19 Mayıs… Sekiz Genç, “Gelecek Biziz” Dediler!

Sonuç olarak; sekiz Siyasi parti başkanının yan yana geldiği o fotoğrafı “toplum barışına” hizmet edeceğine inandığım için önemsiyorum. Peki, yarınımız olacak gençler, bu resmin neresindeydiler?

Hazırlıkları günlerce süren 19 Mayıs, tıpkı diğer bayramlarımız gibi, gerçek sahipleri tarafından değil, büyükler(!) tarafından bir gün içinde kutlandı ve bitti. Konuşan da, bayramlaşan da, resimlere poz veren de, öne çıkan da yine büyükler oldu.
 
Ne umutların ne de beklentilerin içinde gençler vardı.
 
Güne, gençlerin ne heyecanı ne de sorunları yansıtıldı…
 
Gençler adına tekrar tekrar dile getirilen tek şey, tarihin ve geleceğin onlara yüklediği sorumluluklardı!
 
Meydanlarda siyaset vardı ama gençler yoktu.  
 
Gün içinde, “gençliğin eğitimi ve aydınlanması, ülkemizin geleceği için çok önemlidir.” cümlesinin içini dahi dolduramadık. Gençler konuşturulmadı. Bir şeyler anlatmaya, sorunlarını dile getirmeye çalışanların sesi ise, büyüklerin kalabalığında kayboldu gitti.
 
O vakit gençlere ses olayım;
 
Gençlerimiz kendi ülkelerin(d)e yabancı, çarpık düzenin kuşatması altındalar.
 
Geleceğimiz gözüyle baktığımız gençlerimiz hızla başka ülkelere göçüyorlar. Ya da edindikleri mesleğin dışında çalışmaya mecbur bırakılıyorlar.


 
Üniversiteler siyasallaşmış. Atamalar parti çatısında kararlaştırılıyor. Birçok hoca, herhangi bir yerin memuru gibi çalışıyor. Böyle olunca da gençlerimiz, hocalarından sağlıklı bir biçimde faydalanamıyor…
 
Eğitimde yaşanan “ticarileşme ve özelleştirme gibi” yanlış politikalar nedeniyle milyonlarca çocuk ve gencimiz hızla eğitim sisteminin dışına doğru itiliyor.
 
Bilgilenme eğitimden ayrı ele alınırken, nitelikli eğitimden uzak, sosyal, kültürel, sanatsal etkinliklerden yoksun, hedefsiz yani diplomalı vasıfsızlar ve de İŞSİZLER ordusu gittikçe çoğalıyor.

Popüler kültür gençliğin yaşamını hiç etmiş. Bu gençler, benmerkezci, sadece içinde yaşadığı anı önemseyen bireyler haline gelmiş. Koltuklarının ve geleceklerinin derdine düşmüş büyüklerinin aksine gelecekten de bir beklentileri kalmamış.
 
Genel sorunlarımız içinde en önemlisi gençliğimiz.
 
Bırakın siyaseti, gençlik alanında çalışma yapan ve gençlere yönelik projeler tasarlayan Sivil Toplum Kuruluşları sayısı son derece az.
 
Dünü ve bugünü yorumlayacak ne bir zihniyet hareketi gerçekleştirebilmişiz ne de gençlere rehber olacak güven ve bilgi kaynağı olabilmişiz.
 
Atatürk gençliğin önemini her fırsatta anlatmaya çalışmış, çocuklarımıza verdiğimiz emek nispetinde beka sorunu yaşamayacağımızın altını çizmiştir.
 
Türkiye’nin kalkınma sorununu çözecek olan da, ekonomik ve kültürel geleceğini sağlayacak olan da, sağlıklı bir gençlik…
 
Ne yazık ki bugünse hala yönünü bulamamış olan Milli eğitimi konuşuyoruz…
Aklın yolundan değil de, nakilciliğin yolunda ilerleyen, sorgulamayan, yarının matematiğini dahi yapamayan eğitim sistemiyle mi umut veren bireyler yetiştireceğiz?

Atatürk gençlere güvendi ve onları yarınımız olarak gördü. Bayram onlarındı. Lakin kürsülerde yine siyaset büyükleri vardı… Beklentilerini ve hayallerini istedikleri gibi ortaya getiren sekiz genç(!)…Muhtemelen “ülkemizin geleceği de, tek çaresi de biziz!” mesajını vermek istediler…
 
Gençler ne istiyor, ne bekliyor, hangi sorunlarla baş etmeye çalışıyor? Bayramlarının bayram olması için hangi davanın sahibi olunması gerekir?” mealinde tek bir cümle duydunuz mu o resimden?
 
Sonuç olarak; sekiz Siyasi parti başkanının yan yana geldiği o fotoğrafı “toplum barışına” hizmet edeceğine inandığım için önemsiyorum.
 
“Beka sorunumuz var mı?” Evet var.
 
Peki, yarınımız olacak gençler, bu resmin neresindeydiler?
Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.