Neden İYİ Parti?

İYİ Parti Türkiye’nin son şansıdır. Koltuklarınızı eskitmek yerine ayakkabılarınızı eskitmeye var mısınız?

Nitelikçe beğenilecek düzeyde olan, uygun ve istenilen nitelikleri taşıyan her türlü kavrama iyi denir. İYİ Parti de Türkiye’nin geleceğini yönetmeye talip genç bir parti. 25 Ekim 2017’de kuruldu. Kuruluşunun üzerinden henüz 6 ay bile geçmemesine rağmen hemen hemen Türkiye’nin bütün il ve ilçelerinde teşkilatlandı. 1 Nisan’da da seçimli Olağan Genel Kongresi’ni yapmayı planlıyor.
 
Kısa bir sürede Türkiye’nin kaderini belirleyecek bir siyasi parti olan İYİ Parti şu ilkelerle kuruldu:
 
  • Türk milletine güveni esas almak.
  • Açık, dürüst ve hesap verebilir olmak.
  • Çoğulcu, katılımcı, kapsayıcı pozitif siyaset yapmak.
  • Somut hedeflere sahip olmak ve odaklanmak.
  • Çözüm üretmek ve çalışkan olmak.
  • Eleştiriye açık ve özgür düşünceli olmak.
  • Siyaseti değerler üzerinden üretmek ve yapmak.
  • Milliyetçiliği kültürel ve ekonomik alanlara taşımak.
  • Farklılıklara saygılı olmak.
  • Milli menfaatlerimizi her alanda ön planda tutmak.
 

Türkiye’de ayrıştırılan toplumun ihtiyaç duyduğu “Millî Merkez”i temsil etmek için kurulmuş olan İYİ Parti’nin kuruluş amaçları ise şu şekilde:
 
  • Cumhuriyetin kuruluş felsefesini, değerlerini ve üniter yapıyı korumak.
  • Çağdaş medeniyeti yakalamak. Sevgi ve saygı dilini hâkim kılmak.
  • Parlamenter sisteme geri dönüşü sağlayıp, yaşatmak.
  • Denge ve kontrol ilkesi üzerine kurulu kuvvetler ayrılığını kurmak.
  • Fırsat eşitliği sağlamak. Mülkiyet hakkını korumak.
  • İnançlara saygı ve ifade özgürlüğünü sağlamak.
  • Bağımsız, tarafsız ve adil yargıya kavuşmak.
  • Yolsuzlukla tam ve etkin mücadele etmek.
 
İYİ Parti açıklanan ilke ve kuruluş amaçları doğrultusunda hedeflerini şöyle açıkladı:
 
  • Türkiye'nin dünyanın ilk 10 ekonomisi içine sokmak
  • Milli geliri ilk 5 yıl sonunda 14 bin 500 dolar yapmak
  • Eğitim yaş ortalamasında 11 yıla ulaşmak.
  • 40 yaş altında kadınlarda okuryazarlık oranını 5 yıl içinde yüzde 100 yapmak.
  • Küresel refah endeksinde ilk 5 yıl sonunda 40 ülke arasında yer almak
  • İlk bir yıl içinde yeni anayasa ile parlamenter sisteme dönmek
  • İlk bir yıl içinde demokratik bir siyasi partiler kanunu yapmak.
  • Yılda 150 bin hektar ağaçlandırma ve erozyon kontrolü yapmak.
  • PISA sıralamasında ilk 20 ülke arasında yer almak.
  • İlk 5 yıl sonunda işsizlik oranını yüzde 8 altına düşürmek.
  • Basın özgürlüğünde Avrupa Birliği standartlarını hemen uygulamak.
  • Türkiye Cumhuriyeti pasaportunu hak ettiği itibara kavuşturmak.
 
Demokrasiye 3. defa geçiş olarak 1984 yılını baz alırsak “35 yıllık” siyasal alışkanlıkları olan "Türk seçmeninin İYİ Parti’yi tercih etmesi için gerkeli şartlar var mıdır?", "Seçmen neden İYİ Parti desin?", dediğimiz zaman Türkiye’nin şu gerçekleri ile karşı karşıya kalıyoruz:
 
İç Siyasette:
 
  • Hükümet küçük ortağının desteğiyle Türkiye’yi dünyada benzeri olmayan, demokrasinin temel kurallarına uymayan, adı dahi net belirlenememiş bir yönetim biçimine sürükledi;
  • 15 Temmuz Darbe Girişiminden sonra belli bir süre yürütülmesi makul olan OHAL sistemi terk edilmeyerek, mutlakıyetlerde bile görülmeyen keyfi bir idare sistemine geçildi;
  • KHK’larla devlet sistematiği değiştirilerek, yasama-yürütme-yargı tek bir elin kontrolüne verildi:
  • KHK’larla yönetim biçimi yüzünden TBMM işlevsiz kaldı;
  • Adalet tamamen güdümlüleşerek, toplumsal vicdanı tatminden uzaklaştı.
 
