Tehlikenin Farkında mısınız?

Henüz elinde olmayan yetkileri bile varmış gibi kullanan bir kişinin, dokunulmazlıkla beraber Devlet Başkanı statüsünü aldığı zaman, Türkiye'nin ne olacağını hesap edemeyiz.

Biz, İYİ Parti olarak, Atatürk'ün kurmuş olduğu medeniyetler eşliğinde, çağımıza uygun olan en önemli sistemle yönetilmekten yanayız.Parlamenter sistemi daha da güçlendirerek millete hizmet yolunu  en doğru yolla sunacağız. Eğer Türkiye, Türk Milleti bir hata yapar da başkanlık sistemine geçit verirse, Türkiye büyük bir kaosa sürüklenir. Bu kaos ekonomik kaos değildir. Bu kaos belki de bir iç savaşa hatta eyalet sistemine ve zorba bir düzenle yüz yüze kalınacak olan bir kaostur. Bir söz vardır “Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz” 
 
Bu siyasi iktidarın başındaki kişi henüz devlet başkanı olmadan, “Cumhurbaşkanı” sıfatıyla yıllardır Anayasa ve yasaları çiğniyor ve açıkça da söylüyor. 
 
Bir hukuk devletinde, Anayasa ve yasaları hiç kimse çiğneyemez. Devlet yöneticileri, anayasa ve yasaları çiğneyenlere müdahale ederler. Cumhurbaşkanı ülkeyi böyle yönetiyor. 
 
Henüz elinde olmayan yetkileri bile varmış gibi kullanan bir kişinin, dokunulmazlıkla beraber Devlet Başkanı statüsünü aldığı zaman, Türkiye'nin ne olacağını hesap edemeyiz. 
 
Bunun için, biz İYİ Partililer olarak, büyük Atatürk'ün bize emanet etmiş olduğu ve çağdaş medeniyet hedefi olan Türkiye Cumhuriyeti Devletini korumak, kollamak ve hak ettiği yere  taşımakla mükellefiz. Bunun tek yolu da  Cumhuriyetimize, demokrasimize ve temel insan haklarına sahip çıkmaktan geçer.


 
Hepimiz hatırlıyoruz. Cumhurbaşkanı zaman zaman  "Ne demekmiş bu kuvvetler ayrılığı, kuvvetler ayrılığı hiç olur mu? Kuvvetler birliği olması lazım" diyordu. 
 
Demokratik sistemlerin temeli kuvvetler ayrılığına dayanır.
 
Gerekçesi de şudur; Yasama, yürütme bazen tek elde toplanabilir. Tek başına bir parti iktidara gelir.
 
Parlamentoda sayısal çoğunluğu olur, hatta anayasayı değiştirecek çoğunluğa bile sahip olabilir. Yasama ve yürütme tek kişinin elinde olabilir ama bağımsız yargı asla iktidarın elinde olamaz. Olmamalıdır. Kuvvetler ayrılığı yargı bağımsızlığının denetim mekanizmasının kullanılmasıdır.
 
Şimdi Erdoğan ne diyor; 
 
"Ne demekmiş kuvvetler ayrılığı,
Kuvvetler birliği olması lazım."
 
Kuvvetler birliğinin anlamı; Yargı, yürütme, yasama. Bu üç Erk'in bir yerde toplanmasıdır. 
 
Bu şekilde olduğu zaman, hukuk devleti olunmaz. Hukukun üstünlüğü ülkede olmaz. Demokratik sistem olmaz. Bu sistem, diktatörlük yani monarşik bir yapıdır. 
 
Bu sistemde sadece güçlünün hakkı vardır.  Haklı asla güçlü olamaz. Haklı hiçbir zaman hakkını alamaz. İktidarı ele geçirenler, astığı astık, kestiği kestik, padişah gibi devleti yönetirler. 
 
İşte bugün yüz yüze kalacağımız durum tam da budur. Yeni sistemde partili Cumhurbaşkanlığı ya da devlet başkanlığına verilen yetkilere bir bakın.
 
Dünyanın hiçbir ülkesinde böyle başkanlık sistemi yok. Diyorlar ki  Türk tipi başkanlık sistemi. Aslında Türk tipine, Türk yapısına inandıklarından da değil. Ama bu şekilde söyleyerek Türklüğü de kullanıyorlar. Örneği olmayan bir söz bu.
 
Yarın Başkanlık sistemi olursa, Başkan seçilen şahıs, Meclis'i By-Pass ederek Kanun Hükmünde Kararname çıkarır. Bunun anlamı şudur: Bir gün kalkar "Ben KHK çıkardım" der. "Ben bu köyü falanca patrona sattım" der. Satar mı satar. Hem de "İçindekilerle beraber sattım" der. Köylü gitsin derdini Marko Paşa'ya anlatsın. 
 
Anayasa mahkemesine hakkını aramaya gitse, Anayasa Mahkemesi de iktidarın elinde. Atamaların yarıdan fazlasını Cumhurbaşkanı yapıyor zaten. Derdini kime anlatacak köylü? AHİM 'e gidecek, Ahim kararını uygulamak da  hükümetin elinde. 
 
"Tazminatını veririm ama yine de bu kararı uygulamıyorum" der. 
 
Bu kadar uçuk mu durum derseniz,
 
Evet, bu kadar uçuk.
 
İsterse savaş çıkarabilir mi?
 
Savaş kararı alabilir mi? 
 
Tek başına alır. 
 
O hal ilan eder mi? 
 
Eder.
 
Yani diyeceğim o ki;  o yetkiler ile her şeyi yapabilir. 
 
"Canım sıkıldı ben bu Meclisi istemiyorum" der. 
 
Milletin iradesiyle seçilmiş Meclisi fesh eder mi? Eder. 
 
Bunun kime ne faydası olacak. Bizler bu yolun önünü keseceğiz
 
Birinci önceliğimiz ülkemizi kaosa götürecek bu sistemin önüne geçmektir. İYİ Parti Genel Başkanımız Meral Hanım, Cumhurbaşkanı seçildiğinde, o yetkileri kullanmayacak. 6-7 aylık bir sürede parlamenter sisteme güle oynaya yeniden geçeceğiz. Bu vesileyle bizler hep birlikte daha çok çalışacağız. Bu mesele oy meselesi değildir. Türkiye'nin içinde bulunduğu durum çok tehlikelidir. Çok çalışacağız. Sandıklara sahip çıkacağız. Önceden İyi Parti yoktu. Artık biz varız. İyi Parti var. Sandıklara sahip çıkıp, oylarımızı da çaldırmayacağız. Baskılara, tehditlere boyun eğmeyeceğiz. El birliği ile ülkemizi  ve milletimizi felakete giden yoldan kurtaracağız.
Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.