Liderlik ve Meral Akşener

İYİ Parti bu milletin son ümididir. Bu ümidi karartmaya kimsenin hakkı yoktur!

Fransız siyasetbilimci Maurice Duverger, “Her çağda insanlar, sosyal gruplar içinde iktidarın yapısı ve el değiştirmesi hakkında belli bir ideal yaratmışlardır; bu ortak ideale uyan liderlere itaat etmek, diğerlerine ise etmemek, onlara doğal gelir. Bu hâkim inanç, kelimenin sosyolojik anlamında, bir liderin meşruluğunu tayin eder.” der.
 
Liderleri zaman, toplum ve şartlar doğurur. Bir kimse kendi isteğiyle lider olamaz. Zaman, toplum ve şartlar uygun, kendisinde ise liderde aranan özellikler(karizma) mevcut ise bu isteği ancak gerçekleşebilir. Lider; elindeki gücü kullanabilme kapasitesine bağlı olarak, çevresini etkileyen kişidir. Gerektiğinde aldığı zor kararların ve sonuçlarının ardında durmasını bilir. Lider, çevresine danışır ancak son kararı tüm sorumluluğu alarak hep kendisi verir.
 
Türk Milliyetçiliğinin kilometre taşlarından Dündar Taşer, Adana’da yapılan CKMP kongresinden önce yanına gelen bir gruba:
 
Neden Alparslan Türkeş? Sen çok daha bilgilisin. Çok daha güzel konuşuyorsun. Çok daha etkileyicisin. Niçin hareketin başına sen geçmiyorsun?” diye sorduklarında:
 
Dedikleriniz doğru değil, ama doğru olduğunu bile kabul etsek, olmaz” cevabını vermiştir.
 
Taşer, “Çünkü, bir duvarın yıkılması gerekiyorsa, ben balyoz ararım. Bulamazsam, bir iki tekme atar, gövdem ile yoklarım. Olmazsa vazgeçerim. Ama, Türkeş farklı. O sonuna kadar mücadele eder. Vücuduyla yüklenir, kafasıyla vurur. Düşer bayılır, sonra tekrar devam eder. Türkeş, o duvarı yıkar.”
 
İşte lider odur.” der.
 
Yöneticilik ile liderlik arasındaki farkları görmek gerekir. Başkalarını sevk ve idare için makam ve yetkilerini kullanmak, liderlik yapıyor olmak anlamına gelmez. Liderler kendilerine inan insanları daha sistematik ve doğru yönetebilmek adına çok yetenekli, bilgili, yetişmiş yöneticiler ve yardımcılar tayin edebilir, ancak bunlar hiçbir zaman lider değildirler, öyle de kabul edilmezler.
 
Hâkimiyetin tek elde toplanması ve paylaşılmaması Türk Milletinin yapısına ve tarihine de uygundur. Türk hakanları Türk Cihan Hâkimiyeti ülküsü adına dünyayı iki hükümdara dar görmüşlerdir. Fatih Sultan Mehmet, devletin ve hükümranlığın bekâsı için “kardeş katli”ni yasalaştırmıştır.


 
Bu açıklamalar ışığında Türk Milletinin ümidi haline gelmiş İYİ Parti ve ABD'li yayın kuruluşu Politico tarafından belirlenen 2018’de dünyayı şekillendirecek 28 insandan birisi olarak seçilen İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’i değerlendirirsek şu analizi yapabiliriz:
 
Meral Akşener’i liderliğe 15 yıldır tek parti iktidarından bunalan Türk halkı itmiştir. Akşener, belli çevrelerin değil halkın lideridir. Yapılan anketlerde, partisine ve kendisine uygulanan bütün kısıtlamalara rağmen, büyük bir teveccühe mazhar olmaktadır.
 
Akşener, liderliğin hemen hemen bütün özelliklerine sahiptir. Halk kendisini, “kendilerinden birisi” olarak görmektedir. Tayyip Erdoğan da aynı duygularla uzun süre iktidarda kalabilmiştir. AKP iktidarının yaşadığı metal yorgunluğu ve güç zehirlenmesi alternatif olarak Meral Akşener’i çıkarmıştır. Akşener, Türk seçmeni tarafından muhalefeti devirebilecek tek lider olarak görülmektedir.
 
Bütün bunlara rağmen İYİ Parti ve Akşener’in liderliğinde, resmiyette olmasa bile fiiliyatta bazı problemler yaşanmaktadır. Bu problem tabanda ve taban teşkilatlarında belirgin şekilde görülen “üç başlılık”tır.
 
İYİ Parti’nin temel kurucuları olan üç siyasi önder(Meral Akşener, Ümit Özdağ, Koray Aydın) kuruluştan önce uzun süre MHP Genel Başkan adaylığı süreci yaşadıkları için her üçünün de kamuoyunda teşkilatlanmış taraftarları oluşmuştur. Partileşme sürecinde bu gruplar partinin enerjik teşkilat tabanını oluşturmuşlar, ancak homojen bir yapıya dönüşememişlerdir. Eski liderlerinin adıyla anılan bu grupların İYİ Parti teşkilatlanmasında ve Genel Merkezi ile ilişkilerinde bu hizipçi anlayış belirgin olarak görünmektedir ve medyaya da yansımıştır.
 
Üçler Kurulu” adıyla da bilinen “triumvira” Roma’da M.Ö. 60 yıllarında Caesar, Pompeius ve Crassus’un birleşerek kurdukları bir yönetim biçimidir. Bu yönetim kısa sürede zafiyet göstermiş konsül olan Caesar diğerlerini alt ederek tek başına devletin hâkimi olmuştur. Osmanlı’da İttihat Terakki’nin üçlüsü(Enver, Talat, Cemal)nün yönetimi de buna benzetilir.
 
Türk Demokrasi Tarihi’nde pek çok siyasi parti bir ekip tarafından kurulmuş, ancak nihayetinde liderlik tek kişinin elinde kalmıştır. Şu anda AKP’nin dört ana kurucu kanaat önderinden geriye sadece Tayyip Erdoğan kalmıştır. Birleşerek Devlet Bahçeli’yi Genel Başkan seçtiren diğer genel başkan adaylarından hiç kimse de şu anda MHP yönetiminde yoktur.
 
İYİ Parti’nin homojen bir taban ve teşkilat oluşturabilmesi için çok kısa sürede bu “Üçlü Yapı”dan çıkması gerekmektedir. Ümit Özdağ ve Koray Aydın kişisel olarak Meral Akşener’İn liderliğini kabul etmiş görünmekte ve bütün iddialarından vaz geçmiş görünseler de tabanda durum aynı değildir. Akşener, Özdağ ve Aydın’ın tabanı homojenleştirmek için müşterek bir çalışma yapmaları ve tabandaki eski yapılanmalarını dağıtmaları gerekmektedir. Eski yapılanmaların yansıdığı teşkilat yapılanmalarına da kısa sürede neşter vurulmalıdır. Geçen yazımda dediğim gibi;
 
İYİ Parti bu milletin son ümididir. Bu ümidi karartmaya kimsenin hakkı yoktur!
Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.