Bizim Olanları Yitiriyoruz… ‎


Ülkeyi yönetmenin ne zaman yağmacılığa dönüştüğü belli değil! Tarihin çok yönlü yaptığı açıklamaların ne ölçüde gerçeği yansıttığı bilinmiyor.
Şu günler nereye baksanız karanlık!
Neyi ararsanız yokluğa karışmış.
Ve para! Para olmaktan çıkmış pula dönüşmek sevdasında!..

***
 
Korku dolu varsayımlar dizi dizi olmuş, toplumu kemirip durmakta!.. Yaşanan şüpheli ve karanlık eylemlerin nasıl aklanacağı bilinmiyor. Daha doğrusu ve açıkçası pusularla kaplı bir yolda gidenin yaşadığı tedirginliği yaşıyoruz.
Hukuk, hak ve adalet temsilcileri; yorgun, bitkin ve ne yaptığından emin değil. Ülkemizin içine düştüğü karmaşanın ne zamana dek böyle süreceği bilinmiyor. Gözler büzülmüş, bakışlar parlaklığını yitirmiş ve umut dağıtan tüccarlar bile sokaklarda gezmez olmuş.
Yitiriyoruz!..
Bizdekileri, bizim olanları yitiriyoruz.
Yerine yenisini koymakta zorlanacağımız kayıplar peş peşe hızla çoğalıyor.
Ve her geçen gün biraz daha çok bizim olanları yitiriyoruz.

***
İstanbul üzerinden oynanan oyunların basit olmadığı, üstelik tahmin bile edilemeyeceği anlaşılıyor.
Tuhaf, anlaşılmaz girişimlerin ardında nelerin yığılı olduğundan haberli olanlar çok az.
Kardeşler düşman edilmiş birbirine. Kin dolu gözler. Bundan olacak ki sokakta karşılaştıklarında bile bakmaz olmuşlar yüzlerine!
Birileri iterken bizleri uçurumun kenarına doğru suskunluğumuzun pahalıya mal olacağı açıkça görünüyor.
Dış politika derseniz? O da güven duygusunu yitirmişliğin paspal görüntüsüne bürünmüş.
Elin oğlu fırsatları kaçırmıyor.
***
 
İktidarın çevresini saran amansız diken sürüleri çoğalıyor. Sivri, batıcı ve can acıtıcı dikenler vahşeti simgeliyorlar…
Çıkar döngüsünün içinde dolanıp duranlar arı suyu bulandırıyor.
Ve bu gidiş iyi gidiş değil!..
Önü alınamazlara, önlenemezlere doğru kayış var.
Allah korusun kardeş kavgasına doğru bir itiş var.
Başta iktidar olmak üzere ondan nemalananların düşündükleri, yaptıkları ve eyleme dönüştürdükleri pusluluk görüntüsünden sıyrılamıyor bir türlü!..
 
***

"Türkiye İttifakı" özlemi hepimizin özlemiydi.
Ama düşmanlıktan yana olanların böyle bir ittifak daha doğmadan buna engel olduklarını üzüntüyle izliyoruz. Sağduyunun egemen olacağı günlere hasretiz.
Hep bana!
Hep bana!
Diye bağırıp duran "hep bana sevdalılarının" bu ülkeye büyük zarar verecekleri açıkça belli oluyor.
Umarız Ramazan ayının bereketi ve insanları kucaklayıcı nitelikleri üstün gelir de korkularımız düşlerde kalır.
***
Son sözümüz Yüksek Seçim Kurulu üyelerine:
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerine yapılan itiraz üzerine vereceğiniz karar ülkemizin geleceğiyle doğrudan ilgili olacaktır. Bekayı keyiflerince istedikleri gibi başka yerlerde arayanların etkisinde kalmayıp bu ülkenin sevda ölçüsünde ihtiyacı olan; hak, hukuk ve adaletin sesi olmanız tek dileğimizdir.
 
AÇIKLAMA:
Sosyal medyada, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın Putin önünde yere kadar eğildiği bir resmin paylaşıldığına tanık olduk. Bu paylaşımın kimden çıktığını bilemeyiz...
Ama tek kelimeyle cehaletin şımarıkça yansımadır.
Sayın Erdoğan'ı sevmeyebilirsiniz. Bunu tartışmayız…
Ama o Türkiye Cumhuriyeti'nin Cumhurbaşkanıdır.
Ne olursa olsun ülkemizin temsilcisidir. Onun bir başkasının önünde yere kadar eğildiğinin resmedilmesi çirkin ve edepsizcedir…
Lütfen kaş yapalım derken göz çıkarmayalım… 
Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.