Mutluluğun Adresini Şaşırmayın

Aynadan evvel “içimize” bakmalı… içimize bakacak da yüzümüz(!) olmalı.

İnsanlar mutsuzluktan, her türlü kirlilik ve şiddetten şikâyet ediyorlar da, bütün bunların kendilerinden kaynaklandığının farkında değiller.
 
Biz buna “insanın kendini bilememesi veya özünü keşfedememesi” hali diyoruz.
 
Bu konuda iki farklı insan modeli ile karşı karşıyayız. Birisi mutluluğun ne olduğunu hiç bilmediği için dillendiremiyor, diğeri ise mutluluğu yanlış adreslerde aradığı için hiç ulaşamıyor.
 
İlk olarak Mutluluk Nedir?
 
Bu sorunun cevabı,  an ve ortama göre değişir ama en geniş anlamda aldığım cevap;
 
İNSANIN KENDİNİ (vicdanını) HUZURLU HİSSETMESİDİR.


 
Mevlana Hazretleri der ki:
 
"Göz günah işlemişse, onu su ile yıkayamazsınız. Onun kirini giderecek olan ancak göz yaşıdır." Demek ki bütün mesele arınmaktır. Yani vicdanın temizliği, kendini bilmesi ve rahat olmasıdır. Çünkü, mutluluğun her adımında vicdan ve yürek vardır.
 
Mutluluk, ülkene ve insanlarına hissettiğin güzel duygular, verdiğin emektir… Mutluluk, çevrenle kurduğun güzel ilişkiler ve ardında bıraktığın güzel izler, biriktirdiğin güzel anılardır.
 
Peki, o zaman GÜZEL nedir?
 
Hz. Mevlânâ diyor ki: "Güzellik. ne canda, ne tendedir... Güzellik; güzel bakan "Göz" ile "İman" dolu Kalptedir..."
 
Son yıllarda güzellik deyince birçok insanın aklına FİZİKSEL olarak kusursuz hatlara sahip olmak geliyor değil mi?
 
Kabul bu olunca da, çizgiler botokslanıyor, burunlar küçültülüyor, saçlar ekiliyor… bütün yüzler aynı, insanlar aynileşiyor… Dışarı böyle de “içte ne var” derseniz? Hiç bir özgünlük yok. Duygu hareketlerimizi filmler, televizyonlar, gazeteler yönlendiriyor… Çekilen fotoğraflarımızda zaman donmuş, yüzlerde hep o bilindik ifade ve ölüm katılığı…
 
Bu da bizi bir ayna ve bir çift gözün baktığı yerde sığlaştırırken, mutluluğun asıl kaynağından yani gerçek güzellikten uzaklaştırıyor.
 
Son olarak içinde sevgi, şefkat, inanç, merhamet barındırmayan kalbin, bedenen güzelleşmesi size gerçek mutluluğu getirebilir mi?
 
Peygamber Efendimiz (asm) der ki; “Allah sizin dış görünüşünüze ve mallarınıza bakmaz. O sizin kalplerinize ve amelinize nazar eder.”
 
Önemli olan kolun, bacağın, kaşın, burnun değil, kalbin güzelleşmesidir.
 
Zaten Müslüman, bir "kalp davası" olan insan değil midir?
 
İnsanların güzelliğin ve huzurun “ ahlak ve de erdem” içinde, ancak yüreklerde şekillendiğini idrak etmeleri gerekir.
 
Diyeceğim o ki, aslolan insanın bakışı, güzellik anlayışı nihayetinde de mutluluk arayışıdır.
 
Fiziğinizi coğrafyanızı bilmem ama vicdanınız güzel değilse, baktığınız hiç bir yerde huzuru bulamazsınız.
 
Dolayısıyla aynadan evvel “içimize” bakmalı… içimize bakacak da yüzümüz(!) olmalı.
Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.