Anadolu’da Neler Yaşanıyor?

İki arada bir derede kalan köylüler, artık her alanda tüketici… İş toprağı satmaya kadar varmış.

Zaman zaman küçük seyahatler yapmayı severim. Bu seyahatlerde özellikle köylere gider, oradaki insanların yaşamını, mücadelesini ve ülke sorunlarına nasıl baktığını öğrenmeye çalışırım.
 
Son seyahatim Erzurum ve Artvin illeri ve yöresine oldu. Hemen söylemek isterim, yol boyunca uğradığım köylerde insanların gündeminde seçimlerden daha fazla ekonomi vardı.
 
Göç ve yanlış politikalarla bitmeye yüz tutan tarım ve hayvancılık Anadolu’nun bağrında büyük bir yara... Konuşurken siyaseti suçlayan da var, suçu kendilerinde bulan da var.
 
Köylü bir vatandaşın tespiti çok önemli“Köylerde neredeyse her evde maaşlı biri var. Devletin bağladığı maaşın yanında sosyal yardımlar var.  Köylü vatandaş emeğinin karşılığını alamayıp, toprak ve hayvancılıktan bir gelecek görmeyince bu yardımlarla geçinmeyi kabul etti. Kendine yetecek kadar ekip biçiyor, daha fazlası için de çalışmıyor. Zaten çalışacak genç nüfus da kentlere göç etti, oralarda tutunmaya çalışıyor.diyordu.
 
Gençler gidince üretimle birlikte, birçok kültür ve gelenek de kaybolmuş.
 
Yöreye özgün yemekler bile artık yapılamıyor. Hangi köye gitseniz, sofralar aynı… Mutfaklar aynılaşmış.
 
Küçücük köylerde kocaman marketler; bu marketlerde denetimsiz, sözde markalı ama sağlığa son derece zararlı ürünler satılıyor… İnsanlar doğal hayattan kopmuş, suni hayata geçiş yapmış durumda.


 
 Erzurum peynir çarşısında sohbet ettiğim bir esnaf, “artık köylerden peynir gelmiyor. Sütünü satan köylüler gelip şehirden, yoğurt ve peynir alıyor.” İnanılır gibi değil…
 
Bir karış toprağı bile değerlendiren, ekip biçen köylüler şimdi, toprağına basıp geçiyor. Köy kahveleri bile bomboş… Köylerin sosyal alanları olan okul bahçeleri, taşımalı eğitimle bitince,  köy kahveleri de bitmiş. Üç lira yol parası veren, kent kahvesine inerek zaman öldürüyor.
 
Köyleri mahalle yaparak kentleştirdiklerini zannedenler, ülkeyi kocaman bir varoş haline getirmişler…
 
İki arada bir derede kalan köylüler, artık her alanda tüketici… İş toprağı satmaya kadar varmış.
 
Şehirlerde bozulan mahalle kültürü gibi köy birlikteliği ve gelenekleri de yok olmaya başlamış. Öyle anlı şanlı köy düğünleri, asker uğurlama törenleri falan kalmamış. Düğünler taşıma usulü ile kent salonlarında, betonların arasında yapılıyor… Her şey sıradanlaşmış ve aynılaşmış vaziyette.
 
Kent kimliğini bozan gökdelenler bugün köylerinde cellâdı… Hiçbir denetim olmadan verimli topraklar üzerine dikilen beton evler daha sonra yabancılara satılabiliyor. Bunun bir zenginlik ve kalkınma olduğunu zannedenler, bir toprağın kaç nesli bağrında besleyip büyüttüğünü unutmuş olmalılar.
 
Köylülerin pozitif yaşamı artık hareketsiz ve TOPRAKSIZ!..
 
Kentlerde insanlar yavaş yavaş kendilerine suni köyler inşa ederken, köylülerin toprağından vazgeçebiliyor olması, önemli bir beka meselesidir. Bugün insanları doğdukları yerden koparıp yalnızlık sarmalında bırakmak, ülke siyasetinin en büyük başarısızlığıdır. Köylüyü doğduğu yerde kalkındıramamış, hayat şartlarını iyileştirememiş olmanız, kentleri de kocaman bir varoş haline getirmiştir.
 
Sonuç olarak;
Ülkemizde hem tarım alanlarının hem de tarımla uğraşanların sayısının gittikçe azaldığı ve de tarımdan para kazanılamadığı ortada... Özellikle yanlış tarım ve ithal politikalarıyla dengesi bozulan tarım ve hayvancılık acilen ele alınmalı, üreticiye sahip çıkılmalıdır. Köylüye alternatif gelir getirici faaliyetler ve ürünler tespit edilerek uygulanması sağlanmalıdır. İnsanların eğitim, sağlık, haberleşme vb. gibi sosyal sorunları, yerinde çözülmelidir. 
 
Bugün gündemi seçim olan siyasetin, yarın ve sonraki günler meselesi mutlaka, üretemeyen, ürettiğini satamayan ve küçülen köyler, TOPRAKLARIMIZ olmalıdır.
Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.