Siz Olsaydınız Nasıl Düşünürdünüz?

Mektubu okuyunca, “yönetilmiyor da, idare ediliyormuşuz gibi bir his oluştu mu içinizde?” Allah Ülkemizin yardımcısı olsun.

Kıymetli okurlarım bugün sizinle bir okurumun mektubunu paylaşacağım. İnsanların yanlışlar karşısında karnından konuştuğu bugünlerde, birileri konuşmakla kalmıyor, yazıyor.
 
Yazıyı ilginize sunuyor durumu biraz sorgulayın istiyorum…


 
Mektup şöyle; “Kamu veya kurum adına yürütülen ticari işletmelerin yani Kamu İktisadi Teşebbüs  (KİT)'lerin kendilerine özgü bir işleyişi vardır.  Denetimi, kimler tarafından çalıştırılacağı, bunların göreve başlamaları, görevden alınmaları hangi makam tarafından hangi şartlarda olacağı,  kar - zarar durumlarında karın ne yapılacağı, zararın nasıl karşılanacağı veya rücu ettirileceği vb. hususlar belirgindir.
 
Elbette bunların tamamı teknik bir konu olduğu kadar da hukuki bir konudur. Aynı zamanda bu işletmeler bir anlamda tüzel kişiliğe sahiptir ve mali denetimleri ya devletin bizzat kendisince (Sayıştay) veya ilgili kurumların müfettişleri tarafından yerine getirilir.
Özel işletme ise zaten bunu gerektirecek bir durum yoktur.  Kar da, zarar da kişinin kendisine aittir ama KİT'lerinde ise kar da zarar da kamuya aittir.
 
İmdi;  Ben olayı kantin örneğinden hareketle anlatmaya çalışayım.
 
Diyelim ki ben kantin yöneticisiyim ve reyonda satılacak olan malların fiyat listesini görevli kasiyere veriyor ve görünür bir yere de fiyatları yönetmelik gereği asıyorum.
 
İşte tam da bu yazım aşamasında 100 Tl'lik malı bir sıfır yazmayı unutarak 10 Tl olarak yazsam ve bu yazım 2-3 saat uygulamada kalsa ve bu aşamada satılan maldan 5.000 Tl kantinin zararı olsa sonuç ne olur derseniz? Ufak bir kantin veya işletme de olsa hemen muhakik veya müfettiş görevlendirilerek soruşturma başlatılır.
 
Yapılacak ilk şey, yönetimi görevden alarak konu ile ilgili belge ve bilgilerin kısaca suç delillerinin ortadan kaldırılmamasını temin etmek. Bir komisyon vasıtası ile sayım yapılması sağlanarak hata veya zararın tespitini belirlemek.
 
Satın alınan malların kimler tarafından alındığını ve bu alımda hüsniyet ilkesinin olup olmadığını tespit etmek.
 
Bu araştırmalar sonucunda kusurda kasıt unsuru olup olmadığı kanaati ışığında olayda kusuru görülenler hakkında "Görevi ihmal"den,  bu olaydan dolayı kayıp gelirden bilinçli çıkar sağlanılması halinde ihmale ek olarak bir de "Görevi Suistimal"den mahkemeye vermek ve zararında, sebep olanlardan rücu edilmesini tazmin etmek olur.
 
İmdi;  Küçük bir kantinde bunlar olur ve olacak iken bir anlamda milletin parasını işleten bir bankanın (HALK BANKASI) trilyonları "yanlış yazdık,  kısa süre askıda kaldı ve az işlem yapıldı" mantığı ile birilerine helal ya da hak olabiliyor ise bu binlerce yıllık devlet olma refleksimizin dumura uğradığı anlamına gelir ki, bu milletin kaderini yine milletin eline alma hakkını doğurur.
 
Olayın medyaya yansıdığı andan itibaren sorumlular bulunsun ve gereği yapılsının peşine düşmek yerine sorumlular açıklama yapsın derdine düştük. Buna istinaden de ilgili bankanın genel müdürü bunda bir şey yok dercesine açıklamasını gönderdi.
 
Devlet olma refleksi erozyona uğramamış yönetimlerde böyle bir olayın ardından ilgili banka müdürü açıklama değil ancak ve ancak savunma yapar.
O da mahkeme de olur.
 
Tabii o mahkeme de bağımsız olur.
 
O mahkemeye çıkabilmesi içinde savcılar Cumhuriyetin Savcısı olur.”
 
Mektubu okuyunca, “yönetilmiyor da, idare ediliyormuşuz gibi bir his oluştu mu içinizde?”
 
Allah Ülkemizin yardımcısı olsun.
Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.