir yöneticisi olarak, Devlet yönetimindeki her olumsuzluk bize söz söyleme hakkı verir…
 
Kaldı ki; Dış İşleri Bakanlığı’nda üyeleri olan bir Sendika Başkanı olarak, ben itiraz etmezsem ve ben insanları aydınlatmazsam, görevimi yapmış olamam vesselam…!
Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.