Fahreddin Paşa’ya Dil Uzatmak!

Peygamber’imizin soyundan gelip de Türk’e kefen biçen bedeviler biliniz ki, Peygamberimiz size şefaat etmez… Rabbimiz de asla affetmez..!

Medine müdafaası, Türk Askerinin şerefli mazisinin önemli sayfalarından biri olarak tarihe altın harflerle yazılmıştır.
 
Osmanlı Devleti 1. Dünya Savaşını kaybedince Mondros Mütarekesini imzalamak zorunda kaldı. Bu anlaşma hükümleri gereği, Osmanlı orduları terhis edilmeye başlandı. Antlaşma haberi Medine’ye de gönderildi. Fahreddin Paşa’ya; “Orduyla birlikte en yakın İngiliz birliğine teslim olması” talimatı verildi.
 
Ancak o, bu talimata rağmen Medine’de aç-susuz kalarak 3 ay daha direnmeye devam etti. Medine muhasara altındaydı. Kimdi Medine’yi muhasara edenler? İngiliz destekli Arap bedeviler Şerif Hüseyin liderliğinde Medine’yi kuşattılar. Bu kuşatma 2 yıl 7 ay sürdü. Zaman zaman saldırılar yapıp döndüler. Binlerce Osmanlı Türk askerini şehit ettiler.
 
İngiliz destekli bu alçak bedevilere Medine’yi bırakması halinde Kutsal Emanetlere neler olacağını çok iyi bilen Fahreddin Paşa, Kutsal Emanetleri gizli bir yolla İstanbul’a gönderdi.
 
İşte bu İngiliz mandacısı Birleşik Arap Emirliği Dışişleri Bakanı haysiyetsiz, bütün İslam âleminin onurunu ve şerefini kurtaran Fahreddin Paşa’ya dil uzatma cesareti gösteriyor.
 
Bütün tarihçiler hem fikirdir ki, Araplar; İngiliz ve Avrupalıların desteği ile Arap Yarımadası’nda sürekli olarak Osmanlı’ya saldırmıştır. Yani Türk Milleti’nin Müslüman evlatlarına alçakça şehadet şerbeti içirmişlerdir. Belki de Arap dünyası bugün atalarının ihanetlerinin bedelini birbirlerini boğazlayarak ödüyorlar…
 
Fahreddin Paşa Medine’yi İngilizlere teslim eder, bedeviler şehri yağmalar. İngilizler Fahreddin Paşa’yı tutuklayıp, Malta’ya gönderirler.Lawrence denilen İngiliz ajanı ona şu lakabı verir, “Çöl Kaplanı.” Esir olan Osmanlı Askerleri, Mısır’a gönderilir. Çoğu orada hastalıktan şehit düşerler.
 
Medine müdafaası süresince, Medine’de bulunan Hilal-i Ahmer Cemiyeti Gönüllüsü Feridun Kandemir, Osmanlı Askerlerinin Medine’den ayrılışını hatıralarında şöyle anlatır;
 
Kimi kolsuz, kimi bacaksız kalmış askerlerin birbirlerine sokulup yardım ederek, halsiz ve mecalsiz bir durumda, son defa Haremüşşerif’i ziyaretle, Ravza’ya yüzlerini sürerek dualar ede ede yaptıkları veda, görülecek şeydi.
 
İngiliz altınları ile beslenerek, Türk’e diş biler hale getirilmiş bazı sözde Araplar bile bu manzara karşısında gözyaşlarını tutamamışlardı. Yine muhasara boyunca Medine’den ayrılmayan yerli Araplar da hüngür hüngür ağlıyorlardı.”
 
Tarihi gerçek budur. Türk Milleti’nin evlatlarıdır bunlar… İslam’ın en büyük bayraktarı yiğit Türkler’dir.
 
Peygamber’imizin soyundan gelip de Türk’e kefen biçen bedeviler biliniz ki, Peygamberimiz size şefaat etmez… Rabbimiz de asla affetmez..!
 
Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.