Atatürk'ün Çanakkale'deki Hakkını İnkâr. ‎


Çok uğraşıyorlar ama henüz başarmış değiller!
"Yunan Savaşı diye bir şey olmamıştır!" diyenler Çanakkale'ye dil uzatamıyorlar.
Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin içinde ya da dışında halkımızın parasıyla beslenen kimileri Atatürk düşmanlığı yaparken onu Çanakkale tarihinden silmek istiyorlar.
Yahut kaldırıp bir kenara atmak...
***
Mustafa Kemal'in Çanakkale'deki destansı başarılarına sinir oluyorlar.
Kıskançlıklarından çatır çatır çatlayacaklar neredeyse.
Ve ellerinden gelse.
Ta 1915 yılına dönüp:
Elbirliğiyle Mustafa Kemal'in Çanakkale'ye kazınmış adını silecekler tarihten...
Hiç utanç duymadan, sıkılmadan arsızca.



***
O Çanakkale ki orada şehitler şehitlerle sarmaş dolaştır.
Gönülden bir özlemle yuvalarından koparcasına gelen kınalı kuzuları vardır.
Hepsi de sıra sıra serilirken toprağa. Doymamışlardır vatana...
O Çanakkale ki şehit kanlarıyla sulanmıştır her karışı: Dağları, tepeleri, yeşillikleri, sahile bakan yamaçları...
Mehmet Akif Ersoy boşuna dememiş: "Şüheda fışkıracak, toprağı sıksan, şüheda!"
***
"Mustafa Kemal Çanakkale'de var mıydı yok muydu?" diye tartışan gafiller de bilirler ki:
Çanakkale'nin Conkbayırı'nda:
-Cephanemiz tükendi, diyerek geri çekilen birliğe:
-Cephaneniz yoksa süngünüz var! Süngü tak, yere yat!..
Komutu veren ve askerlerimizin yere yatmasını sağlayan; taarruz eden düşman askerlerini de taarruzu bırakıp yere yatmaya zorlayan bir Mustafa Kemal vardır. Ve benzeri görülmemiş bir süngü savaşı başlamıştır. Şehit kanına doymayan Conkbayırı'nı düşmanın elinden söküp alıncaya kadar devam eder süngü savaşı...
Bunlar unutulmamıştır. Nasıl unutulsun ki taptaze durur gönüllerde...
***
"Mustafa Kemal Çanakkale'de var mıydı yok muydu?" diye çekiştirip duranlar bilirler ki:
Bir Arıburnu vardır Çanakkale'de.
Ve bu Arıburnu'nda Mustafa Kemal askerlerine:
-Ben size taarruzu emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum. Biz ölünceye kadar geçecek zaman içinde yerimize başka kuvvetler ve başka kumandanlar gelebilir, der ki bu da yazılıdır tarih kitaplarında.
Ardında Anafartalar var!..
***
"Mustafa Kemal Çanakkale'de var mıydı yok muydu?" diye hınçla dövünüp duranlar:
Onun 17 Ocak 1916'da Muharebe Altın Liyakat Madalyası'nı göğsüne taktığını inkâr edemezler.
Çanakkale'de Albay rütbesine yükseldiğini, bunun ardından daha bir yıl bile geçmeden generalliğe terfi ettiğini unutturamazlar.
Hasetlerinden çatlasalar bile Atatürk'ü Çanakkale'den silemezler.
***
Geçtiğimiz Cuma namazı hutbesinde konu Çanakkale'dir.
Ama Atatürk'ün adı bile geçmez.
Bu mudur vefa? Bu mudur sadakat?
Hani kul hakkı diye bir şey vardı? Nerede kaldı o kul hakkı?
Atatürk'ün Çanakkale'deki hakkını inkâr edenler kul hakkı yediklerini bilmezler mi?
***
Avustralyalı savaş tarihçilerinden Mat McLachlan: ''Atatürk olmasaydı, Çanakkale Savaşı'nı kazanabilirdik.'' der.
Atatürk'ü düşman olarak gören içimizdeki talihsizler de aynı şeyi söyler: ''Atatürk olmasaydı da Çanakkale Savaşı'nı kazanabilirdik.'' derler.
İkisi de Atatürk'ten muzdariptir.
Ama içlerinden sadece biri haklıdır.
Ve kimin haklı olduğunu elbette tarih bilmektedir.
Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.