Toplum Barışını Tehdit Eden, Kazanamaz!..

Özellikle siyaset kendi ikbalinin telaşına düştüğü anda, toplumu birleştiren bir adres olmaktan çıkıyor.

“Ey iman sahipleri! Hepiniz toptan barış içine girin.” Bakara Suresi 208. Ayet
 
Toplum barışı ve bütünlüğü hepimizin özlemi ama hayata geçirmek için yapılması gerekenleri bir türlü ortaya koyamıyoruz.
 
Özellikle siyaset kendi ikbalinin telaşına düştüğü anda, toplumu birleştiren bir adres olmaktan çıkıyor. Toplumu bir arada tutan bütün unsurlar, ortak kültür, gelenek ve görenekler, örf ve adetler ve de dini inançlar toplumu ayrıştırmak için düşüncesizce kullanılıyor. Bu da zaman zaman SİYASETİ, toplum barışına en büyük tehdit olarak görmemize neden oluyor.
 
Dolayısıyla en ufak farklılıkların bile öne çıkarıldığı, cepheler oluşturulduğu bir ortamda, toplumumuzu artık ne ideolojiler ne de ortak değerler birleştirmeye yetmiyor.
 
Toplum kendi hayrına bir hareket gördüğünde ancak, siyasetin etrafında kenetlenebiliyor.


 
Toplum dengesini bozan da, yeniden sözde onarmaya çalışan da siyaset;
Makam ve mevki için inanmadıklarını inanmış gibi gösterenler, yok saydıkları değerlere sahip çıkıyormuş gibi yapanlar…
 
İktidar ve kazanma hırsı yüzünden, ahlak ve hukuku yerle bir edenler, çıkarları doğrultusunda şekil alıp yer değiştirenler, toplumun ve siyasetin en güvenilmez insanları olmaya devam ediyor.
 
“Toplum siyasette samimiyet istiyor” derken anlatmaya çalıştığım, tam olarak bu.
 
Siyasi kimlikler hiç bu kadar itibar kaybetmemişti… Yok, hala bir şans istiyorsanız yapacağınız belli; ülke geleceği için erdemli bir duruşu ortaya koymanız gerekmektedir.
 
İster ortak idealler kazandırma, ister umut verme amacıyla olsun, gerçek sosyal birleşme ancak sevgi dili ve samimiyetle olacaktır.
 
İnsanları bir arada tutan bütün değerler değersizleştirilmişse yapılacak tek şey insanları, doğru siyaset yaptığınıza, ahlakın ve umudun adresi olduğunuza inandıracaksınız…
 
Tolstoy diyor ki: “ahlak kurallarını çiğnemeyin. Zira öcünü çabuk alır.’’ Siz siz olun doğru sözün ve doğru özün gücüne inanın.  
 
Demem o ki, Toplumu bir arada tuttuğunu varsaydığımız yapılar ve güçler kendilerini bir daha gözden geçirmeli.
 
Yoksa siyaset dâhil, toplum barışına hizmet etmeyenler, yalan yanlış hikâyelerle insanları kandırmaya devam edenler gün gelecek, ahlak ve vicdan yoksunu olarak anılacaklardır.
 
Sonuç olarak…  Kendi düşüncelerinizi hayata geçirme ortamını elde etmek, siyasetinize yeniden irtifa kazandırmak istiyorsanız hangi amaçla olursa olsun, milli birlik ve beraberliğimizi sarsacak, insanları umutsuzluğa sevk edecek,  ahlak ve adaleti zedeleyecek söz ve eylemlerden kaçınmanız gerekmektedir... İnanın halk her türlü mağduriyete razı gelir de, hakarete, adaletsizliğe ve ayrıştırmanıza razı gelmez.
 
Kılavuz mu istiyorsunuz? Atatürk’ün yol haritasını izleyiniz,  hem ülkemiz hem de siz kazanırsınız.
 
Topluma vereceğiniz mesajlar, onları umutlandıran, harekete geçiren, barıştıran, önere eden olmalıdır.  Ata der ki, “Bizim başka milletlerden hiç bir eksiğimiz yok. Cesuruz, zekiyiz, çalışkanız, Yüksek amaçlar uğrunda ölmesini biliriz.” ve “Bir ulus, bir toplum yalnız bir kişinin çabası ile adımcık bile atamaz.”
Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.