‎6 Sanık 3 Boş Sandalye!.. ‎


Değerli okuyucularım,
Bugün değişik ve ilginç bir haber ilişti gözüme. Bir Asliye Ceza Mahkemesindeki hâkimin verdiği ara kararıyla ilgiliydi...
Belki bu haberi ilk kez duyanlarınız da bu olayı garipseyecektir.
Elbette mahkemedir, bir karar verecektir. Ve verdiği karara hukuk çerçevesinde saygılıyızdır.
Ülke olarak en çok birlik ve beraberliğe ihtiyaç duyduğumuz şu sırada bu ve benzeri olaylar düşüncelerimizde burukluk yaratıyor. Sanki tüm çabalarımıza rağmen birlik ve beraberliği yakalamakta zorlanıyoruz algısına kapılıyoruz. Oysa şu sırada diğer zaman aralıklarından daha çok birlik ve beraberlikten yanayız!
***
Anlaşıldığı kadarınca bir ceza yargılaması sırasında hâkim ve sanık avukatı arasında görüş ayrılığı ortaya çıkmış. Sanık avukatı/müdafii müvekkilinin ifadesi alındığı için ayakta kalmamasını, duruşma boyunca sanığın ayakta kalmasının "sanığa kötü muamele yasağına" aykırı olacağından oturtulmasını talep etmiş. Ve kendi görüşüne göre sanıklar için mahkeme salonunda yeterli miktarda boş sandalye olduğunu belirtmiş.
Bu talep sonrası hâkimin gözlemine göre 3 sanık sandalyesi dışında, boş olduğu söylenen sandalyelerden:
Birinin kâtip sandalyesi yanındaki sandalye olduğu.
Diğer sandalyelerin de müşteki kısmında olduğu.
Ve boş sandalyenin bir tanesinde duruşmanın başlangıcında salonda bulunan sanık müdafiinin oturduğu tespit edilmiş ve bu tespitlerin tamamı duruşma tutanağına geçmiş.
***
Verilen ara kararında:
Duruşma salonunda 6 sanığın bulunması.
Boş sandalye sayısının 3 olması.
İfadesi alınan sanık dışında 5 sanığın bulunması.
Fiziki koşullar nedeniyle ancak 3 sanığın sandalyelerde oturtulabileceği.
Bu durumun da sanıklar arasında farklılık meydana getireceği.
Bunun da duruşma düzenine aykırı olduğu gerekçeleri belirtilerek:
Tüm sanıkların aynı konumda ayakta duruşmayı sürdürmelerinin daha uygun olacağı kararı verilerek avukatın talebi reddedilmiştir.
***
Bakınız koca bir stadyumdan ya da upuzun bir alandan söz edilmiyor!
Tartışılan ve üzerinde anlaşılamayan konu bir duruşma salonu içinde bulunan herkesin rahatlıkla görebileceği sandalyeler. Olayın Asliye Ceza Mahkemesinde geçtiği dikkate alındığında duruşma salonunun büyüklüğü daha iyi anlaşılacaktır.
Sonuç olarak duruşma salonu:
Hâkim için de avukat için de aynı duruşma salonu.
Zaman olarak aynı zaman birimi içinde bulunuyorlar.
Öyleyse duruşma salonunda hâkime göre yeterli sandalyenin bulunmadığı, avukata göre sanık sayısına yetecek kadar sandalyenin bulunduğu gibi iki farklı ve birbirine karşıt iki görüşü nasıl açıklayabiliriz?
Üstelik konumu itibariyle duruşma salonuna daha yukarıdan bakan ve daha net görme imkânına sahip olan hâkimin tespitinde hata yaptığı söylenebilir mi?
***
Madem:
Kâtip sandalyesinin yanında boş sandalye var.
Müşteki kısmında da boş sandalyeler var.
İse…
Bu sandalyeler hâkimin talimatı üzerine sanıkların bulunduğu yere taşınamaz mıydı? En çok yarım dakika, demediniz bir dakika sürerdi bu sandalyeleri taşımak. Oysa durumun tutanağa geçirilmesi anladığımız kadarınca en az 10 dakika sürmüş, mahkemenin zaman kaybına neden olmuştur.
Hiçbir çözüm bulunamıyorsa, sanıkların nöbetleşe oturmalarının sağlanması da ayrı bir yol değil miydi?
Yahut…
Dava dosyasından sanık sayısının altı kişi olduğu mahkeme görevlilerince bilinmektedir. Öyleyse neden duruşma öncesi önlem alınarak eksik sandalyeler tamamlatılmamıştır?
***
Yargı reformu için önemli girişimler var.
TBMM'de sırada bekleyen Yargı Paketi var.
Güvenirliğinde rahatsızlık verecek boyutta aşınan bir adalet sistemi var.
Ve söylenecek daha çok söz var!
Ama ülkemizin içinde bulunduğu durumu dikkate alarak susuyoruz...
***
Birlik beraberlikten yana olan gönüllerin çözüm bulmakta da zorlanmayacağına inanıyoruz.
Çözümsüzlük sıkıntı, bunalım ve rahatsızlık getirir.
Çözüm ise huzur ve mutluluk…
Nerede ve hangi konumda olursa olsun bu kural değişmeyecektir… 
Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.