Akşener ve Milliyetçilik

Meral Akşener verdiği röportajda bu millet ve milliyetçilik anlayışını savunmuştur. Bu çizginin bizdeki temsilcilerinin bazılarını şu şekilde sıralayabiliriz: İsmail Gaspıralı, Ziya Gökalp, Atatürk, M

Çok okunan yazarlarımızdan Ömer Sağlam’ın “Meral Akşener ve Ernest Renan Milliyetçiliği…” [1] isimli yazısında belirttiğine göre, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in, 24 Şubat günü Sözcü gazetesinden Saygı Öztürk’e vermiş olduğu mülakatta açıkladığı “Renan’n milliyetçiliği” Türk medyasındaki “bilgisi olmadan fikri olan” aklıevveller tarafından acımadan eleştirilmiş.
 
Sağlam’ın yazdığına göre, “Meral Akşener, Atatürk Milliyetçisi veya Türk Milliyetçisi değil, Ernest Renan Milliyetçisi imiş! Bu Ernest Renan da ne ola acep? Milliyetçiliği olduğuna göre bir milletin adı olmalı Ernest Renan!” şeklinde ahmakça eleştiriler yapılmış…
 
Meral Akşener ne demiş? İşte Sözcü Gazetesinden ilgili bölüm:
 
“– AKP Genel Başkanı Erdoğan'ın kaba ve küfür seviyesinde bir milliyetçilik söylemi var. Ziya Gökalp, Mümtaz Turhan, Erol Güngör böyle bir dili hiç kullanmadı. Bizim anlayışımızda böyle bir dilin milliyetçiliği yok.
 
– Bizim milliyetçiliğimiz Ernest Renan'ın milliyetçiliğidir. Soyut milliyetçiliktir. MHP Genel Başkanı'nın ağzından da Erdoğan tarzı milliyetçilik tanımını hiç duymamışsınızdır. ‘Gün gelir değiştirir, dönerim' diyebilir. Ama dönüşümlerinin geldiği yer zikzaktan öteye gitmez.[2]
 
Bizim ahmaklar “Ernest Renan'ın milliyetçiliği” ile “Ernest Renan Milliyetçiliği” arasındaki farkı bile anlayamayacak durumdalar. Şaşıracak bir şey yok… O yüzden yıllardır “Atatürk’ün Milliyetçiliği” yerine “Atatürk Milliyetçiliği” derler…


 
Ünlü Fransız mütefekkiri Voltaire'in dediği gibi, düşünmesini bilen bir millet ergeç selamet yolunu bulur. O halde yüce Yaradan’ın da Kur’an’da emrettiği gibi düşünelim ve düşündürelim.  O halde “bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olanlara” kısa bir bilgi kırıntısı serpelim ki zavallılar düşünebilsin…
 
Türklerde milliyetçiliğin bundan iki bin yıl öncesine ait izleri bizzat Avrupalı bilginler tarafından tespit edilmiştir. Tanınmış Alman ilim adamı sinolog Fr. Hirth eski Çin yıllıklarında araştırmalar yaparken Asya Hun imparatorlarından Çi-çi'nin (ölümü, M. ö. 36) halka irat ettiği nutuktan parçaları inceleyince şu sonuca varmıştır: “Tarihte milliyetçiliği devlet siyasetinde temel yapan ilk devlet adamı Çi-çi'dir”.
 
Orhun kitabeleri (8. yüzyıl) Türk milliyetçiliğini tam kesinlikle ortaya koyan diğer bir vesika teşkil eder. Bu kitabelerde Gök - Türk hakanı, Türkleri dünyanın tek hâkim milleti olarak vasıflandırmakta, sevgi ve saygıyı övmekte, Türk yurdu mukaddes Ötüken toprağına hiç bir yabancının ayak basamayacağını bildirmektedir.
 
Türk tarihinde milliyetçilik hiç bir zaman başkalarının zararına islememiş, bu yönden politikaya alet edilmemiştir. Türk milliyetçiliği yine hiçbir zaman bir kan davası olmamış ve bizde, asla, bir Germen, Slav ırkçılığı gibi bir ırkçılık yapılmamıştır.
 
Milliyetçiliği belirleyen temel unsur olan “millet” kavramı “İmparatorluklar Çağı”nda yerini  “hanedan” ve ümmet”e bırakmıştır. Milliyetçilik ancak Fransız Devrimi’nin ardından siyasal bir gerçekliğe dönüşmüştür. Encyclopaedia Britannica, "Milliyetçilik modern bir harekettir" demektedir.
 
19 yüzyılda, Avrupa’da milliyetçiliği tanımlayan iki ekol vardır: Alman ve Fransız milliyetçilik anlayışları… Alman milliyetçileri milleti tanımlarken ırk ve soy birliğini esas alırken Fransızlar temelde kültür ve birarada yaşama arzusunu ele alırlar.
 
Bu fikir cereyanları Osmanlı Devleti’ne de girmiş, kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nde vücut bulmuştur. Türkiye Cumhuriyeti, Atatürk tarafından “Türk Milliyetçiliği” esas alınarak kurulmuştur.
 
Ünlü sosyoloğumuz, merhum Fahreddin Ziya Fındıkoğlu, Atatürk’ün “Fikirlerimin Babası” dediği Ziya Gökalp’in milliyetçilik düşüncesinin Alman Durkheim’dan daha ziyade Fransız Ernest Renan’ın Fransız milliyeti hakkındaki fikirlerinden mülhem olduğunu belirtir.
 
Ernest Renan (1823-1892) millet kavramını şöyle açıklar: “Bir millet bir ruhtur, mânevi bir varlıktır. Bu ruhu, bu mânevi varlığı, hakikatte bir olan iki şey teşkil eder. Biri mazide, öteki haldedir. Biri, müşterek olarak zengin bir hâtıralar mirasına konmadır. Öteki, bugünkü birlikte yaşama rızası, tüm olarak elde edilen mirası değerlendirmeye devam etme iradesidir…”
 
Bu sübjektif millet anlayışı ilk defa Ernest Renan tarafından 1882 yılında yayınlanan “Qu’est-ce qu’une nation (Millet Nedir)” (s.114) isimli eserinde ortaya atılmış ve savunulmuştur.
 
Milleti oluşturan insanları birbirine bağlayan bu sübjektif bağlar arasında, mazi, hatıra, amaç, ideal, istikbal, ülkü birliği gibi hususlar yer almaktadır. Geçmişte yaşanılan ortak acılar veya birlikte kazanılan başarılar, ortak amaca varmak için mücadeleler, ortak tehlikelere karşı birlikte karşı koyma isteği gibi faktörler insanları birbirine bağlar ve milleti oluşturur.
 
O halde Renan’a göre, milleti, ortak bir maziye sahip olan ve gelecekte de birlikte yaşama arzusuna sahip olan insanlar topluluğudur, diye tanımlayabiliriz.
 
İşte Meral Akşener verdiği röportajda bu millet ve milliyetçilik anlayışını savunmuştur. Bu çizginin bizdeki temsilcilerinin bazılarını şu şekilde sıralayabiliriz: İsmail Gaspıralı, Ziya Gökalp, Atatürk, Mümtaz Turhan, Alparslan Türkeş, Erol Güngör
 
Şimdi söyleyin bakalım siz bu çizginin dışında mısınız?..
 

[2] “Beyefendi babasının evi gibi ülke yönetiyor”, (Röportaj: Saygı Öztürk), Sözcü Gazetesi, 24 Şubat 2018
Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.
Ömer Faruk Türe7 ay önce
gerçek ,olması gerekeni açıklamışsınız .ssğolasınız