Dış Siyasette:
 
  • Hükümet izlediği “Değerli Yalnızlık” politikası ile dünya üzerinde yalnızlığa mahkûm oldu;
  • Türkiye’yi destekleyen hiçbir komşumuz kalmadı;
  • Ortadoğu’nun yerel politikalarına burnumuzu soktuğumuz için içinden çıkılması zor bir bataklığa daldık;
  • ABD-Rusya-AB-İslam Ülkeleri ekseninde yürüttüğümüz politikaların hepsinde çamura saplandık, tek dostumuz kalmadı;
  • Kendi kendine yetemeyen, dünyada pek çok insanın adlarını dahi bilmediği Afrika ülkelerine yardım ve yatırım yaparak, kendimizi dış politikada başarılı sandık.
 
Ekonomide:
 
  • Ekonomiyi “yatırım” yerine, sıcak para, dış kaynağa bağımlılık ve yüksek cari açık ile yürütmeye çalıştığımız için dünyanın en kırılgan ekonomisine sahibiz;
  • Dış siyasal gelişmeler ile dışarıdan sıcak para arzı düşünce iç piyasa büyük bir para krizi yaşamaya devam ediyor. Her gün şirketler kapanıyor, çekler, senetler karşılıksız çıkıyor;
  • Banka kredilerinde hızlanan kredi geri dönüş aksamaları Türkiye’yi finansal bir krize doğru sürüklüyor;
  • Hükümet tüketim ve dış borç çılgınlığı ile Türk ekonomisini çökme eşiğine getirmiş durumdadır;
  • İthalata dayalı ekonomik sistem, destek verilmeyen Türk tarımını yok olmaya doğru götürüyor;
  • ABD talimatı olduğu açıkça belli olan “Şeker Fabrikalarının Özelleştirilmesi”, eğer gerçekleşirse Türk tarım ve hayvancılığına vurulacak son darbe olacaktır.
  • Türkiye Ekonomisi’nin çıkmazları apayrı bir yazı konusudur ama şunu da söyleyebiliriz: Yatırım yerine “Rant Ekonomisi” tercih edildiği için ülkenin gerçek işsizlik rakamları toplumsal bir kaosa neden olacak biçimde arttı.
 
Toplumsal Hayat:
 
  • Hükümetin gerginliklerle oy devşirmeye yarayan, "böl ve yönet" politikaları sonucunda toplumdüşman kamplara ayrılma sürecinde hızla ilerliyor;
  • Birbirini mıknatısı ters kutupları gibi ötekileştiren toplumda karşılıklı tahammülsüzlük ve gerilim artıyor;
  • Türk toplumu yaşama biçimleri,siyasal tercihleri ve inanışları esas alınarak kategorize ediliyor:
  • Çocuk hakları, kadın hakları, hayvan haklarına kadar vicdanı sızlatan temel değerleri sızlatan ihlaller son 15 yılda toplumsal değerlerin ne kadar aşındığını gösteriyor;
  • Kamplara ayrılan toplum bir iç savaşın sinyallerini veriyor.
 
Türkiye büyük bir politik, ekonomik, dış politik ve sosyal kaosa sürüklenirken, bu durumdan kurtulmanın tek çaresi olarak Türkiye’de bir hükümet ve cumhurbaşkanı değişikliği görülüyor. Türk Demokrasi Tarihi incelendiği zaman bu değişikliği yapabilecek tek siyasi parti Türk Milletinin “Milli Merkez”ini temsil eden “İYİ Parti”dir. “İyilik Hareketi”nin cesur temsilcileri bu gerçekleri kapı kapı Türk insanına anlattığı zaman Türk insanı tarihî ferasetiyle gerçeği görecek ve “Türkiye İYİ olacak”tır.
 
İYİ Parti Türkiye’nin son şansıdır. Koltuklarınızı eskitmek yerine ayakkabılarınızı eskitmeye var mısınız?
Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.
Mehmet Nihat Demirbilek5 ay önce
yıllardır ülkücü hareketin içerisindeyim. bugüne kadar gelişmeleri hep izledim. taraf olmadım. yazınızı okudum. tamamen katılıyorum. ben de iyiyim artık.
Haluk Gökçe5 ay önce
ellerine sağlık sevgili komutanım
Mehmet Acar5 ay önce
teşekkür ederim çok sağolun hocam.
E. P. Yb. Ahmet Koçak5 ay önce
eline diline kalemine sağlık teşekkürler canım kardeşim.
Mustafa Kuşcu-YörükHoca5 ay önce
Elinize sağlık Feridun Başkanım. eskiyen ayakkabılar yerine yenisi alınır, mesele eskimeyen beyinler yetiştirmekte. saygılarımla...
Nuray AÇIKGÖZ 5 ay önce
tebrik ediyorum, kaleminize ve yüreğinize sağlık